28 Kasım’da, Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde yalnızca bir saat arayla Rus petrolü taşıyan Gambiya bayraklı iki tankerin, Ukrayna tarafından insansız deniz araçlarıyla hedef alındığını söyleyen Gürdeniz, bu saldırıların uluslararası silahlı çatışma hukukunun temel ilkelerini ihlal ettiğini savundu. “Bu eylem, Türkiye’ye karşı düşmanca bir niyetin açık sembolüdür” dedi.
KITA SAHANLIĞINDA İKİ TANKERE SALDIRI
Gürdeniz, Türkiye’nin kıta sahanlığında yaşanan olayları şöyle anlattı:
“Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde, yalnızca bir saat arayla Gambiya bayraklı ve Rus petrolü taşıyan iki tankere yapılan saldırı; harp sahası veya yasak saha ilan edilmeden, uluslararası silahlı çatışma hukukunun en temel ilkeleri yok sayılarak gerçekleştirilmiş ağır bir ihlaldir. Bu eylem, Türkiye’ye karşı düşmanca bir niyetin açık sembolüdür. Eğer Ukrayna insansız deniz araçlarıyla Rus gemilerini hedef alacaksa, bunu ancak Rusya’nın karasularında veya Ukrayna tarafından ilan edilmiş bir yasak sahada yapabilir. Türk kıta sahanlığının özellikle seçilmiş olması tesadüf değildir.”

SENEGAL’DE SABOTAJ İDDİASI
Senegal’de Beşiktaş firmasına ait Panama bayraklı Mersin tankerine yapılan saldırıyı da değerlendiren Gürdeniz, şunları kaydetti:
“Bu olaydan kısa süre sonra Senegal’de, Beşiktaş firmasına ait, Panama bayraklı Mersin tankerine liman içinde patlayıcı yerleştirilerek makine dairesi altında büyük bir infilak yaratılmış, gemi ağır hasar nedeniyle ‘topyekûn kayıp’ statüsüne girmiştir. Bu, liman içinde işlenmiş organize bir sabotajdır.”
ULUSLARARASI HUKUK VE TÜRKİYE’NİN HAKLARI
Hukuki açıdan tabloyu da değerlendiren emekli amiral, “ABD ve AB’nin ‘tek taraflı’ yaptırım listelerine alınan Türk sahipli gemiler, uluslararası deniz hukukuna aykırı bir faaliyet yürütmemektedir. Türkiye bu yaptırımlara taraf değildir ve bu yaptırımlar Birleşmiş Milletler tarafından emredilen yaptırımlar da değildir. Bu nedenle Türk gemilerinin hedef alınması uluslararası hukuka tamamen aykırıdır. Bu adeta denizde mafya düzeni uygulamasıdır. Türkiye’nin kıta sahanlığında arka arkaya iki saldırı, ardından Senegal’de Türk sahipli bir tankerin patlatılarak devre dışı bırakılması, artık münferit olay değil; Türkiye’yi baskı altına almaya yönelik sistematik bir kampanyadır. Bu saldırılar, Türkiye’nin karşı hamle yapma hakkını doğurur ve derhal BM Güvenlik Konseyi’nin gündemine taşınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Arka arkaya yaşanan saldırıların artık münferit olay olmaktan çıktığını söyleyen Gürdeniz, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’ni derhal göreve çağırması gerektiğini ifade etti. Gürdeniz, hiçbir devletin dünya denizlerinde tek taraflı yaptırım uygulanan gemilere karşı infaz yetkisi kullanamayacağını ve bu tür eylemlerin “korsanlıkla eşdeğer” olduğunu söyledi.
“MEYDAN OKURCASINA SALDIRILAR DÜZENLEMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Ukrayna tahıl ticaretine değinen Gürdeniz, “Unutulmamalıdır ki Ukrayna’nın can damarı olan tahıl ticareti Türk Boğazları üzerinden yürümektedir. Türkiye’nin iş birliği olmasa, bu konvoyların güvenli şekilde dünyaya ulaşması mümkün değildir. Türkiye bu jesti yaparken, Ukrayna’nın ve onu destekleyen devletlerin Türk gemilerini cezalandırmaya kalkışması ve Türk kıta sahanlığında meydan okurcasına saldırılar düzenlemesi kabul edilemez” dedi.
TÜRKİYE SESSİZ KALAMAZ
Gürdeniz açıklamasını, “Türkiye bu saldırılara sessiz kalamaz; hem uluslararası hukukun hem bölgesel deniz güvenliğinin gereği, bu meydan okuma karşılıksız bırakılmamalıdır. Hükümetlerin temel görevi jeopolitik ve ekonomik çıkarlarımızı korumaktır. Ama hepsinden önemlisi devletin onurunu korumaktır” sözleriyle tamamladı.



















