Her ikinizde çok eskiye dayanan dostluk ve rekabet temelli dayanışma arkadaşlığı sürdürüyorsunuz.
Önce sizi tanıyabilir miyiz?
Ben beden eğitimi mezunuyum, eski olimpik kürek sporcusuyum iki ayrı dalda dünya üçüncüsüyüm. Uzun yıllardır dayanıklılık sporlarıyla iç içe yaşıyorum. Hayatımın büyük kısmı doğada geçen ekspedisyonlarla şekillendi. Antarktika’da Güney Kutbu’na tek basina yürüyerek ulaşan ilk Türk oldum. Bunun yanı sıra Grönland buz örtüsünü geçen ilk Türk olarak da önemli bir kutup ekspedisyonuna imza attım. Benim ki sanırım soğuk bölgelerde, buzullar üzerinde ve okyanuslarda geçen bu yolculuklar aslında insanın kendi sınırlarını keşfetme hikâyesi.
Bahadır İşseven ise çok yönlü bir dayanıklılık sporcusu. Kendisi milli kürekçi, aynı zamanda milli dağ bisikletçisi ve yıllardır ultramaraton koşan bir sporcu. Yani uzun süreli fiziksel mücadelelerin içinde yetişmiş biri. Aramızdaki ilişki yıllara dayanan bir dostluk ama aynı zamanda sporcu rekabetiyle de beslenmiş bir bağ. Zorlu koşullarda birbirine güvenebilen iki sporcu olmak, böyle projelerde en az fiziksel güç kadar önemli.

Doğa sporlarının temelindeki ilkeleri nasıl özetlersiniz?
Doğa sporları aslında insanın doğaya karşı değil, doğayla birlikte hareket etmeyi öğrendiği bir alan. Birinci kural doğaya saygı. Doğayı yenemezsiniz. Onun ritmine uyum sağlarsınız. İkinci kural kendi limitlerini bilmek. Doğa sizi çok hızlı bir şekilde test eder. Gücünüzü, enerjinizi ve psikolojinizi doğru yönetmek zorundasınız. Üçüncüsü disiplin ve sabır. Doğada acele eden genellikle hata yapar.
Bir diğer önemli konu da zaman algısını kaybetmemek. Özellikle kutup bölgelerinde ya da uzun okyanus geçişlerinde günler birbirine karışabilir. Ritminizi korumak hem güvenlik hem performans için kritik.
Sonuçta doğa sporları insana çok net bir şey öğretir:
Doğa karşısında hepimiz aynı ölçüde küçüğüz ama aynı ölçüde de güçlü olabiliriz.

Antarktika’yı adımlayarak geçen ilk Türk olarak tarihe geçtiniz. Şimdiki maceranızı anlatır mısınız?
Atlas Okyanusu’nu hangi yarışma şartlarında, nasıl ve hangi rotadan geçeceksiniz?
Antarktika’da Güney Kutbu’na yürümek benim hayatımın en öğretici deneyimlerinden biriydi. Günlerce beyaz bir sonsuzluğun içinde ilerlemek, insanın zihinsel gücünün fiziksel güçten bile önemli olduğunu gösteriyor. Daha sonra Grönland buz örtüsünü geçen ilk Türk olarak bir başka kutup yolculuğuna imza attım. Bu tür ekspedisyonlar insana şunu öğretiyor: İnsan düşündüğünden çok daha dayanıklı bir varlık.
Şimdi ise hedefimiz okyanus.
Atlas Okyanusu’nu kürekle geçeceğiz. Bu geçiş uluslararası bir okyanus kürek yarışının şartları içinde gerçekleşecek. Start noktası Kanarya Adaları, hedef ise Karayipler. Yaklaşık 4800–5000 kilometrelik bir rota. Tamamen insan gücüyle ilerleyen bir kürek teknesinde, vardiyalar halinde kürek çekerek ilerleyeceğiz. Okyanus sabit bir yol değil. Rüzgârlar, akıntılar ve hava şartları rotayı sürekli değiştiriyor.
Bu nedenle aslında sadece bir yarış değil, haftalar süren bir hayatta kalma ve dayanıklılık yolculuğu diyebiliriz.

Fiziken ve mantıken bu zorlu geçişe nasıl hazırlandınız?
Bu tür bir projede hazırlık iki ana başlıktan oluşuyor: fiziksel dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık. Fiziksel olarak uzun süreli dayanıklılık antrenmanları yapıyoruz. Kürek ergometresi çalışmaları, güç antrenmanları ve uzun süreli kardiyo programları günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.
Bunun dışında denizde yapılan uzun kürek antrenmanları çok önemli. Tekneye alışmak, vardiya düzenini oturtmak ve ekip uyumunu geliştirmek gerekiyor. Ama asıl mesele zihinsel hazırlık. Haftalarca küçük bir teknede, sürekli hareket eden bir platformda yaşamak kolay değil. Uyku düzeniniz değişiyor, konfor alanınız tamamen ortadan kalkıyor. Bu yüzden zihinsel olarak kendimizi uzun süreli mücadeleye hazırlıyoruz.

Atlas Okyanusu kürekle geçilir mi? Daha doğrusu iki kürek sporcusu Atlas Okyanusu’nu nasıl geçer?
Evet geçilir. Ama romantik bir macera gibi değil, çok ciddi bir disiplinle. Okyanus kürek tekneleri bu iş için özel tasarlanmış teknelerdir. Tamamen insan gücüyle ilerler ve üzerinde küçük yaşam kabinleri bulunur.
Genellikle sistem şöyle işler:
Bir kişi kürek çekerken diğer kişi dinlenir.
Çoğu ekip 2 saat kürek – 2 saat dinlenme sistemini kullanır. Bu döngü günün 24 saati boyunca devam eder. Ancak dinlenme aninda teknenin elektronik sistemlerini ve rotayi kontrol etmek,su aritmak,tekneyi temizlenmek gibi isler de var.
Yani aslında okyanusu geçen şey tek bir büyük hamle değildir.
Binlerce saat ve milyonlarca kürek darbesidir.

Bu ekspedisyonda sizi bekleyen zorluklar ya da asimetrik durumlar neler?
Okyanus son derece öngörülemez bir ortamdır.
En büyük zorluklardan biri fırtınalar ve büyük dalgalar. Bazen birkaç gün boyunca kürek çekemediğiniz durumlar olabilir. Bunun dışında sürekli hareket eden bir teknede yaşamak da ayrı bir mücadele. Tuzlu su, nem, yorgunluk ve uyku düzensizliği zamanla birikiyor. Okyanus aynı zamanda büyük bir ekosistem. Katil balina orcalarla karşılaşmak, büyük balık sürüleri, kopekbaliklari görmek mümkün.
Ama açık konuşmak gerekirse en büyük mücadele doğayla değil. İnsanın kendi zihniyle verdiği mücadele.

Son derece azimli ve inatçı iki Türk var karşımızda. Sizi takip edenlere ve destekleyenlere neler söylersiniz?
Bizi takip eden ve destekleyen herkese gerçekten minnettarız. Böyle projeler sadece iki kişinin gücüyle yapılmıyor. Arkada inanan insanlar, destekçiler ve moral veren bir topluluk oluyor. Bizim için en önemli şey şu:
Hayaller gerçek olabilir. Ama bunun için sabır, disiplin ve emek gerekir.
Bizi web sitemiz TurkishTwinsOceanTeam.com’dan ve instagram hesabimiz TurkishTwinsOceanTeam’den takip edebilirler
Peki destekcileriniz var mı ? Bu ucuz bir iş mi?
Bu iş neredeyse Antarktika ve Grönland, ekspedisyonlarimdan daha pahalı diyebilirim. Sadece okyanusda kullanabileceginiz bir tekne imal ettirmek gerekli ve gercekten cok pahalı. Sonucta 7 metrelik ve boş ağiırlığı 250 kg olan tekneye neredeyse caninizi emanet edeceksiniz. Sadece tekneyle de bitmiyor, antrenmanlar, açık deniz simulasyonları, zorunlu egitimler, ulaşım için ciddi masraflarımız var.
Ilk sponsorumuz THY. Ulaşım sponsorumuz oldu sagolsunlar. Son iki ekpsedisyonumda da yanımda olan Optimum Nutrition firmasi yine destekçimiz. Türkiye Kürek Federasyonu da ilk defa Okyanus Kurek Yarışı’nı takvimine aldi ve tam destek veriyor. Ancak destek isinin cok başındayız ve her türlü desteğe, sponsora ihtiyacımız var. İlgilenenler bizimle irtibata gecerse cok seviniriz.

Kamuoyuna ne mesaj verirsiniz?
Türkiye’de macera sporlarının ve keşif kültürünün daha fazla gelişmesini istiyoruz. Dünyanın en zorlu okyanuslarını, en sert kutup bölgelerini geçen sporcular arasında Türklerin de daha fazla yer alması gerektiğine inanıyoruz. Bizim yaptığımız şey sadece bir spor projesi değil. Bu aynı zamanda insanın sınırlarını keşfetme yolculuğu.
Eğer bu yolculuk gençlere ilham verir, bir çocuğun doğaya bakışını değiştirirse, yaptığımız şeyin anlamı çok daha büyük olur.
ALİ RIZA BİLAL- https://www.instagram.com/alirizabilal?utm_source=qr&igsh=bXFmODN3dTNraDR4





















