25 HAZİRAN NEDEN DÜNYA DENİZCİLER GÜNÜ?
Zorlu koşullar altında çalışan denizcilerin hak ettikleri saygının hatırlanması Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), zorlu koşullar altında...
Mod seçin, deneyimini kişiselleştirin.
Zorlu koşullar altında çalışan denizcilerin hak ettikleri saygının hatırlanması Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), zorlu koşullar altında...
Hava yağmurluydu. İçim sıkıldı. Hemen kendimi dışarı attım. Sahilde turlarken bir anda kendimi Ada Vapuru’nda buldum. Hiçbir plan yapmadan mavi sularda Ada’ya gidiyordum. İçimdeki grilik vapura binince yerini sevince bıraktı. Bütün sıkıntılarım geride kalmıştı sanki. Ada’ya yaklaşırken gördüğüm ilk balıkçı sanki bir Van Gogh tablosu yapar gibi ciddi bir halde oltasını atıp çekiyordu. Denizin ortasında bir heykel gibiydi. Çiseleyen yağmur umrunda değildi. Hayattan tamamen kopmuş tek odak noktası mavi sulardan yukarı çekeceği balıktaydı.
LATİFE UŞAKKİZADE (UŞAKLIGİL)
Latife Hanım 1900 senesinde dünyaya gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk Cumhurbaşkanı eşidir. Doğum yeri İzmir’dir. Uşakkizade Muammer Bey’in kızıdır. Arnavutköy Amerikan Koleji’ni bitirmiştir. Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde Hukuk ve Siyaset eğitimi görmüştür. İyi derecede dil bilmektedir. 9 Eylül’de Yunanlılar İzmir’den kovulmuştur. 13 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım’ın daveti üzerine Uşakkizade Köşkü’ne gelmiştir. Gazi Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım rahatsızlandığı vakitlerde Uşakkizade Köşkü’nde kalmış 14 Ocak 1923’te vefat etmiştir. Latife Hanım dil bilgisiyle ve zarafetiyle Mustafa Kemal Paşa’nın dikkatini cezbetmişti.
Bilindiği üzere her meslek grubunun bir riski bir çalışma koşulları vardır. Bu risk ve çalışma koşulları o mesleği cazip hale getirir veya kabul görmez. Bizim konumuz olan denizcilik mesleği doğası itibariyle zor koşullar içinde, doğayla mücadele ederek zaman mevhumu olmadan yapılan bir meslektir. Denizcilik denince amatör ve eğlence amaçlı deniz sporlarını bir taraf bırakırsak genelde ve haklı olarak ticaret denizciliği akıllara gelmektedir. Bunun yanında adından fazla söz edilmeyen faaliyet alanı başkalarının can ve malını kurtarmak olan küçük bir meslek grubunun yaşanmış olaylardan yola çıkarak teknik değerlendirmekten ziyade insani boyutlarından bahsetmek istiyorum. Elbette denizciliğin diğer alanlarında da benzer duyularla karşılaşıyoruz. Daha geniş ifadeyle, deprem, sel baskını, heyelan gibi bir afet vb. gibi durumlarda görevlilerin veya gönüllülerin insan hayatını kurtarmak için can havliyle uğraşan kişilerin duyguları ve düşüncelerine tercüman olmak istiyorum. Bunlar olay bittikten sonra unutulup giden isimsiz kahramanlardır. Belki bir şekilde vefa borcumuzu ödemiş oluruz.
Küresel soruna dönüşen Rusya-Ukrayna savaşında barut dumanının tüttüğü; Donetsk, Luhansk ve Mariupol’de insanlar barış günlerinin özlemiyle yaşıyor. Savaşın onarılamaz etkisi günlük yaşamı doğrudan etkilerken, 1 yıllık sürenin sonunda normalleşmenin ilk adımları da gözleniyor. İnsanlar çok yakınlarına düşebilecek patlayıcılara rağmen işlerine giderken kamu hizmetleri aksatılmamaya çalışılıyor. Eğitim, kültür ve sanat tamamen dururken sağlık hizmetlerinin aksamaması için çaba sarf ediliyor. Belli saatlerde açılan market ve restoranlar, savaş bölgesinde ki karamsar havanın dağılmasına yardımcı oluyor. Bomba ve füze gölgesinde yaşayan Donbass halkı, Türkiye’yi derin acıya boğan depremler sonrası duydukları üzüntüyü sürekli dile getirerek acıları hissetmek için mesafenin önemli olmadığını kanıtlıyor.
Fatih Belediyesi tarafından ilçenin 5 farklı noktasında yürütülen kentsel tasarım uygulamaları ve cephe rehabilitasyon çalışmaları ile Fatih eşsiz bir görüntüye kavuşmaya devam ediyor. Rengârenk görüntüleriyle şehrin cazibe merkezi haline gelen bölgeler, yerli ve yabancı turistler ile fotoğraf tutkunlarının da uğrak lokasyonları oldu.
Küresel ölçekte çok önemli bir mesleği yaparken birçok tehlikeye maruz kalan hatta hayatlarını kaybedebilecek iş kazaları yaşayan denizciler, ellerinden alınan yıpranma hakkını tekrar kazanmak için mücadele ediyor. 2008 yılından itibaren kaldırılan yıpranma hakkının geri gelmesiyle erken emeklilik gibi kazanımlarını tekrar elde etmek isteyen denizcilerin çabası sürerken, Türkiye Denizciler Sendikası bu bilincin gelişmesi için her yıl fotoğraf yarışması düzenliyor. Türkiye’nin ilk profesör unvanlı kaptanı Prof. Dr. Necmettin Akten anısına düzenlenen fotoğraf yarışmasına gönderilen birbirinden değerli 71 fotoğraf saygın jüri tarafından değerlendirildi. Zorlu mesleği yerine getirirken yıprandıkları açıkça belli olan denizcilerin her biri kartpostal gibi olan görüntüleri, deniz insanlarının yaşadıklarının küçük bir kesiti gibi.
Sualtı dünyasının sevilen ismi olan Kaş Barakuda Diving Anemon Teknesi Kaptan Hasan Kırbaş vefat etmiştir. Mekanı cennet olsun, ailesinin ve camiamızın başı sağ olsun…
İngilterede 2015 yılında düzenlenmeye başlayan ve günümüze kadar her yılın en güzel fotoğraflarının ödüllendirildiği Uluslararası ” Yılın Su altı Fotoğrafçısı” yarışmasının kazananları açılandı.
Maltepe çok özel bir sergiye ev sahipliği yaptı. Kurumsal iletişim uzmanı, fotoğraf sanatçısı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSTON A.Ş’de basın müşaviri olarak görev yapan Emine Hilal Korucu’nun “Pandemi İstanbul” isimli fotoğraf sergisi Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açıldı. Sergide Korucu’nun pandemi sürecinde İstanbul’da yaşananları anlattığı siyah beyaz 70 fotoğraf karesi sanatseverler ile buluştu. Sergide, pandemi sürecinde sessizleşen İstanbul sokakları, bu süreçte önemli bir rol oynayan sağlık çalışanları ve pandeminin gölgesinde yaşanan günlük hayatın fotoğrafları yer aldı.
2 Ağustos 1926 gecesi Ege Denizi’nin açık sularında Türk bandıralı Bozkurt gemisi ile Fransız bandıralı Lotus gemisi arasında yaşanan çarpışma, sekiz Türk denizcisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmış ve genç Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası hukuk tarihinin en çarpıcı davalarından birinin merkezine taşımıştır. Fransa’nın, Türk mahkemelerinin bir Fransız vatandaşını yargılama yetkisini sorgulaması, meselenin Lahey’deki Uluslararası Daimî Adalet Divanı önüne taşınmasına yol açmıştır. Divan’ın 7 Eylül 1927 tarihli kararı, yalnızca Türkiye lehine bir hüküm değil, aynı zamanda uluslararası hukukta devlet egemenliğinin sınırlarına ilişkin temel bir ilkenin —Lotus İlkesinin— doğuşunu da simgelemektedir. Bu çalışma, söz konusu davayı tarihsel bağlamı, diplomatik boyutu, hukuki muhakemesi ve uluslararası hukuka kalıcı etkisi çerçevesinde bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır.
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
