Bizim gözümüzden Cumhuriyet, yedi düvelin orantısız bir güç ile toparlanıp geldiği Çanakkale’de, onların emperyalist emellerini, Akdeniz’in mavi sularına gömen ve o gün için değil, bugün, yüz yıl sonra bile, onların korkulu rüyası olmaya devam eden bir kurtuluş mücadelesine ilham olan Nusret’tir.
Cumhuriyet, tarihe kök salmış koskoca bir milletin umutlarını geleceğe taşıyan, Bandırma vapurudur.
Cumhuriyet, bu yüce milleti tarih sayfalarına gömebileceklerini düşünenlere, “geldikleri gibi giderler” diyebilen bir dahi, bir insan üstü, bir ulu önderin, güvertesinde göğsünü gere gere dimdik ayakta durduğu, Kartal istimbotudur.
Cumhuriyet, yüz yıl önce “halkla ilişkiler” diye bir kavram yokken, yeni kurulmuş bir devleti dünyaya tanıtmak için, kültür, sanat, bilim gibi evrensel ve medeniyeti temsil eden unsurlar ile donatıp, dünya denizlerinde Türk bayrağını dolaştıran, Karadeniz vapurudur.
Göz Atın
KURUMLARDAN ELEKTRİK HATLARINDA KUŞ ÖLÜMLERİNE KARŞI AÇIKLAMA
Cumhuriyet, tarih boyu milyonlarca kilometre karelik topraklarda, at üzerinde göçerek hüküm sürmüş bir millete, denizciliği bir “milli ülkü” olarak hedef göstermek ve o milleti denizci millet yapma çabalarıdır.
Cumhuriyet, tam bağımsız her ülkenin egemenlik haklarının çok önemli bir parçası olan kabotaj hakkının, bir daha verilmemek üzere geri alınmasıdır. Ona “Mavi Vatan” adını verip, uğrunda can verilecek vatan toprağının yanına eklemlemektir.
Cumhuriyet, kuruluşu ile birlikte, cihana hâkim olmak için denizlere hâkim olmak gerektiğinin bilinciyle kurulan, yolcu ve yük taşımacılığı ve tersanecilik faaliyetleri yürüten kamu iktisadi teşekkülleridir. Sonrasında özel teşebbüs eliyle kurulan ve ülkemizi denizcilik konusunda hep ileriye taşıyan özel şirketlerdir, Türk Loydu’dur, denizci millet olma hedefine yürümemizi sağlayan tüm sivil toplum kuruluşlarıdır, denizcilik konusunda uğraşan spor ve kültürel faaliyetlerde bulunan kurumsal ve bireysel bütün kuruluşlardır .
Cumhuriyet, bizlerin her zaman mücadele ettiğimiz gibi, tarihin akışını değiştiren bir milletin ve devletin, yüzyıldır karşı karşıya kaldığı sert rüzgârlar, kaba dalgalar ve bunlar karşısında ki direnme gücümüzdür.
Cumhuriyet, bir yandan zorlu tabiat ile mücadele etmek için her türlü donanıma sahip olmaya gayret etmek, yaşam boyu öğrenmek, ama diğer yandan da ona sonsuz bir saygı ve sevgi beslemektir.
Ve nihayetinde Cumhuriyet, ister tabiat olsun ister başka nedenlerle karşılaştığımız zorlu koşullar ile mücadele etmek için muhtaç olduğumuz kanın, asil damarlarımızda dolaştığını bize söyleyen ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Bu vesile ile başta kendisi olmak üzere, Cumhuriyeti kuran ve 100.yıla vasıl olmasını sağlayan, bu uğurda bir tek tuğla dahi koyan herkese minnet ve şükranlarımı sunarım. Ebediyete intikal edenlere Allahtan rahmet, sağ olanlara selamet dilerim.
Türkiye’nin dört bir yanında elektrik hatları nedeniyle yaşanan kuş ölümlerinin ardından sivil toplum kuruluşları, inisiyatifler, platformlar ve meslek örgütleri göçmen kuşların güvenliği için ortak bir çağrıda buluştu. WWF-Türkiye, Doğa Derneği, Eko Alan ve Kuş Kolektifi öncülüğünde hazırlanan ve 70’i aşkın kurumun destek verdiği açık çağrıyla, kuş ölümlerinin önlenmesi için riskli elektrik hatlarında acil önlem alınması ve Türkiye genelinde kapsamlı bir “Ulusal Göç Yolları Güvenliği Eylem Planı” hazırlanması talep ediliyor. 10 Ekim Dünya Göçmen Kuşlar Günü’nde çağrı yineleniyor: Doğanın binlerce yıllık rotası elektrik hatlarında kesilmesin.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.