TÜRK OKYANUS KAŞİFİ GOLDEN GLOBE İÇİN DESTEK BEKLİYOR
TÜRK OKYANUS KAŞİFİ GOLDEN GLOBE İÇİN DESTEK BEKLİYOR
6 Eylül 2026 tarihinde Fransa’nın Atlas Okyanusu kıyısındaki Les Sables d’Olonne’dan başlayacak Golden Globe Race (GGR) yarışına katılmak üzere hazırlıklarım başladı. İlan edilen 24 yarışmacı arasında profilimde Türk bayrağı görülüyor. O bayrak yelkenimde de gösterilecek.
https://goldengloberace.com/skippers/erden-eruc/
Şu anda Lorient’teki 2’nci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin inşa ettiği denizaltı üssünün önündeki marinada bu yarışta kullanacağım teknem CLARA’yı toparlıyorum. GGR ilk defa 1968’de yapılmış, başlayan dokuz yelkenciden sadece Robin Knox Johnston bitirmişti. Yarış, 2018 yılındaki 50nci yıldönümünde yeniden düzenlendi.
Artık dört senede bir tekrarlanacak olan ve yelkenciliğin altın yıllarına atfedilen bu yarışın özelliği, “retro sailing” ibaresiyle 1968 yarışındaki şartları çağrıştırması. Yarışa sadece 1988 öncesi inşa edilmiş standart tekneler ancak onaylandıktan sonra katılabiliyor. Uzunluk 32-36 feet arası (10-11 metre) olarak sınırlanmış. Full-keel gövde şart ve dümen salmaya bitişik olmak zorunda.
Elektronik seyir aleti kullanmayacak
GPS, elektronik seyir cihazı, tuz arıtan su cihazı, uydu haberleşmesi, modern hava tahminleri ve ilgili optimum rota tespiti yasak. Dyneema, karbon elyaf, kevlar gibi egzotik malzemeler kullanılmıyor, ama fiberglas serbest. Uydu telefonu, modem, akıllı telefon vs acil durumda açılacak mühürlü bir kutuda, açılırsa diskalifiye olmak söz konusu. Yarışta sextant, kağıt harita, SSB radyo-telsiz ve WeatherFax kullanılacak.
Full displacement gövdeli bu teknelerin ortalama hızı 5-6 knot olduğundan yarışın sekiz ay sürmesi beklenir. Bu yarışta önemli olan hata yapmamak, tekneyi işler ve kendimi zinde tutmak, armayı bozmadan, tekneyi devirip direk kırmadan ve hatta tekneyi batırmadan Fransa’ya geri dönebilmek. Bitirmek bir başarı olacak.
Rota, Atlas Okyanusunda güneye inecek, Antarktika’yı saat yönünde doğuya doğru dolanıp en son Horn Burnunu döndükten sonra Atlas Okyanusunu bu kez kuzeye doğru tırmanacak ve başladığı yerde noktalanacak. Yarışı tek başıma durmadan ve yardım almadan tamamlamam gerekiyor. CLARA 2022 yarışını ilk bitiren tekne. Eğer hakkını verebilirsem, CLARA beni kürsüye taşır.
SPONSOR İHTİYACIM VAR
2022 GGR yarışının medya analizi, 213 milyon avroluk denk PR değeri yaratıldığını gösterdi. Değişik marka tanıtım ve reklam fırsatları önerdim. Bilgi dosyası sunabilirim.
Kendimden bahsetmem gerekirse:
USCG Master 100GRT Near Coastal ve RYA Yachtmaster Offshore ehliyetlerim var. Yelken eğitmeniyim, yat transferleri yaparım. TP-52 dahil değişik teknelerde yarıştım.
2003 yılından beridir doğa sporlarına odaklandım. O sene Seattle’da kurduğumuz eğitim amaçlı kar amacı gütmeyen Around-n-Over aracılığıyla kampanya düzenleyip Türkiye’de bilhassa İlkokullara Yardım (İLKYAR) Vakfına kaydadeğer nakit katkı derledim.
Yosemite vadisinde Half Dome ve El Capitan büyük duvarlarını tırmanan ilk Türk benim. Dünyada ve tarihte üç ayrı okyanusu kürekle aşmış ilk kişi benim.
Dünyada ve tarihte kendi kas gücüyle bir devrialem tamamlamış ilk kişiyim. Bugün itibarıyla büyük çoğunluğu okyanus kürekçiliğine dair 18 ayrı Guinness Dünya Rekoru adıma kaydedildi. 2024 kitabında bana karşılıklı iki sayfa ayırıp Guinness Hall of Fame listesine aldılar.
Kürekçilerimizi denizci yapmak süreci
Bugüne kadar 1084 günü tek başıma olmak üzere, hayatımın 1167 günü okyanuslarda kürek başında geçti. Bunların her ikisi de birer Guinness rekoru, dünyada öncüyüm. Kürekle okyanus aşmış ilk ve hala tek Türk benim. Gönül ister ki Türkiye’den bir ya da iki tane dörder kişilik kayık, okyanus kürekçiliğinde düzenlenen yarışlara katılsın, bayrak göstersin. Kürekçilerimizi denizci yapmak sürecinin yanında o kayıkların tedariği, kayıkhane, lojistik, hazırlık seferleri gibi konuları çözmek için evvela karar verip niyet etmeli ve ardından yüklü bir bütçe derlenmeli.
Benim okyanusları aşmama vesile olan emektar sarı kayığımı, Gebze’deki Karmarin Tersanesinin müzesine yolladım. Orada sergilenecek. Sergiye öykü, görsel ve görüntü sağlamaya hazırım. Henüz ne düzen alacakları konusunu görüşmedik, zaman ola hayrola…
Sualtı bilimleri, dalış teknolojileri ve deniz araştırmaları alanında Türkiye’nin en köklü buluşmalarından biri olan Sualtı Bilim ve Teknoloji Toplantısı (SBT), bu yıl 27. kez kapılarını aralamaya hazırlanıyor. 1996 yılından bu yana düzenelenen ve akademi, kamu, özel sektör ile dalış camiasını aynı ortak platformda buluşturan geleneksel etkinlik, denizcilik ve sualtı dünyasının güncel gelişmelerine ışık tutacak.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.