Ada kültürü üzerine değerli bilgiler kitaplaştı
Daha önce “denizkartali.com’da Ada Rüzgârı ile ilgili bir yazı yazmıştım. (2) Ne güzel ki, bu sene Şubat başında Ada Rüzgârı-2 okuyucularla buluştu. Yazarları farklı bu ikinci kitapta Uzunada’dan da bir yazı yer aldı. Kültür köprüsü olan bir ada kitabında olmak mutluluk verici. Benim için ada bilincinin ve sevgisinin, doğa ile uyumlu yaşamın yaygınlaşması için bir damla katkı sunmak çok değerli.
Kitapta on üç adadan sımsıcak, ada kokulu hikâyeler var. Adalar ve hikâyelerin yazarları kitaptaki yazılış sırasına göre şöyle: Avşa Adası- Kaya Budak, Bozcaada- Günay Yurdakul, Burgazada- Çiğdem Kayaoğlu, Büyükada- Derya Tolgay, Cunda Adası- Gönül İlhan, Ekinlik Adası- Osman Tamanoğlu, Gökçeada- Nilay Çınar, Heybeliada-Nihan Aydar, Kınalıada- Alişan Şahin, Paşalimanı Adası-Mert Gülle, Uzunada- Uluç Hanhan, Koyunadası- H. Can Yücel, Marmara Adası- Gönül Karabolu. Bu nadide öyküler için tüm yazarlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu kısa öykülerin yer aldığı adaların dokuz tanesi Marmara denizinde yer alıyor. Bozcaada, Gökçeada, Cunda ve Uzunada ise Ege’de. Kısa öykülerin başlıkları şöyle; Avşa Adası- Avşa’nın kaya ormanları, Bozcaada- Adaya dönebilmek, Burgazada-Şen kal Burgazada, şen kal, Büyükada- Zamanın yavaşladığı yerde, Cunda Adası- Eve gelmiş gibiyim, Ekinlik- Ekinlikli Yağlı Osman, Gökçeada- Sahi neydi sevmeme sebep?, Heybeliada- En güzel halinle kal Heybeliada, Kınalıada- İstanbul’da fildişi kule, Paşalimanı Adası- Popülerlikten uzak bir ada, Uzunada- Uzunada’nın bir asırlık değişimi, Koyunadası- Leyla Tilav’ın Koyunadası anıları, Marmara Adası- Gül kadının doğa anlayışı.
İstanbul Adaları’nı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne sokmak için verdiği mücadele
Bu kitaptaki kısa yazılara göz attığımda benim gözüme şunlar çarptı; yazar bir hikâyede adada yer alan coğrafi şekilleri anlatıyor. Bir diğeri adasız yapamamak, onu hayatının merkezine koymak ile ilgili. Diğer bir yazıda hayata veda etme zamanının geldiğini düşündüğü son ayında şehre dönerken, adaya tekneden uzun uzun bakarak son kez söylenen bir sözü duyuyoruz. Adalı olmasında babasının denizci olmasının büyük etkisi olan yazarın sekiz senedir İstanbul Adaları’nı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne sokmak için verdiği mücadeleden haberdar oluyoruz. Bir yazar ise adaya ayak basışını “eve gelmiş gibiyim” diyor ve “ada rüzgarında saçları uçuşan kedili kadınlar tanıdıkça da adalı olmaya heveslendiğini” belirtiyor. Bir yazıdan, ada yaşamının en güzel yanlarından birinin yardımlaşma kültürü olduğunu söyleyen yazarın adadaki tüm bisikletleri bedelsiz tamir ettiğini öğreniyoruz.

Bir yazar, gidenlerle kalanların ortak öyküsü adasını tüm sokaklarının tarih koktuğunu söylerken, diğeri ise adasını sığındığı yer, mecburi ufak ayrılıklarında nefesinin kesilircesine duyduğu hasret olarak tarif ediyor. Bir yazar ise adasının doğasını şöyle anlatıyor: “ormanda kekik, çam ve yol boyunca iğde ağaçları, hanım elleri, akşamsefası, mimoza kokuları; onların güzellikleri yanında onlara kendi güzellikleri ile eşlik eden begonvil, sardunya vb. gibi çiçekleri”. Diğer bir yazar ise adayı ada yapan mutlak bir şeyden söz ediyor: “O telaşsız sakin hali, insanı şaşırtan sessizliği. Zamanın oldukça sessiz aktığı, hiç kimsenin bir şeylere koşturup yetişmeye çalışmaması”.
“Uzaklardan gördüğüm taşlığa varmak için keçiyollarını takip ediyorum”
İzmir’in koynundaki adaya anlatan bendeniz de “bundan yüz sene önce, adalıların Yunanistan’a gönderildikleri dönemde hayatlarına sıfırdan başlamak zorunda kaldılar. Oradaki örf ve adetlerini, yaşam ve düşünce tarzlarını da yanlarında götürdüler. Vatanlarından koparıldıkları andan itibaren bu acıya rağmen, mücadeleci olup yeni bir yaşam kurmak için çok çaba sarf ettiler. Çocuklarına ve hatta torunlarına bile bu değeri aşılamaya çalıştılar.” diye yazdım.(3) “Bütün yaz tatilini burada geçiren Tilav çiftinin kızları Prof. Dr. Serap Tilav’ın gün gelip Antartika’ya giden ilk Türk bilim insanı olacağını (1991) ve orada bulunan buz dağlarının birinin tepesine Tilav adının verileceğini kim bilebilirdi ki? diye soran yazarı, “Uzaklardan gördüğüm taşlığa varmak için keçiyollarını takip ediyorum. Yazları inek, koyun, yılan, kene ve keçi gibi canlılarla serin tepeler bulan çobanlar yürüyor. Bu çobanlardan biri olan Gül Kadının hikayesine dokunuyorum” diyen yazara kulak veriyoruz.
Bu sımsıcak öykülerle bizleri buluşturan Sevgili Mustafa Dermanlı ve H. Can Yücel’e ve kitaba katkı koyan yazarlara emekleri için çok teşekkür ediyoruz. Başta Sevgili Dermanlı Bozcada ile yola çıktı. Sonra ona Sevgili Yücel adası Marmara ile katıldı. İstanbul Adaları zaten bir mücevher, sonuçta on üç ada bu kültür köprüsü ile birleşti. Bu adalara diğer adaların da katılması dileğimiz. Asıl olan adadaki yaşam tarzının fark edilip anakarada da hayata geçirilmesidir. Bu yüzden bunun aracı olan kitaplar, dergiler çok önemli. Bu açıdan bakınca emek veren herkese teşekkür ederiz.
Ne güzel ada kardeşliği ve ne güzel adalıların kültür köprüsü ile buluşması!

Saygılarımla
Uluç Hanhan
www.uluchanhan.com
Ada Rüzgârı-2, 13 Adadan, 13 Yaşam Hikâyesi, Şubat 2023
Bir Zamanlar Uzunada ( 2017, 2019), İzmir Körfezi Batıkları (2021, 2022)










KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE
TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ
İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI
NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’