Küresel ısınma sonucunda dünyamızın biyosferinin ısınması ile bazı türlerin kitlesel olarak göç etmeye başladığı ve hatta yok olmaya başladığı artık bir gerçek.
Bu gerçek yeni bir haber değil, canlı tarihinde sürekli gerçekleşen bir olgu. Ancak bu güçlerin zamanı ve hızı daha önce görülmemiş bir hal almaya başladı. Göç eden türlerin sayısı da aynı şekilde artmaya başladı. 2017 yılında yapılan kapsamlı bir çalışma da tam olarak bunu önümüze tüm gerçekleriyle birlikte koyacaktı.
2017 yılında Dünya çapında 4 binin üzerinde türü kapsayan bir çalışmada bu türlerin neredeyse yarısının özellikle yaşam alanlarındaki iklimin artık kendilerine uymaması sonucunda göç etmeye başladığı ortaya çıktı. Bu çalışmada birçok türün ekvatordan kutuplara doğru daha soğuk bölgelere doğru, kara hayvanları için 10 yılda 17 kilometre kadar, deniz hayvanları için 10 yılda 72 kilometre kadar hareket ettiği ortaya çıktı. Ancak bunlar tabii ki ortalamalarda, bazı türler özellikle çok daha hızlı hareket ediyordu.
Her tür yer değiştirmek zorunda kalacak
Atlantik morinası ve mor imparator kelebeği gibi türlerin yaşam alanlarının 10 yıl içinde 200 kilometre kuzeye kaydığı tespit edildi. Her türün bir menzili ya da bu türün yaşamını sürdürdüğü bir coğrafi bölgesi olduğunu biliyoruz. Fakat dünyamızın genel anlamda iklim sistemi değiştiğinde elbette yerel anlamda da değişimlere neden oluyor ve bazı türler için daha önce yaşama elverişli olan bazı menziller haliyle daralıyor. Bu yerel iklim değişiklikleri de türleri farklı şekillerde etkileyebiliyor. Hangi bölgede hangi türün ne zaman yaşayacağını mesela ya da olağan göç zamanlarını üreme zamanları veya avcılarının ya da avlarının bulunma zamanlarını da etkiliyor. O nedenle yerel iklim geri dönülemez biçimde değiştiğinde, türlerinde bazı seçenekleri oluyor.

Yeni iklime uyum sağlamak, yok olmak ya da göç etmek, genellikle uyum sağlamak en güvenilir seçenek. Ancak iklim değişikliğinin inanılmaz hızlanması ve uyum sağlamak için yeterli süre olmaması nedeniyle evlerini terk etmekten başka şansları da kalmıyor. Genellikle küresel ısınma sonucunda bu göçler daha serin olan bölgelere kutuplara doğru gerçekleşebiliyor. Fakat kimi zaman daha nemli bölgeleri tercih eden türler tam tersi yönde hareket edebiliyor. Okyanuslarda türler ya yine daha serin olan kutuplara doğru ya da okyanusların derinliklerine doğru göç edebiliyorlar. Geçtiğimiz yıllarda bu göçlere ve bir domino etkisiyle neden olduğu sonuçlara şahit olduk.
Örneğin, Avustralya’da artan su sıcaklığı nedeniyle deniz kestanesinin menzili katlanarak arttı. Bunun sonucunda yosun oranında ciddi bir düşüş yaşadı ve bu nedenle tüketilen popüler balıkların nüfusunda da azalma gözlemlendi. Bazı durumlarda zamanlaması çok önemli olan bazı ekolojik ilişkilerde sekteye uğradı. Kuzey kutbunda karın erimesi normalden birkaç hafta önce başladığı için böceklerin yumurtadan çıkışı daha erken gerçekleşmeye başladı.

Bu da büyük Kumkuşu olarak bilinen tür için büyük bir sorundu. Bahar aylarında tropik bölgelerden Kuzey kutbuna bu böceklerle beslenmek ve üremek için gelirler. Fakat bir süredir geldiklerinde yumurtalardan yavru kuşlar çıkmadan böcekler çoktan kaybolmuş olurlar. Bu da bu türün sayısının hızla azalmasına neden oluyor. Aynı şekilde Grönland’da mevsimlerin kayması nedeniyle hamile ren geyikleri yiyecek bitki bulmakta zorlanıyor ve yavru ren geyiği ölümlerinde de artış gözlemleniyor.
Onunla birlikte sadece türler değil hastalıklar ve haşerelerde hareket halindeler. Güney Afrika’da lahana yaprak güveleri daha önce hiç görülmedikleri alanlarda lahanalara veya karnabaharlara saldırmaya başladı. Latin Amerika’da çeşitli mantarlar ve haşereler daha önce hiç görülmeyen bölgelerde kahve bitkilerine saldırıyorlar ve tehlikede olan sadece bitkiler değildi.
Bizde tehlikedeyiz
Sıtma, her yıl 200 milyonun üzerinde insanın enfekte olduğu bir hastalık. Sıtma, anofel olarak bilinen bir tür sivrisinek ile yayılır ve anofelde sıcak nedeniyle kutuplara ve yükseklere doğru hareket halinde ve ilk etkilerine daha önce sıtma sıklığı çok çok az olan Kolombiya ve Etiyopya’nın yüksek kesimlerinde görüyoruz. Elbette bu göçlerin kimi zaman olumlu sonuçları da olabiliyor.

Örneğin uskumru daha kuzeye kaydığı için İzlanda’da 2006’da 1700 ton ile kapanan av sezonu, 2010’da 120 bin tona ulaştı. Pasifik’te de resiflerdeki bozulmayı telafi edecek şekilde orkinosun sayısının artması bekleniyor. Tüm bu hareketin bazı garip sonuçları da olabiliyor. Aynı bölgede buluşan ve çiftleşen farklı türler sonucunda hibrit köpek balıkları, hibrit ayılar gibi bazı kibrit türler ve yaygınlaşmaya başladı. Yine insan açısından bakarsak, insanlıkta çevresindeki yaşam ve iklim ile ayrılamaz biçimde birbirine bağlıdır.
Tarihte bazı antik medeniyetlerin yerel biyosferinde ki değişim sonucunda yok olduklarında biliyoruz. Pakistan’da 3700 yıl önce yok olan İndus Vadisi Medeniyeti bunlardan biriydi. Yani bu gittikçe hızlanan kitlesel göçler bizi dorudan endişelendirmeli ve iklim değişikliğinin bir olasılık değil artık dramatik sonuçlara gebe bir gerçeklik olduğunu da kabullenmemiz gerekiyor.
Yazı : Emirhan Taştan
İletişim İçin Twitter: @DenizinKartalI









KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE
TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ
İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI
NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’