
Kalıcı sağlık sorunları olabilir
Maden ruhsatı verilen alanlarda büyük doğa alanı kaybının yaşandığını belirten TEMA Vakfı, 2019 yılından itibaren sürdürdüğü maden ruhsatlarının dağılımını gösteren harita çalışmalarında 24 şehirde yaklaşık 20 bin maden ruhsatının olduğunu ortaya koydu. Çanakkale, Balıkesir, Muğla, Tekirdağ, Kırklareli, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Zonguldak, Bartın, Eskişehir, Karaman, Kahramanmaraş, Erzincan,Tunceli, Ordu, Tokat, Artvin, Erzurum, Bayburt, Şırnak, Siirt, Batman ve Sivas şehirlerindeki maden ruhsatlarının; ormanlar, korunan alanlar, tarım ve mera alanları ve kültür varlıkları ile ilişkisini anlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ortalama ruhsatlılık oranının yüzde 63 olduğu söyledi. Ataç; “Madencilik çalışmalarına yönetmelikler ve ilke kararları ile kısıtlamalar getirilmeye çalışılsa da, kolayca değiştirilebilen bu düzenlemeler doğayı ve insan sağlığını güvencesiz ve korumasız bırakmaktadır. Madencilik çalışmaları, binlerce yılda oluşan üst toprağın, geliştiği ana kayadan bağlantısının koparılması, işletme sırasında kullanılan yoğun su tüketimi ve neden olduğu kimyasal kirlilik ile; bulunduğu bölgede kalıcı sağlık sorunları, sosyo-ekonomik ve kültürel yaşamda olumsuz etkiler bırakmaktadır.

Madencilik faaliyetlerinin neden olduğu bu tehditlerin önlenmesi ormanların, korunan alanların, verimli tarım ve mera arazilerinin, içme suyu havzalarının, yerel kültürün ve yerleşim bölgelerinin madenciliğin zararlarından korunmasıyla mümkün olacaktır. Birleşmiş Milletler Çevre Ajansı (UNEP) tarafından belirtildiği ve birçok ülke tarafından da uygulandığı gibi madenciliğe kapalı alanları kanunlarla belirleyip, belirlenen bu alanlarda arama faaliyetleri de dahil herhangi bir madencilik çalışmasına izin vermemek, doğal varlıkları, biyolojik zenginliği, yaban hayatını, tarım ve mera alanlarını, kıyıları ve içme suyu havzalarını madencilik faaliyetlerinden korumanın tek yoludur. Kanun korumazsa maden yaşatmaz” dedi.

Madenciliğe Kapalı Alanlar Politika Belgesi
TEMA Vakfı’nın hazırladığı politika belgesini paylaşan Ataç, doğa koruma, erozyonu önleme, iklimi koruma, su üretimi, toplum sağlığı, estetik, ekoturizm ve rekreasyon, ulusal savunma ve bilimsel işlevleri yerine getirme olarak belirlenen başlıklarda orman alanlarının korunması gerektiğini belirtti. Ataç, 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu gereğince milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, 2872 Sayılı Çevre Kanunu gereğince Özel Çevre Koruma Bölgeleri, 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu gereğince Yaban Hayatı Koruma Sahaları, Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ve Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanları, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereğince kültür varlıkları, tabiat varlıkları, sit alanları, Uluslararası Sözleşmelerle Korunan Alanlar gereğince Biyosfer rezerv alanları ve Ramsar alanları, bilimsel çalışmalarla belirlenmiş Önemli Doğa, Kuş ve Bitki Alanları gibi Potansiyel Korunan Alanlar, tarım alanları, 3573 Sayılı Zeytin Kanunu ile sınırları çizilen zeytin alanları, tüm koruma mesafeleri ile içme suyu havzaları, tüm sulak alanlar, kıyı alanları ve deniz koruma alanlarının korunması gerektiğini vurguladı.

Erzincan-Ilıç Altın madeni havuzu









NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’
GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA
GÜÇLÜ EL NİNO UYARISI: 2026, KAYITLARDAKİ EN SICAK İKİNCİ YIL OLABİLİR
100 MİLYON YIL ÖNCE DENİZLERDE KRAKEN BENZERİ AHTAPOTLAR HÜKÜM SÜRDÜ
DENİZ DİBİNDE BULUNAN ‘GİZEMLİ KÜRENİN’ SIRRI ÇÖZÜLDÜ: BİR ANEMON KALINTISI