Genel 3 ay önceBizler, Türkiye’de doğa koruma alanında faaliyet gösteren ve etik ilkelere bağlılık ile çalışan gerçek kişi ve tüzel kişiler olarak, bazı sivil toplum kuruluşlarının “doğa koruma” adı altında yürüttükleri faaliyetlerde etik standartlardan uzak uygulamalar sergilediklerini ve bu uygulamaların doğaya doğrudan veya dolaylı zarar verdiğini anlamış bulunuyoruz. Doğayı tahrip edecek projelere bilerek sessiz kalmak ya da dolaylı-dolaysız desteklemek, çalışmaları kapsamında habitatların doğal karakteristik özelliklerini bozmak, araştırma adıyla saha çalışmalarında yabanıl canlıları rahatsız etmek veya hassas yaşam alanlarını terk etmelerine neden olmak, habitatları ve biyolojik çeşitliliği bozan firma yöneticileriyle işbirlikleri gerçekleşerek yeşile boyama yapmak, daha önceden zaten yapılmış işleri kendileri yapmış gibi göstermek (intihal), geleneksel küçük ölçekli balıkçılar gibi geçimini yerelde sağlayan yöre halkının gerçek anlamda ve çoğulcu bir şekilde görüşleri ve önerilerini dikkate almadan alan yönetimleri ortaya koymak, mevzuat önermek bunlara verilecek en önemli örnekler. Etik dışı davranışlar yalnızca doğal yaşamı zedelemekle kalmayıp, aynı zamanda doğa koruma hareketine emek veren tüm kişi ve kurumların çabalarını boşa düşürmektedir.