“Denizaltılara yatırım yapılmalı”
Doğu Akdeniz’de İsrail-GKRY ve Yunanistan hattında “üç cepheli” bir gerilimin tırmandığını ifade eden Gürdeniz, Türkiye’nin bu denklemde attığı adımların yetersiz kaldığını belirtti. Gürdeniz, “Deniz silahlanmamız seçmenin gururunu okşayan ve oy getiren gösterişli uçak gemilerine değil, denizaltılara yapılmalıdır” uyarısında bulundu.

“İSRAİL KOMŞUMUZ OLDU”
Suriye’de yaptığı jeopolitik hataların sonucunda bugün İsrail’in Türkiye’nin komşusu olduğunu söyleyen Gürdeniz, “Türkiye’nin Suriye’de yaptığı jeopolitik hataların sonucunda bugün İsrail komşumuz oldu ve hem Şam’a hem de Türkiye’nin korumasındaki rejime rahatlıkla saldırabiliyor. İsrail, denize çıkışı olan bir Kürdistan’ı açıkça hedef gösterirken, Suriye’de Kürt grupları özerklik arayışı ve silahlanmayı sürdürüyor. Bu ortamda yeni bir “Açılım Süreci” başlatılıyor. Aynı dönemde İsrail, KKTC’yi ve askeri varlığımızı düşman ilan ederken, yeni bir Kafkas seddi olabilecek Zengezur koridorunun 99 yıllığına ABD kontrolüne geçmesine Azerbaycan–İsrail ilişkileri dikkat çekici boyutta ve stratejik boyutlardayken onay verilebiliyor” dedi.
“YUNANİSTAN, TÜRKİYE’NİN DENİZ YETKİLERİNİ GASP EDİYOR”
Yunanistan’ın son yıllarda Doğu Akdeniz’de attığı adımları da eleştiren Gürdeniz, “Atina hem deniz parklarıyla hem Sevilla haritasını esas alarak ilan ettiği deniz mekansal planlamasıyla kışkırtıcı tutumunu sürdürdü” dedi. Gürdeniz ayrıca, Girit güneybatısında Libya’ya ait münhasır ekonomik bölge içinde ABD şirketlerine lisans verilmesini, 2019 tarihli Türk–Libya deniz sınırlandırma anlaşmasına doğrudan bir müdahale olarak nitelendirdi.
Yunanistan’ın 153 ada, adacık ve kayalıkta devlet uygulamalarını artırdığına dikkat çeken Gürdeniz, “Ankara bu konuda hiçbir önlem almadı. Aksine Yunanistan’ın silahsızlandırılmış statüdeki adaların yanı sıra bu adaların da silahlandırılmasına göz yumdu. Kısacası Türkiye Doğu Akdeniz’de doğuda İsrail, batıda Yunanistan tarafından kuşatılıyor. Her iki devlet de ABD ve AB koruması altında” ifadelerini kullandı.

“MONTRÖ TARAFSIZLIĞIMIZI KORUDU ANCAK…”
Karadeniz’deki gelişmelere ilişkin de görüşlerini paylaşan Gürdeniz, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’nin tarafsızlık çizgisini koruduğunu söyledi. Ancak Romanya’daki NATO tatbikatlarına katılım ve Ukrayna’ya yapılan silah satışlarının bu çizgiyi zedelediğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“NATO, Türkiye’yi Rusya karşıtlığına hatta çatışma iklimine itmeye çalışıyor. İçeride ise kutuplaşma derin. Saçma Türkiyelilik kavramı millete dayatılıyor. Vicdani alanda kalması gereken kutsal din siyasetin emrinde sömürülüyor. Halk geçim derdinde. Çevresel felaketler ile liberal ekonominin doğa talanı yarış halinde. Sonuçta: Türkiye ABD neoconlarına ve ABD/AB finans kapitaline karşı net bir duruş sergileyemiyor. Güney Kafkasya ve Suriye’de ABD–İsrail sınırımıza yerleşmiş durumda.”
“ZAMAN GERÇEKÇİ OLMA ZAMANIDIR”
Türkiye’nin TCG Anadolu ve gündemdeki uçak gemisi projelerine yönelik yaklaşımını da değerlendiren Gürdeniz, bu gemilerin halk tarafından sempatiyle karşılandığını ancak askeri gerçeklikler açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. “Bu gemiler iki cepheli bir Akdeniz savaşında korunması çok zordur. Savaş başladığında mutlak hava üstünlüğü sağlandığında kullanılabilirler” diyen Gürdeniz, Ukrayna–Rusya savaşı ve Husi saldırılarından ders çıkarılması gerektiğini söyledi.
“Böylesi bir savaşta beka ancak denizaltılar ile sağlanır. Türkiye ağırlık merkezini acilen denizaltı harbine aktarmalıdır. Zaman gerçekçi olma zamanıdır” ifadesiyle dikkat çeken Gürdeniz, acil adımların atılması gerektiğini belirtti.

“KKTC’DE DENİZ VE HAVA ÜSSÜ KURULMALI”
Gürdeniz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) deniz ve hava üssü kurulmasının elzem olduğunu belirtti. “Zaman acilen KKTC’de deniz ve hava üssü kurma ve adada sürekli deniz kuvvetleri varlığı gösterme zamanıdır” diyerek Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de caydırıcılık kapasitesini artırması gerektiğini savundu.
“MAVİ VATAN, KEMALİST BİR DOKTRİNDİR”
Mavi Vatan konseptinin yalnızca bir deniz stratejisi değil, aynı zamanda bir dünya görüşü olduğunun altını çizen Gürdeniz, bu vizyonun “21. yüzyılın geri kalanında yüzünü tamamen denizlere dönmüş, deniz yetki alanlarındaki hak ve çıkarlarını garantilemiş ve Akdeniz dışına çıkmaya odaklanmış, savunma sanayinde kendine tamamen yeterli, demokratik, laik ve hukuk devleti Türkiye vizyonuna hizmet” ettiğini belirtti. Mavi Vatan’ın “emperyalizme karşı duruşu ile Kemalist bir doktrin” olduğunu vurgulayan Gürdeniz, bu yaklaşımın günlük siyasi propagandaya indirgenmemesi gerektiğini söyledi.
Gürdeniz son olarak, donanmanın iç politikaya malzeme yapılmaması gerektiğini ifade etti. “Diğer yandan halkımızın büyük savaş gemilerine teveccühü ve sempatisi sebebiyle donanma gerek gemileri gerekse tersanesi ile siyasete alet edilmemeli ve seçim yatırımı kapsamında kullanılmamalıdır” uyarısını yaptı.



















