“Ada’daki jeopolitik denklemi kökünden değiştirmese de önemli bir kırılma yarattı”
Gürdeniz, Kıbrıs Türk halkının tercihini değerlendirirken, “kendi uygar ve evrensel değerleri paralelinde kurduğu ileri demokrasi seviyesindeki ortamda” hareket ettiğini ifade ederek, “Kıbrıs Türk halkı sandıkta özellikle kendi yaşam tarzına içerden ve dışarıdan müdahale eden siyasete karşı tavır almıştır” dedi.
Ancak bu siyasi tercihin bazı riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Gürdeniz, “Bu süreçte maalesef sözde federasyon perspektifine de yeşil ışık yakmış görünse de, Doğu Akdeniz jeopolitiği günlük siyaset dengelerine göre değil, güç dengelerine göre çalışır” diyerek uyarıda bulundu.

“GÜÇ, ADADAKİ TÜRK ASKERİ VARLIĞINDAN GELİR”
Yeni hükümetin federasyon temelinde uluslararası hukuk ve diplomasi kanallarını işletmek isteyebileceğini belirten Gürdeniz, “bu yolun önündeki yapısal duvarların değişmediğini” ifade etti. Gürdeniz’e göre bu duvarlar; “Güney Kıbrıs’ın maksimalist tezleri, AB’nin taraflı konumu, Gazze denklemi sonrası saldırgan İsrail, ABD-İsrail-GKRY-Yunanistan ekseninin Ada’yı ileri karakol hâline getirme ve hatta kolonileştirme stratejisi” ile daha da sağlamlaşmış durumda.
Ayrıca, “Yunanistan’ın Türkiye’nin deniz yetki alanlarını Antalya Körfezi’ne hapsetme hedefinde değişiklik milim söz konusu değildir” diyen Gürdeniz, jeopolitik gerçeklerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

“MAVİ VATAN VİZYONU HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR”
Gürdeniz, Erhürman hükümetine yönelik olarak da önemli bir uyarıda bulundu: “Erhürman hükümeti, Kıbrıs Türk halkının iradesini temsil ederken, sahadaki gerçekliğin masadaki söylemi sınayacağını bilmelidir.” Bu bağlamda, “diplomasi ve iç siyaset elbette değerlidir, ancak diplomasi sadece güçle anlam kazanır. Güç ise adadaki Türk askeri varlığından gelir” dedi.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik çıkarlarının siyasi vizyonlarla tartışmaya açılmaması gerektiğini belirten Gürdeniz, “Türkiye’nin güvenliği, Mavi Vatan’ın sürekliliği ve KKTC’nin varoluşsal kazanımları, hiçbir siyasi vizyona tartışma konusu yapılmayacak kadar jeopolitik niteliktedir” ifadelerini kullandı.
Seçim sonuçlarının federasyon arayışı ile iki egemen devlet modeli arasında “çok net çizilmiş bir denge siyaseti” gerektirdiğini vurgulayan Gürdeniz, “Bu seçim, yön değişimi değil, niyet değişimi işareti olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Gürdeniz açıklamasını dikkat çeken şu sözlerle tamamladı:
“Gerçek yönü ise Doğu Akdeniz’in gücünü realizmden alan deniz jeopolitiği belirleyecektir. Onun özü sabittir. Ana vatan, yavru vatan ve Mavi Vatan bölünmez bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kılıçla kurulmuştur. Borsada kurulan devletler bu gerçeği değiştiremez.”



















