Gürdeniz, Nobel Ödülleri’nin tarafsız bir uluslararası başarı göstergesi değil, Batı’nın çıkarları doğrultusunda işleyen bir araç olduğunu savundu:
“Nobel Ödülleri altı kategoride verilir. Ama özellikle Barış, Ekonomi ve Edebiyat ödülleri, kolektif Batı’nın jeopolitik ve ekonomik vizyonuna hizmet edenlere verilir. Bu ödüller, Batı’nın kendi ideolojik çıkarlarını ‘ahlaki üstünlük’ ambalajıyla dünyaya sunma aracıdır.”
Nobel Barış Ödülü’nün Norveç ve İsveç akademileri eliyle “küresel meşruiyet sağlama mekanizmasına” dönüştürüldüğünü ifade eden Gürdeniz, “Amaç, Batı uygarlığının değer sistemini ‘evrensel hakikat’ kisvesiyle dünyaya dayatmaktır. Nobel, kimin ‘demokrat’, kimin ‘otoriter’ olduğuna karar veren bir meşruiyet fabrikasıdır” dedi.
Gürdeniz, Nobel Barış Ödülü’nün tarihindeki çelişkilere de dikkat çekti. 1973’te Henry Kissinger’a verilen ödülü hatırlatarak şöyle konuştu:
“Vietnam’da milyonlarca insanın ölümüne yol açan bir savaşın mimarı olan Kissinger’a, barış getirdiği gerekçesiyle ödül verildi. O sırada Kamboçya halı bombardımanı altındaydı. Bu utanç nedeniyle Nobel Komitesi’nden iki üye istifa etti.”
2009 yılında göreve yeni gelen ABD Başkanı Barack Obama’ya Nobel verilmesini ise şu sözlerle değerlendirdi:
“O dönemde ABD İHA’ları Yemen ve Pakistan’da yüzlerce sivili öldürüyordu. Irak ve Afganistan bombalanıyordu. 2011’de Libya parçalandı, Kaddafi linç edildi. 2012’de Operation Timber Sycamore başladı ve Suriye yıkıma sürüklendi. Tüm bu süreçlerin başında Obama vardı.”
2012 yılında Avrupa Birliği’ne topluca verilen Nobel Barış Ödülü’nü de eleştiren Gürdeniz, bu ödülün arkasında siyasi hesaplar olduğunu savundu:
“Libya’nın parçalanmasında başrol oynayan Fransa ve İtalya sayesinde oluşan göç dalgası, Akdeniz’de binlerce göçmen ölümüne yol açtı. Aynı yıllarda Yunanistan, İspanya ve Portekiz halkı IMF reçeteleriyle sokaklara dökülüyor, polis tarafından copla dövülüyordu. Bu koşullarda Nobel Komitesi, Avrupa’da barışın korunduğunu övüyordu.”
“Bu ödül, Batı’nın insan hakları söylemiyle ekonomik emperyalizmini kutsadığı bir vitrindir” diyen Gürdeniz, bu tür kararların “seçici ahlak anlayışının göstergesi” olduğunu söyledi.
Nobel Barış Ödülü sahibi Myanmar lideri Aung San Suu Kyi örneğiyle çifte standarda dikkat çeken Gürdeniz, şu ifadeleri kullandı:
“Batı destekli bir figür olarak iktidara geldi. Ancak 2016 sonrası ordu Rohingyalara soykırım uygularken devlet başkanı olarak sessiz kaldı. Çünkü bu karmaşa, Çin’in kuşak ve yol girişimine engel teşkil ediyordu. Batı’nın insan hakları mitolojisi, kendi çıkarlarıyla çelişince hemen susar.”
Gürdeniz, Nobel’in geldiği noktayı ise “Nobel, demokrasi savunuculuğundan etnik temizlik savunuculuğuna geçişin adıdır. Obama döneminde Libya ve Suriye’de ‘insani müdahale’ adı altında yapılan yıkımlar gibi, Batı’nın seçici ahlak anlayışının aynasıdır” cümleleriyle özetledi.
Ödülün sembolik boyutuna da dikkat çeken Gürdeniz, “Nobel madalyasının altın rengi, sadece insanlık ideali değil, küresel finans kapital oligarşisinin rengine denk düşüyor” dedi.
Cem Gürdeniz, Nobel Ödülü’nü reddeden Sovyet muhalifi Aleksandr Soljenitsin örneğini de hatırlatarak şu sözlere yer verdi:
“1970’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü reddeden Soljenitsin, Batı’nın sahte ilgisini gördü, ödül törenine katılmadı. ABD’ye gittiğinde Amerikan medyasının Rus halkını aşağılayan tavrını görünce şu cümleyi kurdu: ‘Batı’da da bir Gulag var, sadece gardiyanları takım elbise giyiyor.’”
Gürdeniz, bu sözün Batı’nın özgürlük maskesinin ardındaki çelişkiyi açığa çıkardığını vurguladı.
Türkiye kamuoyuna da seslenen Gürdeniz, “Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizde, Nobel Barış Ödülünü bu gerçeklere rağmen ciddiye alan ve alkışlayanların olması ne acı” ifadeleriyle eleştirisini noktaladı.
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…