Gece yarısı saat 01.00 sularında yangın kısmen kontrol altına alınmış olup itfaiye gemiye çıkarak direkteki 2 personeli kurtarmak istemiştir. Bizde itfaiyecileri yangın ve dumandan koruyup onlara yol açmak için su toplarımızı onlara göre ayarlayarak yardım ederek personellere ulaşılmasını sağladık. Sonradan duyduğumuz kadarıyla bunlardan biri dumandan zehirlenmiş diğeri ise hasta haneye kaldırılmıştı.
Sabaha karşı yangını kontrol altına alıp gemiyi itfaiye teşkilatına bırakarak Nassia tankerine yardıma gittik. Nassia tankeri, 276 metre boyunda ve 40 metre genişliğinde, 100.000 ton civarında ham petrol yüklüydü. Günün aydınlanması ile geminin silueti görülmeye başladı. Yangın baş taraftaki akaryakıt yüklü 1 numaralı tanklarında ve yaşam mahallinde yanmaya devam ediyor aynı zamanda denize alevli yakıt dökülüyordu. Bu arada bizimle birlikte birkaç römorkörde olay yerine gelmiş yangını söndürme çalışmalarına başlamıştık. TDİ kurumu dışında İzmir Rafineri 3 adlı ve Hasan Turhal adlı römorkörler söndürme kabiliyeti bakımından oldukça etkili olduğunu söylemeliyim. Bu arada olay yeri kriz masası kurulmuş ve geminin patlama ve yangının yayılma tehlikesine karşılık Boğazın her iki yakasında oturan vatandaşlarımız emniyet açısından oturdukları mahalden uzaklaşmaları sağlanmıştır. Bizler ise bu zamana göre ilkel vasıtalarda yanan tankerin hemen dibinde devasa yangını söndürmeye çalışıyoruz. Görevimiz bu olmasına rağmen geminin nasıl bir tepki yapacağı, patlama olup olmayacağı kısaca muhtemel tehlikeler hesaplanmadan gönderilen bizlerin ruh halleri herhalde tahmin edilebilir. Hele ki gemi ve personelden sorumlu olan gemi kaptanı iseniz bu birkaç misline çıkacaktır. Neyse ki yerinde yapılan müdahaleler neticesinde korkulan olmadı ve bir müddet sonra kriz masası yönetimi gemiyi buradan alıp Karadeniz’e çıkarılması kararı aldı. Gemiyi bulunduğu yerden kurtarıp Karadeniz’e benim çıkarmam istendi ve iki kişiyi gemiye çıkarılıp halatımı Nassia’nın kıç tarafına bağlamak suretiyle Boğaz ağzına çekmeye başladık. Bu arada umulmadık bir şey yaşandı, kuzeyli olan rüzgâr lodosa dönmüştü, bu durum personelimiz arasında Allah’ın bir lütfu olarak adlandırıldı. Gemiyi arkadan çekmek oldukça zordur birde kuzey akıntı ve rüzgârı olunca iş daha da zorlaşacaktı. Gemi bulunduğu yerden kurtarılıp Poyraz limanı önlerine gelinde halatımız koptu Poyraz önlerinde gemi biz kez daha karaya oturdu, bu oldukça berbat bir durumdu. Neyse bu sefer de büyük kahramanlık göstererek gemi üzerine balıkçılar çıkarak gemiyi bağladılar ve kaldığımız yerden çekmeye başladık. Zamanın bölge müdürü gemiye çelik halat vermemi istemesine rağmen ben bu talimatı herhangi bir tehlike durumunda uzaklaşamayacağım nedeni ile yerine getirmediğimden dolayı bölge müdürü ile kısa bir gerilim yaşamıştık.
Bize verilen rota, Kilyos Burnu ile İğne Ada arasında, karasularımızın dışına çıkmamak üzere doğu-batı istikametiydi. Bu rotada ağır yolla çeki yapılırken gerek bizim römorkörler gerekse yurt dışından getirilen 2 adet römorkör ile Hollanda firmasının elemanlarının da yardımıyla söndürme-soğutma çalışmaları yapılmaktaydı. Bizim görevimiz gemiyi istenilen rotalarda çekmekti aynı zamanda askeri tabirle karargâh gemisiydi. Zaman zaman bölge müdürü, kılavuz kaptan Saim Oğuzülgen ve İstanbul İtfaiye Dairesi Başkanı Doç. Abdurrahman Kılıç gemimde operasyonel karar alıyor, yoruldukları zaman da benim kamaramda dinleniyorlardı. Bazen ben bile onları rahatsız etmemek için kısa da olsa başka boş kamarayı kullandığım olmuştur. Herhalde kamarasını kullanmayan kaptan denizcilik tarihinde bir ilktir.
Yorgunluk, stres ve sorumluluk hat safhadaydı, günlerce dinlenememiştim. Bir ara 72 saatlik bir zaman diliminde sadece 5 saat kadar kısa aralıklı olarak kedi uykusu denilen kendimi dinlendirmeye çalıştım. Kriz yönetimi başta kumanya olmak üzere bazı ihtiyaçlarımız karşılıyordu ve hatta olası bir kötü durum için gemime doktor bile vermişti. Doktorlar nöbetleşe çalışıyorlardı, nöbet değişimi kötü havaya denk gelince değişim yapılamayıp doktorun gemide kalıp panik yaşama tedirginliği biraz ayıp ama bizim neşemiz olmuştu. Hiç unutmam doktor bey ‘sizin bu halinizi gördükten sonra denizcilere rapor yazma konusunda daha farklı davranacağım’ demişti.
Karadeniz tehlikeli denizdir, kış aylarında bu tehlike daha katlanır. Yaklaşık 40 gün kadar doğu-batı istikametinde çeki yaptık, birkaç fırtına yedik. Çeki gücümüzü sonuna kadar kullandığımız halde kuvvetli fırtınada tek başımıza çok zorlandığımız anlar oldu, hatta sahile çok yaklaştığımız zaman nerede ise her şey bitti diye düşünmüştük. Bize yardım edecek yani fırtınaya dayanacak kuvvette o zamanlar yerli bir römorkör olmadığından bilahare yurt dışından gelen iki römorkör ile çekmeye başladık. Bu arada bizimle eşdeğer kuvvette Yunanistan’dan bir başka römorkör çağırdılar biz bu römorkörün kullanmasının uygun görmedik. Ancak, daha sonra bizden daha güçlü başka bir römorkör Türk Bayrağı çekilerek yardımımıza gelmişti.
Yangın yaklaşık 5,5 gün sürmüş olup 18 Mart günü sabaha karşı kontrol alınmıştı. Ancak tamamın kontrol altına alınması için söndürme çalışmalarına devam edilmesi gerekiyordu bu nedenle 21 Mart sabahına kadar bu çalışmalar yapıldı. Yaklaşık 15.000 ton ham petrolün yanması ve denize dökülmesi sonucu kalan 85.000 ton civarında yük kurtarılmıştı. Yangının akabinde yükün boşaltılması kararı alınmıştı, bunun için yakıtın emniyetli boşaltılmasını sağlamak için gas free denilen yük tanklarını yanıcı gazlardan arındırmak gerekiyordu. Bu işlemlere başlanarak gazdan arındırma işlemleri tamamlandıktan sonra Deniz Nakliyatına ait Rauf Bey tankerine Nassia’nın kalan yükleri nakledildi.
Operasyonlar tamamlanmış gemi Aliağa’ya hurdaya gidecekti. Bu sefer bu geminin Boğaziçi köprüsünün altından geçip geçmeyeceği tartışıldı neyse ki geçebileceği kanaati getirilince gene gemimim yedeğinde ve etrafında o zaman Türkiye Denizcilik İşletmelerinde (TDİ) bulunan römorkörler eşliğinde kılavuz kaptanlar ile birlikte tören alanını andırır bir şekilde kalabalık bir gurupla İstanbul Boğazını geçtik. Boğaz geçişi sonrası yanıma sadece 1 refakat römorkörü vererek Çanakkale Boğazına geldim 1 römorkörde burada alarak 2 adet römorkörle kılavuzsuz Çanakkale Boğazını geçtim. Yapılan iş ve işlemler, geminin stresi o kadar beni etkilemişti ki Çanakkale’den geçerken römorkörlere gemiye müdahale etmemelerini sadece gerek görüldüğü takdirde benim talimatıma göre hareket etmelerini söyledim. Nitekim sorunsuz boğazı geçtikten sonra işletmeme şu telgrafı çektim ‘kılavuzsuz ve römorkör yardımsız Çanakkale Boğazı çıkıldı’. Bu aslında bir stres ve bir nevi duygu patlamasının bir tezahürüydü.
Bu arada Nassia yangını ülkemizin gördüğü Independenta yangınından sonra en büyük yangındı. Aradaki fark Independenta yangını müdahale edilemeyip 29 gün yanarak sönmesiydi, Nassia ise müdahaleler sonucu söndürüldü. Felaket boyutunda olabilecek bir kazanın o zamanki kısıtlı imkân ve kabiliyetlerle de olsa büyük cesaret örneği gösterilerek hayatlarını tehlikeye atarak katkı sağlayan bütün kişiler üstün başarı sağlanmıştır. Nitekim bu olay Uluslararası Kurtarmacılar Birliği (ISU) son 50 yılın en önemli başarılı kurtarma olaylarına girmiştir. ISU’nun kuruluşunun 50 inci yıl anısına yayınlanan kitapta 5 adet başarılı yangın söndürme operasyonlarına yer vermiş olup benimde kurtarma uzmanı olarak yer aldığım 4 sayfa yer ayırarak bu yangına ayrı parantez açmıştır.
Sonuç olarak, yangının başlangıcından itibaren Aliağa gemi söküm yerine teslim edişimiz tam 47 gün olmuştu. Kısaca, biz yarın Ramazan Bayramını evde yapacağız diye düşünürken Kurban Bayramına az kalmıştı. Bu denizin bir cilvesi denizcinin kaderi…
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…