
Gemi acenteliği mesleğinin ve kazanılmış hakların korunmasındaki duruşu
Son günlerde Gemi Acenteleri Yönetmeliği hakkında kamuoyunda gerçeği yansıtmayan değerlendirmeler ve eksik bilgilendirmeler yapıldığını belirten Recep Düzgit, meslektaşların doğru bilgiye ulaşması amacıyla sürecin tüm aşamalarını paylaştı. Gemi acenteliği mesleğinin ve kazanılmış hakların korunmasındaki duruşun net olduğunun altı çizilen açıklamada, idari, hukuki ve kurumsal platformlardaki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
Taslak Aşamasından Bugüne Ortak Akıl ve Girişimler
Yönetmelik henüz taslak aşamasındayken İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın gemi acentesi üyelerinin geniş katılımıyla hazırlanan görüş ve revizyon önerilerinin 21 Mart 2025 ve 29 Ağustos 2025 tarihlerinde ilgili makamlara iletildiği hatırlatıldı. 14 Mayıs 2026 tarihli ve 33253 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin sakıncalı hükümlerinin düzeltilmesi için idare nezdinde yoğun mesai harcandığı kaydedildi.
Uzlaşı yoluna öncelik verilen bu süreçte, Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün 24 Temmuz 2026 tarihli ve 3812332 sayılı yazısıyla mezun olunan bölüm sayıları artırıldı. Ayrıca sermaye şartına ilişkin yıllık artışın her yıl ayrıca takip edilmeyeceği ve hususun beş yıllık yenileme sürecinde değerlendirileceği açıklığa kavuşturuldu. Buna karşın, meslektaşların menfaatlerini korumak amacıyla Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği tarafından 13 Temmuz 2026 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesi’nin E.2026/5798 esas numarasıyla iptal davası açıldığı bildirildi.

Girişimler Sonucunda Elde Edilen Başlıca Kazanımlar
Sektörün ortak akılla yaptığı girişimler neticesinde nihai yönetmelikte sağlanan başlıca iyileştirmeler şu şekilde sıralandı:
Hukuki Sorumluluk Sınırı: Acente tanımına “kendi kusurları dışında sorumlu tutulamayan” ibaresi eklendi.
Şube ve Merkez Bağımsızlığı: Merkez veya şubenin pasif duruma geçmesi hâlinde bu yaptırımın tüm şubelere ve merkeze otomatik yansıması önlendi.
Acente Sorumlusu Şartı: Kazanılmış hakların korunması amacıyla şartlara “veya Sicile kayıtlı acente personeli olarak en az beş yıl süreyle çalışmış olmak” hükmü eklendi.
Anayasal Savunma Hakkı: İdarenin savunmayı yalnızca “gerek görülmesi hâlinde” isteyebileceğini öngören tartışmalı ibare metinden çıkarıldı.
Tali Acente Oranı: Ücret tarifesindeki yüzde 50’lik zorunluluk yüzde 30‘a indirilerek iş kaybının önüne geçildi.
Yetki Belgesi Ücretlerinde Büyük İndirim: A Sınıfı 900 bin TL’den 300 bin TL‘ye (%66,7), B Sınıfı 600 bin TL’den 200 bin TL‘ye (%66,7), C Sınıfı ise 300 bin TL’den 150 bin TL‘ye (%50) düşürüldü.
Sermaye Şartı Esnekliği: Sermayenin en az yüzde 50’sinin nakit veya kolay nakde çevrilebilir araçlardan oluşmasını ve limitin altına düşüldüğünde belgenin iptalini öngören hüküm nihai metinden çıkarıldı.
C Sınıfı Yat Acenteliği: Yönetmeliğe C Sınıfı Yat Acentesi tanımı eklenerek Türk Boğazları dâhil tüm yatlara hizmet sunabilmelerinin önü açıldı.
Yargıya Taşınan Başlıklar
Eğitim şartlarında mevcut çalışanların kazanılmış haklarının korunmaması, merkez acentelerde denizcilik mezunu personel istihdamı zorunluluğu, yetki belgelerinin tedbiren askıya alınması ve sermaye tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranında artırılması hükümlerinin iptali ile yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’daki yargı sürecinin devam ettiği belirtildi.

“Seçim Malzemesi Yapılmasını Doğru Bulmuyoruz”
Açıklamada, meslektaşların hukukunu ilgilendiren bu denli kritik bir konunun eksik ve yanıltıcı bilgilerle Deniz Ticaret Odası seçim malzemesi hâline getirilmesinin doğru bulunmadığı vurgulandı. Rekabetin denizcilik kültürüne yakışır bir centilmenlikle yürütülmesi gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Biz denizciyiz. Rekabetin de denizcilik kültürüne yakışır şekilde; saygılı, yapıcı ve centilmence yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ayrıştırıcı söylemler yerine ortak akıl ve dayanışma anlayışının sektörümüze daha fazla değer katacağına inanıyor; tüm meslektaşlarımızın ortak menfaatlerinin her türlü kişisel veya dönemsel hesabın üzerinde tutulması gerektiğini düşünüyoruz.”
Geçmişte 2002, 2005, 2011 ve 2012 yıllarındaki yönetmelik süreçlerinde de benzer hukuki mücadelelerin başarıyla yürütüldüğü hatırlatılarak, üyelerden resmî açıklamalar dışındaki mesnetsiz iddialara itibar etmemeleri istendi. Duyuru, “Bizim ölçümüz polemik değil; belge, hukuk ve sonuçtur” vurgusuyla son buldu.

























Yorumlar kapalı.