Tam da burada yeri gelmişken değinilmesinde fayda gördüğüm bir konuda birkaç şey aktarmak istiyorum.
Adının “Amatör Denizci” olması denizde seyir yapan veya seyir sorumluluğunu üstlenen bir kişiye asla denizcilik konularından muaf olma hakkını tanımaz. Burada kullanılan “Amatör” sözcüğünün anlamı yeni başlayan veya acemi anlamına gelmemektedir. Ben çok açılmayacağım, birazdan döneceğim, bir şey olursa sahil güvenlik var diye hareket etmek amatör olmak anlamına gelmemektedir. Amatör demek bir işi para kazanmak için değil hobi olarak yapmak anlamına gelmektedir. Yani profesyonel derecede bilgi sahibi olmak ve bu bilgi doğrultusunda tedbirli olmak amatör veya profesyonel her denizcinin görevi olmalıdır. Aksi takdirde denizci bir millet olma ihtimalimiz söz konusu değildir.
Deniz diğer meslek veya hobi alanlarından farklı olarak sizden hareketli bir zemine ayak uydurmanızı ister. Bu zemin birçok değişken halde karşımıza çıkabilmekte ve bazı durumlarda kuvvetinin bir sınırı olmadığını kötü bir şekilde tecrübe ettirebilmektedir. Karşımıza çıkacak bu deniz yüzey koşullarının ana sebebi ise atmosferde yaşanan hava olaylarıdır. Rüzgar şiddeti arttıkça zemin bir çok riski barındıran bir hale dönüşecek ve hem bilgi hem de ekipman yönünden denizciyi zorlamaya başlayacaktır. Teknelerimiz tam donanımlı ve kuvvetli, en kaliteli ve yeterli sayıda ekipman, en iyi haberleşme cihazları ile donatılmış olsa bile deniz koşullarının zorlayıcı şartları ile başa çıkmak için size gereken en önemli ve eksiksiz olması gereken şey bilgidir. Tecrübe ise bilgi ile ilerleyen bir sürecin sonunda elde edilen şeydir.
İşte deniz meteorolojisi de size bu konuda en sağlam dayanakları oluşturacaktır. Seyir yaptığınız coğrafi yapının meteorolojiye etkisinden dünyanın atmosfer yapısına kadar tüm detaylara hakim olan bir denizci tam da vaktinde alması gereken kararı alacak. En tedbirli şekilde hareket edecek ve riski en aza indirerek hem can hem de mal kaybını önleyecektir. Unutulmamalıdır ki içine girilen acil durum ile başa çıkmak öncesinde tedbir almaktan çok daha zor ve bazen de imkansız hale gelebilmektedir. Meteoroloji konusunda diğer bir sorun ise aynı zamanda denizde emniyet konusudur. Bu sorun ise amatör denizci kişinin daha önce seyir tecrübesi olmayan kişileri riske atmasıdır. Deniz her zaman insanın kendisini başkalarına ispat etme çabasını göstereceği son yerlerden birisi olmalıdır. Bu konu da meteoroloji ile çok yakından ilgilidir. Güneşli bir sabahta hiçbir rapor edinilmeden çıkılan basit bir balık turu veya yelken seyri içinden çıkılması çok zor bir acil duruma dönüşebilmektedir. Balık turuna veya yelken seyrine katılan arkadaşların veya diğer kişilerin kaptan olarak değerlendirdikleri kişi bu riski tartıp ona göre hareket etmelidir. Söylediğim gibi bu aynı zamanda denizde emniyet konusu ve meteoroloji ile yakından ilgilidir. İlerleyen yazılarda bu konuları da sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Mevsim Geçişleri ve Kıyılarımızda Tropikal İklimleşme
Sıcak mevsimden soğuk mevsime, soğuk mevsimden sıcak mevsime geçiş dönemleri olan bahar mevsimleri en şiddetli hava olaylarının yaşandığı dönemlerdir. Bu durum ülkemiz gibi dört mevsimin yaşandığı coğrafyalarda daha belirgin şekilde hissedilmektedir. Dünyanın güneş etrafında dönmesiyle yaşadığımız mevsimsel döngü gün geçtikçe değişmektedir. Yaz mevsiminde aniden bastıran yoğun miktarda yağışlar, bahar mevsimlerindeki ani sıcaklık artışları, sıcaklık düşüşleri mevsim dengesini bozmakta ve meteorolojik olayları etkilemektedir. Ülkemizin de içinde yer aldığı ve ekvator kuşağının hemen kuzeyinde yer alan Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinin devam etmesiyle ekvator kuşağına yakınlaşarak tropikal iklim özellikleri göstermeye başlamıştır.
Doğu Akdeniz’de değişmeye başlayan deniz dip yapısı ve balık cinsleri gözlemlenen değişikliklerden birkaçıdır. Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 30 derecenin üzerine çıkan Akdeniz Körfezi, sonbaharda yeterince soğumadığı için kara ile deniz arasındaki sıcaklık farkının dengesini bozmaktadır. Akdeniz de meydana gelen ekstra tropikal nitelikli fırtınaların sayısı geçmiş yıllara oranla artış göstermektedir. İklim değişikliğinin bu şekilde devam etmesi halinde görülmemiş rüzgâr hızları, hortumlar ve yağış miktarları artarak devam edecektir.
İklimi etkileyen diğer bir unsur ise dağlardır. Otomatik olarak kendi iklimlerini oluşturan dağlar, yüzey rüzgarlarını yükselmeye zorlayarak daha üst tabakadaki soğuk hava sayesinde yoğunlaşıp bulut ve yağış haline gelmelerini sağlar. Dağ sıraları ise nem taşınmasını engelleyerek kurak ve bozkır alanların oluşmasına sebebiyet verir. Orta Anadolu buna güzel bir örnektir.

Deniz Meteorolojisi ve İklim Değişikliği
Başlıktan da anlaşılacağı gibi denizcilik meteorolojisi genel iklim şartları ile oldukça ilişkilidir. İklim yeryüzü ile birlikte denizlerde de değişiyor. Rüzgâr şiddetleri, fırtına bölgeleri ve zamanları değişiyor. Çoğunlukla seyir yaptığımız Akdeniz ve Ege denizleri hızla tropikal kuşağın içerisine katılıyor. Bu da daha önce az sayıda yaşadığımız fakat giderek hem sayı hem de şiddet olarak artan tropikal nitelikli fırtınalar ve hortumlar göreceğimiz anlamına geliyor. Artık Akdeniz soğuması gereken zamanda soğumuyor ve Karadeniz’de görülmemiş ani ısınmalar gözlemleniyor. Bu sebeple meteorolojiyi günlük rapor takibi dışına çıkartarak kapsamlı olarak ele almalı ve iklim bilimi ile birlikte inceleyerek öğrenmeliyiz.
Peki Yolunda Gitmeyen Nedir?
İlk ve en büyük problem içinde yaşadığımız gezegeni tanımıyor olmamızdır. Bu sebeple ona nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Her şeyin gözümüzün gördüğünden ibaret olduğunu düşünerek bir yaşam sürüyoruz. Denizin ve okyanusların büyüklüğüne, ormanların çokluğuna ve gök yüzünün sonsuzluğuna aldanıyoruz. Hepimize ilk eğitimlerimizde aktarılan atmosferin yapısı hakkında bilgi sahibi olmadan, denizlerin ve okyanusların atmosferimizin korunmasında ormanlardan daha etkili olduğunu öğrenmeden, yaşadığımız meteoroloji sebepli felaketlerin nelerden kaynaklandığını anlamamız oldukça zor…

Tedbirler Almalıyız !!!
Geçtiğimiz ay yaşanan önce lodos ve ardından yıldız karayel fırtınasında kıyılarımızda meydana gelen can ve mal kayıpları hem denizcilerimizin hem deniz araçlarımızın hem de kıyı tesislerimizin yeterli bilgiye, fiziksel kapasiteye ve donanıma sahip olmadığını maalesef acı şekilde tecrübe etmiş olduk. 2018 yılında Libya körfezinde oluşan alçak basınç sahasında meydana gelen yarı tropikal siklonun İtalya kıyılarına daha önce görülmemiş şekilde hasar vermesi bu değişimlere eşsiz bir örnek teşkil etmektedir. Bu örneği vermekteki diğer amacım ise kıyı tesislerimizin, marinalarımızın ve barınaklarımızın bu gibi durumlarla karşılaşma olasılığını akıllara getirmektir. Su yükselmelerine uyum sağlayabilen kazık sistemli marinalar alınacak tedbirlere örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi şiddetli hava olaylarında teknelerin mevcut marinalarda veya barınaklarda güvende olmadığı açıkça ortadadır.




















