Yeni Haberler

ANADOLU MAVİSİ- ATATÜRK'ÜN GEMİLERİ

BUGÜN GELDİKLERİ GİBİ GİTTİKLERİ GÜNDÜR… DÜŞMAN İŞGALİ 101 YIL ÖNCE BUGÜN BİTTİ

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda yenik ilan edilen Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, yaklaşık 5 yıl işgal altında kalmıştı. 6 Ekim 1923 günü Mirliva Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk askeri bayram havasında şehre girerken, İstanbul’un kurtuluşu 101’inci yılında kutlanıyor. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Türkmen, “İşgal komutanı Charles Harrington, Anadolu’da başarıları artan Mustafa Kemal’le görüşüp, barışa zorlamayı çok istedi ama başaramadı. İstanbul’un yaklaşık 5 yıllık karanlık dönemi Mustafa Kemal Paşa’nın ‘Geldikleri Gibi Giderler’ öngörüsüyle son buldu” dedi. Türkmen, İngiliz General Charles Harrington’ın Atatürk ile Pera Palas’ta görüşmediğinin de altını çizdi.

Genel

DENİZİN GÖZYAŞLARI DUMLUPINAR

DUMLUPINAR denizaltı gemimiz 4 nisan 1953 gecesi 86 mürettebatıyla birlikte Ege Denizi’nde katıldığı NATO tatbikatından su üzerinde seyir haliyle Gölcük’teki ana üssüne dönüşe geçmişti. Saat 02’10’u gösterdiğinde Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde ilerliyordu. Güvertesine hava almak için çıkan 8 askerimiz, İstanbul yönünden gelen İsveç bandıralı NABOLAND adlı şilebini fark ettiklerinde şiddetli bir çarpışmayla denize düştüler. DUMLUPINAR denizaltı gemimiz ön taraftan büyük yara almış, kısa bir süre içerisinde burun üstü Çanakkale Boğazı’nın soğuk ve karanlık sularına gömülmüştü. Denize düşen askerlerimiz oluşan anafora olağan üstü direnç gösterip kurtulmaya çalışırken NABOLAND ‘dan atılan ışıklı can simitleri ve suya indirilen filikalar yardımıyla hayata tutunabildiler malesef 8 askerimizden sadece 5kişi bu şansı yakalayabildi 3 askerimiz orada şehit oldu. DUMLUPINAR denizaltı gemimiz hızla batarken içeriye dolan sular kahraman askerlerimizi sorgusuz sualsiz yutuyordu. İçeride yaşanan can pazarından kurtulmayı başaran 22 askerimiz kıç torpido dairesine sığınarak kapakları kapatmıştı. Gemimiz 94 metre derinlikte dibe oturduğunda ilk olarak geminin yerini belli edecek olan battı şamandırasını fırlattılar. Gün aydınlandığında şamandırayı fark eden gümrük motoru II. Çarkçısı Selim Yoludüz şamandıranın kapağını kaldırarak telefonu eline aldı.

Genel

ATATÜRK’ÜN DENİZCİLİK ANLAYIŞI İZMİR’DE SERGİLENİYOR

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ A.Ş.’nin organize ettiği “100 Yıllık Deniz Yolculuğu: Atatürk ve Cumhuriyet Gemileri Fotoğraf Sergisi” tarihi Konak İskelesi’nde bağlı Bergama Vapuru’nda açıldı. Deniz tarihçisi Ali Bozoğlu’nun arşivinden fotoğrafları içeren sergi 24 Mart’a kadar, hafta sonları dahil her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Genel

MİSAK-I MİLLİ SADECE SINIR DEĞİL VATANDIR

Osmanlı Devleti’nde 1876 yılında 2. Abdülhamid’in Meşrutiyeti ilan etmesiyle kurulan meclisin adı Mebusan Meclisidir. Osmanlı Devleti tarihinde halkın seçtiği ilk meclis olarak tarihe geçmiştir. 2. Meşrutiyet döneminin ardından 1878’de kapatılmış, daha sonra 1908’de tekrar açılmıştır. Mustafa Kemal Paşa halkın idaresinin önemini savunmaktaydı. Bu yüzden Son Osmanlı Mebusan Meclisinin açılmasını istiyor ve bunun için görüşmeler sağlıyordu. Mustafa Kemal Paşa tekrar açılması gerektiğine inandığı bu meclisi; “Meclis-i Milli” olarak isimlendiriyordu. Meclisin açılması gereken yerler olarak çok yönlü düşünüldü.

Deniz Kültürü

TIP DOKTORUNDAN 20 YILLIK ARAŞTIRMAYLA ATATÜRK KİTABI

Hayatını Atatürk tarihini araştırma ve öğrenmeye adayan Niğdeli Doktor Gürbüz Turgay, 800’denf azla eseri okuyarak gelecek kuşaklara bırakılacak güzel bir eser ortaya kaydı. 2 ciltten oluşan ‘Neden Atatürk Hepimizin’ isimli eserini anlatan Dr. Turgay, “Tarih boyunca eşine az rastlanabilecek bir askeri dehaya ve büyük bir devrimciye sahip olma şansına sahip Türk halkına kazanımlarını anlatmak istedim.” dedi.

Genel

“KLASİK TEKNELER DENİZ KÜLTÜRÜNÜN BÜYÜKELÇİLERİDİR”

Deniz coğrafyasıyla çevrili bir ülke olmasına rağmen denizden yeteri kadar faydalanamayan Türkiye’de halkın denizle daha çok buluşmasını amaçlayan sivil toplum kuruluşlarından Klasik Tekneler Platformu, bir etkinlik düzenledi. Deniz kültürünün önemli mirası klasik teknelerin hatırlatılması ve denizciliğin toplumun her kesimince sevilmesi için çabalayan platform, klasik tekneler ile deniz tutkunlarını 6’ncı kez buluşturdu. 17 Eylül’de Kalamış SETUR Marina’da gerçekleşen etkinlikle, barındırdığı anılarla hafızalarda iz bırakan 17 klasik tekne bir araya geldi. Deniz tutkunu iş insanı Rahmi M. Koç’un yelkenli klasiği Romola’da buluşmada yerini aldı. GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KLASİK TEKNELER KONUŞULDU
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz öncülüğünde deniz kültürünün benimsenmesi için toplumun her kesimine açık olan etkinlik; RMK Müzesi, Hamit Naci Mavi Vatan Vakfı, İstanbul Yelken Kulübü, Tuzla Yat Kulübü, Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iş birliğiyle gerçekleşti. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) himayesinde çalışmalarını sürdüren Klasik Tekneler Platformu tarafından organize edilen Klasik Tekneler Buluşması’na 17 tekne katıldı.

Genel

ANKARA VAPURU ATATÜRK’ÜN GEMİLERİ- ANADOLU MAVİSİ

  Bu gönderiyi Instagram’da gör   Anadolu Mavisi (@anadolu.mavisi)’in paylaştığı bir gönderi

Genel

MÜJDE… YAYINA HAZIRLANIYOR….. ATATÜRK 1881-1919

Yönetmen Mehmet Ada Öztekin ve Lanistar Medya adına Yapımcı Saner Ayar, “ATATÜRK” yapımının yayın takvimini paylaştı. FOX’ta TV’ye özel yayının hemen ardından iki film olarak 3 Kasım’da ve 5 Ocak’ta sinemalarda vizyona girecek yapım, Atatürk’ü hem bir kahraman hem de bir insan olarak ele alıyor.

Genel

ANADOLU MAVİSİ’NE HOŞGELDİN LADY MAY… KAPTAN ULUÇ HANHAN’DAN BÜYÜK KATKI

Sayın Ali Bozoğlu ve Sayın Gökhan Karakaş’ın yazdıkları “Anadolu Mavisi” adlı kitap Türk Loydu Vakfı Yayınlarından geçenlerde çıktı. Bu kitabın önemli bir özelliği var. Kitapta adı geçen 29 adet gemi ve tekne Atatürk tarafından bilfiil ziyaret edilmiş. Ulu önderimiz bu tekne ve gemilerde kimi zaman ülkenin buhranlı günlerini yaşamış, kimi zaman bir ülkenin direnişini başlatmış, kimisinde genç cumhuriyetin insanlarına kabotajı ve deniz sporlarını yaşatmış, kimisini yüzen sergi olarak Avrupa’ya göndermiş, kimisinde de naçiz vücudu ebediyete uğurlanmıştır. Peki bunlar hangileri? Kartal İstimbotu, Bandırma Vapuru, Hamidiye Zırhlısı, Söğütlü Yatı, Ertuğrul Yatı, Reşitpaşa Vapuru, Gülcemal Vapuru, Ankara Motoru, Sakarya Motoru, Nil teknesi (muşu), Karadeniz Vapuru, İzmir Vapuru, Marmara Vapuru, Ege Vapuru, Kadıköy Vapuru, Kalamış Vapuru, Heybeliada Vapuru, Çankaya Vapuru, Rüstemiye Vapuru, Kınalıada Vapuru, Ankara Vapuru, Sarı Zeybek Teknesi, Acar Botu, İstanbul Motoru, Rüya Yelkenlisi, Adatepe Muhribi, Zafer Destroyeri, Savarona Yatı ve Yavuz Zırhlısı. Yazarlar kitabın giriş kısmında şunu belirtmişlerdir: “Bu deniz taşıtlarından günümüze sadece 4 tanesinin geldiğini biliyoruz. Hoyratça yitirdiğimiz diğer gemileri maalesef koruyamadık ama Kartal, Savarona, Acar ve Sarı Zeybek’i korumanın Mavi Vatan’a bir borç olduğunu düşünüyoruz.” Çok haklı ve yerinde bir tespit. Bu alışkanlığımızı süratle terk etmeli ve tarihi değerlerimize sahip çıkıp, onları korumalıyız. “Modernlik”, “çağdaşlık” adı altında her önüne geleni yok edersek, şehirlerimizi, çevremizi, gemilerimizi, trenlerimizi, tüm tarihi değerlerimizi yok edersek geçmişle bağımızı kopartır öyle ortada kalıveririz. Bunun için aklımızı başımıza almalıyız.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!