BAKANLIKTAN KÜÇÜK BALIKÇIYA MÜSİLAJ DESTEĞİ
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Marmara Denizi’nde avcılık yapan küçük balıkçılara yönelik destekleme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
Mod seçin, deneyimini kişiselleştirin.
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Marmara Denizi’nde avcılık yapan küçük balıkçılara yönelik destekleme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
BÜTÜN PLAN ŞU MİNİCİK BALIĞI AVLAMAK!
İki tip balıkçı var:
Biri ekmeğini denizden çıkaran, çileli, balıkçılığı kendi kültürü gören, sadece cebini değil, denizi de düşünen. Bu grup, balıkçılığın sürdürülebilirliğinden yana. Sayıları çok yüksek hemen hemen toplam balıkçının yüzde 90’ınını oluşturuyorlar. Ama sesleri çıkamaz, çünkü balıkçı görünümlü “işinsanlarının” baskısı altındalar.
Diğeri balıkçı görünümlü “işinsanı” . Balıkçılığı kârlı bir yatırım olarak gördüğü için yapıyor. Kâr maksimizasyonu esas hedef. Hem balıkçı, hem inşaatçı, hem kabzımal, hem soğukhava depocusu, hem işleme tesisi sahibi. Küçük büyük fark etmez, denizde ne bulursa avlayıp paraya çevirme derdinde. Balık biterse hemen tekneyi satar daha kârlı bir sektöre yatırım yapar. Sayıları az, toplam balıkçı içinde en fazla sayıca yüzde 10 civarındalar. Ama her yerde bunların sözü geçer. Örgütlerde sesini yükselten birinci grup balıkçının balığını alıp-satmazlar, tehdit ederler. Parti fark etmeksizin politikacılarla yakın dostlukları vardır. Kimin borusu öterse ondan yanadırlar.
Akdeniz ve Karadeniz’de, yasadışı, kayıt dışı ve kural dışı (YKK) balıkçılığa karşı rüzgâr tersine dönüyor. Geçtiğimiz yıl boyunca, Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM), YKK balıkçılığa karşı ülkelerle iş birliğini önemli ölçüde artırdı ve verilen taahhütleri (denizde, limanda ve politika düzeyinde) somut eylemlere dönüştürdü. Gelecek hafta Nice’te gerçekleşecek 2025 Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı öncesinde verilecek mesaj çok açık: YKK balıkçılığın bu bölgenin geleceğinde yeri yok. Türkiye, bölgedeki yasal balıkçılar için eşit şartlar sağlamak ve deniz ürünlerinin düzenlemelere tabi faaliyetler yoluyla elde edilmesini güvence altına almak için harekete geçiyor.
Yasa dışı, Kayıt dışı ve Kural dışı Balıkçılıkla Mücadele Uluslararası Günü yalnızca takvimde bir nottan ibaret değildir. Bu, okyanuslarımızı ve onlara bağımlı toplulukları korumak için yapılan küresel bir çağrıdır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) Depozito Saha Yönetimi Sistemi’ni (DSYS) 2025 yılı sonuna kadar 81 ilde hayata geçirecek. Bakanlık, Sıfır Atık Hareketi’nin yeni bir adımı olacak depozito sistemiyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı.
Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırları yeniden belirlendi. Karada ve denizde 104 istasyonda yapılan incelemeler ile 37 bilim insanının katkılarıyla hazırlanan raporlar ışığında Bandırma-Yenice Köyü, Kumkent, Kumkale Deltası ve Uçmakdere gibi hassas ekosistem alanları koruma bölgesine dahil edildi. Karar Resmi Gazetede yayımlandı.
Sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla birlikte, Marmara Gölü’nü tarım alanına dönüştüren Manisa Valiliği, DSİ Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında imzalanan iş birliği protokolüne ve sulak alan sınır revizyonu kararına karşı açtığımuz dava sonuçlandı. Bilirkişi raporları, alandaki uygulamaların Marmara Gölü sulak alan ekosistemini yok edeceğini, bu uygulamalar yerine alana su sağlanırsa bölgenin sulak alan ve göl niteliğini kazanmaya elverişli olduğunu ortaya koydu. Bunun sonucunda, Mahkeme davaya yönelik yürütmenin durdurulması kararını verdi.
Manisa Marmara Gölü, Ramsar Sözleşmesi kapsamında hazırlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne göre 2017 yılında 24893 hektar büyüklüğünde bir Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescillenmişti. Göl, Türkiye’deki 184 Önemli Kuş Alanı’ndan ve 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biri. Alanda Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan kuş türleri bulunuyor. Göl, endemik tatlı su balığı türlerine de ev sahipliği yapıyor. Marmara Gölü, onu besleyen suların kesilmesiyle kurutuldu. Ancak kurutulmuş olsa da göl ekolojik önemini korumaya devam ediyor.
FOTOĞRAF: Kurutulan Marmara Gölü, Berkay Tunalı
Sevgili Gökhan Merhaba…
Görüşmeyeli uzun zaman oldu fırsatın olduğunda buluşalım.
Son gelişmelerin dünden bu güne ve daha da önemlisi yarına nasıl yansıyacağına dair yazdım.
Uygun görürsen yayınlayabilirsin.
Şah’ların otorite ve gücü; Vezir, Kale, Fil, At ve Piyonların doğru zaman, zemin ve mekandaki hamleleridir.
••
Şahlar arası işleyişin senaryosunu küresel sermaye belirler.
Neoliberalizm,.
Küresel sermayenin Gezegendeki canlı/cansız kaynakları eşitsiz ve sınırsız kullanma makinesidir.
Şahların sürekli soğuk ve/ya da sıcak savaştırılmaları bağlamında çalışır.
2023 yılı, temiz enerji sektöründe zorlu bir yıl olarak geride kalırken, Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 2.338 Megavat (MWe) artarak 106.344 MWe seviyesine ulaştı.
Elektrik enerjisi kurulu gücü içerisinde jeotermal enerjinin payı, 2023 yılında, bir önceki yıla göre aynı seviyede kalarak 1.691 MWe seviyesinde gerçekleşirken, sektör temsilcileri jeotermal enerjinin kullanıldığı alanlarda yatırımların artacağı görüşünde.
Göç ederken dinlenme ve mola noktası olarak Mersin’i seçen göçmen kuşların Afrika’ya başlayan yolculuğu için, ‘Göçmen Kuşları Uğurlama Etkinliği’ düzenlendi. Doğa Derneği öncülüğünde, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve diğer kurumların da katkılarıyla Melemez’de gerçekleşen etkinlikte göçmen kuşların vedası dürbünlerle izlenirken, kuşların ardından uğurlama geleneği olarak su döküldü. Etkinlik, göç eden kuşların korunmasına yönelik önemli bir farkındalık da oluşturuyor.
Türk mutfağının vazgeçilmezi hamsi, bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyor. İklim değişikliği ve aşırı avcılığa rağmen Karadeniz’deki hamsi stokunun halen güçlü olduğunu belirleyen bilim insanları, büyüme hızı düştüğü için artık 10 cm’in altında tezgaha gelmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü, Deniz Biyolojisi ve Balıkçılık Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Cemal Gücü, “2011 yılında ortalama boyu 11 cm olan hamsi geçtiğimiz sezon 10 cm’in altına düştü. TÜBİTAK ve Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle sürdürülen çalışmalarda hamsinin değişen şartlara uyum sağladığı, erken yaşta ürediği, üreme alanlarını ve göç yollarını değiştirdiğini gördük. Yani hamsi zor şartları telafi etmenin yolunu buluyor” dedi. Uzmanlar, doğru önlemlerle hamsinin veriminin 2 kat arttırılabileceğini belirtti.
Türkiye Güreş Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın, oğlunun kaybettiği maçın ardından mindere girip hakemin üzerine yürüdüğü iddia edilen olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. KAYNAK: Odatv.com
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
