VATANI SEVMEK ÇOK ÖZEL…

Ülkesine milletine, hayatını gerçek anlamda, feda eden vizyoner bir lider Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK… Daha çok yaşayacak ömrü olmalıydı… Sadece bize değil, Dünya üzerinde pek çok zihnin uyanışına, umuduna sebep oldu. ‘’ Atatürk gibi düşünmek ’’ diye bir deyim var, dünyaya mal olan. Gururlanıyorum her seferinde okuduklarımla, seyrettiklerimle, duyduklarımla… Kurak bir alanı yeşertip, çiçekler açtıran bir zihniyet O,  Atatürk Orman Çiftliğini kurma süreci de aynı inanış, üretkenlik, adanmışlık ve özen değil mi?…

Cumhuriyet ve ifade özgürlüğü

Tören sonrası çok sevdiğim bir arkadaşımla  Atatürk ve Cumhuriyet üzerinde konuşurken… Bizler tüm haklarımızı bize kazandıran, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve yaptıklarına bu kadar hayranken, nasıl oluyor da onu sevmeyenler, her fırsatta yeren kesim, hem Cumhuriyetin konforunu yaşayıp, hem de O’nu ve değerlerini küçümseyebiliyor, sevmeyebiliyor? Cumhuriyet ve ifade özgürlüğü üzerinde epey kafa yorulması gereken bir konu… Bazen ne kadar okusan da, eğitimler de alsan öğrendiklerini hayata uyarlayamadıktan sonra işe yaramıyor işte. Önemli olan kaç ortalamayla mezun olduğun değil, öğretilenleri ne kadar içselleştirebildiğin, anlamlandırabildiğin, hayata ne kadar değer kattığın… Anlayamadığım kısım ise şu; Sen bu sayede ifade edebiliyorsun kendini, yani bunu kabul ederken, etmiyor-MUŞ GİBİ yaşamak neden o zaman?…Özgürce konuşabiliyor, istediğimiz eğitimleri alıp, istediğimiz mesleği yapabiliyor, istediğimiz yerleri gezebiliyor ve istediğimiz kıyafeti giyebiliyorsak bu Atatürk’ün ileri görüşü sayesinde…

Tarih bilinci geliştirmeliyiz

Türk toplumunun en büyük değerleri; kültürel zenginliği, geleneksel değerlerine saygısı,  misafirperverliği , dayanışma ve yardımlaşmaya açık olması, aile bağları iken ne değişti? Azalmasına sebep olan şeyler,  planlı bir toplumsal algı yönetimi mi?… Bu değerlerin nesiller boyu aktarılarak devam etmesi, en başta temel yapıtaşımızı oluşturan çekirdek ailenin etkili iletişiminden başlıyor. Eğitimin ölçülebilirliği için diploma şart tabi ama imkansızlık nedeniyle okuyamayan nice erdemli çocuklar yetiştiren ebeveynleri düşününce insan ahlakın, toplumsal eğitimin sadece diplomayla olmadığını da net kavrıyor. Bu RNA’larımıza aktarılan bir süreç. Öğrenilen bu güçlü değerleri ne kadar  hayata uygulayarak çocuklarımıza örnek olursak, o kadar kalıcı olur üzerlerinde ve onlar da çocuklarına, torunların yeğenlerine, çevresinde yetişen nesle aktarabilir…

Mesela Yurt içi etkinliklere katılmak önem arz eder. Özellikle milli bayramlarda tüm ailenin katılımını sağlamamız, şanlı Türk Bayrağımızı gururla penceremize asmamız, gönüllü çalışmalara dahil olmak için fırsat yaratmamız ve komşularımızı arkadaşlarımızı da buna özendirmemiz, ülkemizi ve halkımızı daha yakından tanımak adına, bütçemiz elverdiğince, ülkenin her biryanına geziler düzenlememiz, tanıtım filmleri seyretmemiz, yaşlarına uygun vatan ve tarih kitapları okutmamız, kendilerini özgürce ifade edebileceği ortamlar hazırlamamız ,kendi  değerlerini iyi ifade etmelerini sağlamak için Türkçeyi iyi kullanmalarına özen göstermemiz, iletişimimizi iyileştirmemiz, yeri geldiğinde tartışabilmemiz ( Kavga etmeden), milli değerlerimizi anlamaları için tarih bilinçlerini geliştirmemiz, Doğayı koruma bilinçlerini artırmak için örnek davranışlar sergilememiz…Yanlış gittiğini farkettiğimiz şeyleri ZATEN ile başlayan cümlelerle normalleştirmememiz…

Peki Cumhuriyetin kuruluşundan bu zamana azalan, değişen değerlerimiz ne?.. Ebeveynlerimiz, Cumhuriyet çocukları tarafından büyütüldü. Yokluğun da, varlığın da bilinci çok yüksek değerlerdi onlarda. Farkındalardı yaşadıkları özverili değerin. Cumhuriyet kurulmadan önce modern köleliği de, savaş yokluğunu da yaşadı onlar, o fedakar, kayıplarla dolu, kısıtlı yaşamlardı onların ki…

Kadınlar, ailede alınan eğitimin temel taşı esas olarak. Çocuk en çok anneyle vakit geçiriyor büyüme sürecinde, istisnalar olabiliyor yaşam şartlarının zorlaşması nedeniyle tabi …Erkek ve kadın eşit.  Ailedeki rol model, çocuğun ilerideki yaşam dengesinde önemli bir yer tutuyor. ATATÜRK, kadınların erkeklerden daha aydın, daha bilgili olmasını bu nedenle istiyor kanımca. Kadınların milletin anası olmasını, toplumda erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin destekçisi yardımcısı olmasını tam da bu nedenle vurgulamıştır. Daha erdemli, değer kıymet bilen  vatansever çocuklar yetiştirmek için…

Asıl kadın hareketi 1980’leri bekledi

1926 yılında Medeni kanunun kabul edilmesi ardından, 1930 kadınlara belediye seçimlerinde oy kullanma hakkı verilmesi ve 1934 yılında da Seçme ve seçilme hakkıyla hayata katılan Kadının bu temel değerleri yaşatmadaki katkısı tartışılmaz. Özellikle kentlerde yaşayan Cumhuriyet kadınlarının konumu farklıydı o dönem, köyde yaşayanlara nazaran. Pek çok bilim insanı, yazar, akademisyen, tarihçi görev aldı Türkiyemizin çok yönlü gelişmesinde etkili oldular, hakları güçleri yettiğince. Ancak asıl kadın hareketi 1980’leri beklemek zorunda kalmış maalesef. Halk sindirerek ilerlemiş belki de bu büyük değişimi. Mustafa Kemal ATATÜRK de halkına güvenmiş, halkıda O’na… Atatürk’ün kadın haklarını yasalarla güvence altına alması, temeli sağlamlaştıran bir etki tabi, bu gerçek bir miras kabul edilmeli.

Sonrası teknoloji  çağıyla başlayan hızlı yaşam, dopamin bağımlılığı en çok  da zamanın matematiği, değerlerimizin önceliğini farklılaştırdı sanırım. Yaşam derdine düştü herkes, bu kapitalist düzende. Değerleri koruma bilinciyle yetişen, azalmaya direnen özel insanlar var pek tabi… Ama hatırlamamız gereken çok şey var tabi…

Geçenlerde Sayın Acar Baltaş’ın, “Hayata Hakkını Vermek” isimli kitabında da aynı konuya rastlayınca, konu üzerinde derinlemesine düşünme fırsatım oldu. Diyor ki ; ” Başkalarının yararını gözetmek önemli olmaktan çıktı, kendi çıkarlarını toplumun çıkarları üzerinde tutmak doğallaştı. Özür dilemek erdemken, ne pahasına olursa olsun bağırarak haklı çıkmaya çalışmak doğru sayıldı. Zayıf olanın yanında yer almak, onun için gözyaşı dökmek ve onu korumak makbul sayılırken, bugün güçlüden yana olmak, işine geleni, kendi görüşüne uyanı doğru ve adil kabul etmek doğal sayılır hale geldi.’’ Ve ekliyor ‘’Kurtuluş savaşı vermiş bir ülke, yurttaşlık bilincini yitirdi.’’ O kadar haklı ki, o kadar güzel anlatmış ki değişen değerlerimizi… Bence hareketlenmeye başladı o dumanlı bilinçler, o uyuşukluktan çıkıyor gibiyiz. Çıkmalıyız…Ne dersiniz?..

Değer vermek, değer görmek

“Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.’’ diyor Mevlana Celaleddin-i Rumi, 13. yy.da…Eğitimin temel direği anlamak, anlatabilme donanımına sahip olmak. Karşındakini anlamaya çalışmak….Dinlemek, dinlendiğini hissetmek, hissettirmek….Değer vermek, değer görmek….Çalışmak, çalıştırmak, birlikte değerlenmek, artmak….Gelişen teknolojiye uyum sağlayarak  ayak uydurmak, bu arada zihin gelişimi için de dengeli sosyalleşebilmek…

İşin özü; toplumda örnek insan olmaya çalışmak ve çocukları gençleri geleceğe bu şekilde hazırlamak. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün yaptığı da bu aslında bir nevi. O’nun değerleriyle şekillenen karizmatik kişiliği, evrensel ve insancıl bakış açısının etkisiyle karar alması halka örnek oldu, aile kurarken bile halkını gözetti, eğitti.

Değerleriyle yaşayan lider

Çağdaş bir diplomat, cesur bir girişimci ve evrensel boyutta bir devlet adamı olan Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK 143 yaşında, değerleri ile yaşayan/yaşatan, kadere boyun eğmeyen, muzaffer vatansever bir komutan.

O’nun bu evrensel değerlerin korunması, yaşatılması toplumumuzun geleceği için ne kadar büyük önem taşıdığının farkındayız. Baş öğretmenimizin değerlerinin koruyucu neferiyiz, son nefesimize kadar. Vatansever gençler yetiştirmek için özellikle çalışacağız…

Ve asla unutmayacağız Mustafa Kemal’in o eşsiz sözünü;

’’Vatanını çok seven, görevini en iyi yapandır.’’

Sevgilerimle⚓

MUGE MURTAY

En Yeniler

MAVİ VATAN’IN MİMARI ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK UNUTULMADI

Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…

% gün önce

KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE

İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…

% gün önce

TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ

Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…

% gün önce

İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI

Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…

% gün önce

NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’

Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…

% gün önce

GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA

Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…

% gün önce