Merhaba, ben Ömer Ege Taymaz, 13 yaşındayım. Annem ve babam dalgıç olduğu için, çok küçük yaşlardan beri, yaz kış hep dalış teknelerdeydim. Su altına dayanıklı küçük fotoğraf makinemle 5 yaşında suyun hemen altında fotoğraflar çekmeye başladım. Onlar dalıştayken ben teknede bekliyordum, dalıştan dönünce hep beraber yüzüyorduk, 6-7 yaşında tüpsüz 3 metreye kadar iniyordum. Sonra ben de dalmayı çok istedim. Türkiye’de 14 yaş altında dalış yasak olduğu için ilk dalış denemelerimi KKTC ve Mısır’da yaptım. Mısır seyahatlerinde önce scuba yapmadan su altının fotoğraflarını çekiyordum, sonra 10 yaşında Sharm’da eğitimleri bitirip “Open Water Diver” oldum. Gezi dönüşünde babamla Kozzy AVM’de su altı fotoğraf sergimizi açtık. Bu arada yeni kurulan SUFOD’da babam görevliydi, ben de onlarla etkinliklere katılıyordum. Dalış konusunda daha da ilerlemek istiyordum. 12 yaşındayken yine Mısır’da Advanced Open Water eğitimini tamamladım ve ilkyardım eğitimi de aldım, Sharm ve Dahab’da eğitimden sonra su altını görüntülemeye devam ettim. Aynı yıl, belli dalış ve süreyi geçirince sabırsızlıkla beklediğim “Rescue Diver” eğitimini bitirdim. Bu sefer yeni bir fotoğraf makinem de vardı, ışık kaynağı olarak da 2 yıldır video ışıklarını kullanıyordum. Hem kişisel hem de SUFOD’la birlikte birçok karma sergiye katıldım. Kidzania’da, TURMEPA’nın yaz kampında, TEGV’de ve SUFOD Zoom toplantılarında su altı dünyası ve fotoğrafları konularında sunumlar yaptım. Bu yıl 14 yaş sınırını aşıyorum, yıllardır beklediğim şekilde Kaş’ta dalmayı çok çok istiyorum.
instagram: taymazomerege ve omeregetaymaz.blogspot.com’dan dalışlarımı bulabilirsiniz...
Anemon Balığı-Palyaço Balığı: Su altına inmeye başladığımdan beri, filmlerden de tanıdığım bu balığı çekmeyi çok sevdim, burada ışığı direkt üstüne vermeye çalışarak çektim. Anemon balıkları eğer yuvalarını tehlikede hissederse sizi tehdit ediyor.
Forster’s Hawkfish: Bunlar genellikle bir kayanın üzerinde yatıyor oluyor, çok yavaş yaklaşmak gerek, bu fotoğrafımı çok severek çekmiştim, sergiye de koymak istemiştim ama kuyruğu tam çıkmadı diye koyamamıştım. Burada sergilemek istedim…
Cerrah Balığı: Burada mercanlar bitip birkaç metre derinlik başlıyordu. Daha dalışa başlamadığım yıl çekmiştim, sığ sularda çok oluyorlar ama kolay kızıyorlar, yanlarında da dikenleri var.
Kelebek Balığı: Bunu da yüzeye yakın bir yerlerde çekmiştim. Çok şekerler.
Anthias Balıkları ve Dalgıç: Open Water Diver eğitimim bittikten sonraki bir dalışım, derinlik 5-6 metre idi ve güneş çok güzel aydınlatıyordu, arkadaki, çok sevdiğim eğitmenim Ahmet Attia.
Dahab’daki Kanyon bölgesinde, rescue diver eğitimim bittikten sonra çektiğim Anthias Balıkları (Mısır’da eğitim aldığım dalış merkezinin adı da Anthiasj)
Bu fotoğrafımı da çok seviyorum, deko beklemesi yaptıktan sonra halatla tekneye çıkarken çekmiştim.
Eğitmenimin Kızıldeniz’deki en güzel gece dalışı noktası dediği, Al-Fanar’da gece dalışımızdan. Bir aslan balığı ile maskeli balon balığı kapışıyorlardı, sonra balon balığı kendini biraz şişirdi, kaçtı, çok güzeldi, bir sürü fotoğraf çektik bunlar olurken. 2 tane video ışığı tam güçte çok iyi aydınlatmıştı. Derinlik 5 metre civarıydı.
İşte o balon balığı bana doğru gelirken.
Çok eski makinemle çektiğim maskeli kelebek balıkları. Hep çift geziyorlar. Bu fotoğrafta dive+ ile renkleri düzelttim, o zamanlar ışığım yoktu.
İrigöz Balığı-Genellikle kayalıkların altında oluyor.
Balon Balığı-Al-Fanar’da, bir gece dalışında.
Rodos’ta yüzerken, sığ suda gördüğüm cuttlefish (sübye), çok kolay kaçıyor, bunu dive+ ile düzelttim.
Ras Muhammed bölgesinde, çölün hemen dibinden yaptığımız bir dalıştan. O bölgede çok fazla mercan vardı ve o gün çok fazla mercan fotoğrafı çekmiştim.
Türkiye Güreş Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın, oğlunun kaybettiği maçın ardından mindere girip hakemin üzerine yürüdüğü iddia edilen olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. KAYNAK: Odatv.com
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.