Uyuyabiliyor muydu sizce?
Düzgün bir yatağı döşeği , oturacak bir rahat koltuğu olmadan, onca gencecik fidanın canı ve koca memleketin selameti ona emanetken geceleri uyayabiliyor muydu acaba?
Döşeği taş, battaniyesi yıldızlar iken, o kan kokusunun içinde, omuzlarındaki o tarifi imkansız yükün altındayken şöyle mis gibi bir uyku çekebildi mi dersiniz?
Soruyorum kendime, onca sorumlulukla, ömrü savaş meydanlarında geçerken, Atatürk ne zaman genç olabildi acaba diye..

Bir tahta sıra, bir çiçekli minder, bir fincan kahve, bir teneke kupa..
Bir insan, sadece bunlarla yetinip, uyumadan, dinlenmeden, batmış, işgal edilmiş, hasta, eğitimsiz, öz güveni sıfır bir ülkeyi, sadece umudunu yitirmeyerek kurtarıyorsa ve savaşın en ümitsiz aşamasında bile defterine Türkiye Cumhuriyetini nasıl kuracağına dair notlar karaladıysa, bugün bizim umudumuzu yitirmek gibi bir lüksümüz yok demektir.!
MİNNETTARIZ ATAM…

ÇİMEN YÜKSEL
13 Mayıs 1915 günü işgalci İngiliz zırhlısı Goliath’ı Çanakkale’de sulara gömen Muavenet-i Milliye’nin Silah Subayı Yüzbaşı Ali Haydar Öztalay’ın Torunu






















