Şu fotoğrafa bir daha bakar mısınız lütfen? Mavi Vatan’ımızda harp gemilerimizin yakın desteğinde sismik araştırmalar yapmak üzere seyreden Oruç Reis gemimiz! Birkaç gündür sosyal medyada dolaşan bu fotoğraf aslında ne kadar da çok şey anlatıyor! Öncelikle ülkemizde “Mavi Vatan” kavramı hakkındaki farkındalığın her geçen gün artarak devam ettiğini gösteriyor bizlere. Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun olarak Libya ile yaptığı anlaşmanın ardından Birleşmiş Milletler’e deklare ettiği deniz sahası içinde yürüttüğü araştırmaların haklılığını tartışmaya bile gerek yok. Doğu Akdeniz’de 1700 km kıyıya sahip büyük bir ülkeyiz ve elbette ki, şimdiye kadar birçok devletin yaptığı gibi, bu meşru hakkı kullanmamız çok doğal karşılanmalı.
Mavi Vatan kavramı
Artık günümüzde neredeyse her Türk vatandaşı “Mavi Vatan” kavramını biliyor ve ne anlama geldiğini çok iyi anlıyor. Çünkü içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın okyanuslar ve denizler yüzyılı olduğunun farkındayız. Bizim için Çanakkale, Iğdır, Sinop veya Hatay’daki bir karış toprak ne anlama geliyorsa, çevre denizlerimizdeki yetki alanlarımız içinde kalan bir avuç deniz suyu ya da o denizlerin dibindeki bir avuç toprak aynı anlamı taşıyor. Hepsi bizim Vatanımız!
Ya bu isimler
Peki bu fotoğrafta yer alan gemilerimizin üzerine yazılmış sembol isimler bize neyi anlatıyor? Açıkçası bana, bilinçli olarak yapılan seçimlerle Balyoz ve Ergenekon gibi isimler verilerek başlatılan ve yargı tarihimize kara bir leke olarak geçen bu kumpas davalarının bir anlamda iflas ettiğini gösteriyor. İşbirlikçilerinin bir kısmı zaten pişman olmuştur da, asıl bu davaları kurgulayan “üst akıl” şimdi kim bilir ne kadar da pişmandır! Türkiye denizcileşiyor! Bu önemli ve büyük gelişmenin arkasında; başta, fotoğrafta isimleri yazılı bu kurmaca davalarla önce özgürlüklerini sonra yaşamlarını yitirenler olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden haksız ve hukuksuz bir şekilde 25 kuruşluk CD’lerde üretilmiş sözde delillerle tasfiye edilen ancak buna aldırmayıp içerideyken de, dışarı çıktıktan sonra da fikir üretmeye, yazmaya ve anlatmaya devam ederek devletlerine çok daha büyük katkılar sağlamaya çalışan kahramanlar var. Belki de bu davalar üretilmeseydi bu noktaya gelmek mümkün olmayacaktı.
Bir gün gerçekten….
Kayıplarımızın acılarını yüreklerimizde hissetmeye devam ediyoruz. Yarbay Ali Tatar, Albay Murat Özenalp, Tuğamiral Cem Çakmak, Oramiral Özden Örnek ve son olarak aramızdan ayrılan Tümamiral Soner Polat, kendilerini Türk Deniz Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti’ne adamış, tarihte derin izler bırakmış kahramanlarımızdır. Ruhları şad olsun! Onların ve izlerinden giden Atatürk ve deniz sevgisiyle yetişmiş çağdaş Türk denizcilerinin sayesinde 100 yaşına yaklaşan Türkiye Cumhuriyeti denizcileşmeye ve güçlü Türk Deniz Kuvvetleri’nin sağladığı caydırıcılık ile bölgemizde barış ve istikrarın en büyük güvencesi olmaya devam edecektir. Fotoğrafta sembolik olarak verilmiş isimlerin bir gün yeni harp gemilerimizde gerçek olması dileklerimle…
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…