Savunma sistemindeki güç
Ağzının üzerindeki kılıç şeklinde uzantısına okyanuslardaki en hızlı balıklardan biri olması eklenince efsanelere, şiirlere ve edebiyat eserlerine konu olan kılıç balığı ülkemizde nesli tükenen türlerin başında yer alıyor. Kübalı ünlü yazar Ernest Hemingway’a 1953 yılında Pulitzer ve 1954 yılında Nobel Edebiyat ödülleri kazandıran İhtiyar Adan ve Deniz adlı eserine konu olan kılıç balığı (Merlin türü) Türk edebiyatında da Yaşar Kemal’in Deniz Küstü, Yaman Koray’ın Deniz Ağacı gibi eserlerinde işlenmişti. Savunma sistemini oluşturan kılıcının yanında sürati ve kas gücüyle yakalanması en zor balıklar arasındaki kılıç balığı 1950’li yıllarda İstanbullu balıkçıların geçim kaynakları arasında yer alıyor ve balık hallerinde sıklıkla bulunuyordu. Plansız şehirleşme, deniz kirliliği ve beslendiği türlerin azalmasıyla İstanbul Boğazı’nda 1970’lerin sonundan itibaren görülmeyen kılıç balığı geçtiğimiz günlerde ağlara yakalandı.

Şaban Reis
“Umarız İstanbul eski bereketli günlerine döner”
45 yıldır Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Karadeniz’de balık avlayan Garipçeli reis Şaban Şengül Kireçburnu açıklarında lüfer avlamak için ağ atmıştı. Yeteri kadar dolduğu düşünülen ağı toplayan Şaban Şengül ve tayfası güverteye dökülen balıkların içinde kılıç balığını görünce çok şaşırdı. Kılıç balığının bereket sembolü işareti olduğunu düşünen teknenin tayfaları balığı görüntüledi. Bu nadide balığı balıkhaneye teslim etmeden önce incelediklerini söyleyen Şaban Şengül, “Lüfer avlamak istiyorduk. Sanırım lüferin peşinden gelmiş. Bizi çok sevindirdi. 45 yıldır İstanbul Boğazı’ndayım ilk kez geldi ağımıza. Bizi çok sevindirdi ama İstanbul’un eski günlerine dönmesini çok isterim. Bol bereketli avların temiz denizlerde olduğunu biliyorum. Umarız İstanbul eski günlerine döner” dedi.

“Ege’den lüfer sürüsünü takiple gelmiş olabilir”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi, Balıkçılık Teknolojisi ve Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğrul Zahit Alıçlı, kılıç balığının İstanbul Boğazı’nda görülmesinin çok sevindirici olduğunu belirtti. Dr. Alıçlı, “En son ne zaman avlandığını bilmemiz mümkün değil ama 1970 yılının sonları dememiz doğru olacaktır. 1980’den itibaren görülmedi. Kılıç balığının temel besini uskumrudur. O dönemde kılıç balığının besini olan uskumru üzerinde av baskısı vardı. Uzun süreden beri Marmara Denizi’nde görülmeyen kılıç balığı muhtemelen beslenme amacı ile Ege Denizi’nden balık sürülerini takip ederek geldi. Marmara Denizi’nden Karadeniz’e doğru yönelmiştir. Marmara Denizi’nin kirlenmesi, aşırı avcılığı ve besininin azalması kılıç balığının varlığını olumsuz etkiledi. Marmara Denizi’nde az da olsa kılıç balıklarına rastlanıyordu. Bizi şaşırtan ve sevindiren İstanbul Boğazı’ndaki kılıcın yaşı ve cinsiyetini tahmin edemem. Nadir olarak yeniden Marmara Denizi’nde görülmeye başlayan kılıç balıkları hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilmemiz için balıkçılardan bizi bilgilendirmelerini istiyoruz.” dedi.

“Geri döndüğünü söyleyemesek bile mutlu etti”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Erkan ise, aşırı avcılık ve çevresel faktörlerle yok olan türün tekrar görülmesinin çok sevindirici olduğunu belirtti. Prof. Dr. Erkan, “Şu anda İstanbul Boğazı’nda 1950’lerin şartlarının olduğunu ve denizde düzelme olduğunu söyleyemeyiz. Kılıç balığının sularımıza geri döndüğünü de söyleyemeyiz ama her yönüyle sevindirici bir gelişme. Nesli tehlikede bir türün İstanbul Boğazı’nda görülmesi çok önemli. Unutmayalım ki 1967 yılında kılıç balığının avcılık miktarı 86 tondu. 50 yılda yüzde 99 oranında düşüş gösteren ve ticari olarak soyu tükenen türün değerini bilmeliyiz” dedi.



























Yorumlar kapalı.