Cem Gürdeniz: “Biden-Putin Görüşmesi Jeopolitik Bilek Güreşidir”
Cem Gürdeniz: “Biden-Putin Görüşmesi Jeopolitik Bilek Güreşidir”
ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet başkanı Vilademir Putin'in video konferans yöntemiyle gerçekleşen görüşme dünya genelinde dikkatle izlenmişti. 'Ukrayna Gerilimi' merkezine alan görüşmede Biden'ın Rusya'nın Ukrayna sınırına yaptığı askeri yığınağı gündeme getirdiği ve ABD ve müttefiklerinin ekonomik yaptırım uygulayabileceği ifadelerini kullandığı belirlendi. Putin'in ise jeopolitik gerginliğin Rusya'nın omuzlarına yüklenemeyeceğini ve Avrasya coğrafyasında haklarını sonuna kadar koruyacakları yönünde karşılık verdiği öğrenilmişti. Flash Tv'de canlı yayına katılan Mavi Vatan doktrininin fikir babası ve Türkiye'nin denizcileşmesi için çabalayan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz görüşmenin büyük bir jeopolitik bilek güreşi olduğunu belirtti.
NATO’nun genişleyerek Ukrayna’ya kadar ilerlediğini belirtirken Rusya’nın 150 bin askerle bölgede bulunduğunu ve her türlü jeopolitik manevraya hazır olduğu mesajını verdiğini söyledi. Dünyanın ABD, Rusya ve Çin’den oluşan 3 kutuplu bir sisteme geldiğini belirten Gürdeniz, ayrıca Karadeniz’i barış denizi yapan Montrö Sözleşmesi üzerine yaptıkları basın açıklamasına da değindi.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.