Çin’in denizcilik sektöründe gerçekleşen üretim 2021 yılında ilk kez 9 trilyon yuanı geçti. Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, 2021 yılında Çin’in denizcilik sektöründe üretim ilk kez 9 trilyon yuanı (1 trilyon 428 milyar dolar) aşarak, ekonomik büyümeye yüzde 8’lik katkı yaptı. Bakanlık, geçen yıl Çin’de deniz ekonomisinin önceki yıla göre yüzde 8,3’lük artışla 9 trilyon 38 milyar 500 milyon yuana ulaştığı bilgisini verdi. Denizcilik sektöründe gerçekleşen katma değer ise önceki yıla kıyasla yüzde 10 artarak, 3 trilyon 405 milyar yuana (540 milyar dolar) yükseldi.
Sektörün, bu yıl da hızlı büyümesini devam ettirmesi bekleniyor. Zira yılın ilk aylarında Çin tersaneleri sipariş rekoru kırdı. Çin gemi yapımcıları en az 2,5 milyar dolar değerinde yük gemisi siparişi aldılar. Söz konusu siparişler, büyük oranda konteyner taşıyıcısı ve doğal gaz tankerlerinde yoğunlaşıyor. Bu gemilerin birçoğu alternatif yakıtlarla da çalışabilecek türde inşa edilecek. Örneğin ülkenin en büyük gemi inşaatçısı olan China State Shipping Corp geçtiğimiz Aralık ayında mevcut taahhütlerinin 2023 ve 2024 yıllarını doldurduklarını açıkladı. Çin, 2021 yılında 22,8 milyon gros ton ile dünyanın en büyük gemi inşaatçısı olup küresel toplam kapasitenin yüzde 50 kadarına sahip.
Çin, 44 yıl sonra hem bilinen ilk denizaltı tabanlı füze denemesini hem de nükleer enerjili bir denizaltından yapılan ilk füze denemesini gerçekleştirdi. Pasifik Okyanusu’nda gerçekleşen test füze atışına, Japonya ve Avustralya tepki gösterdi.
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.