Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma (TAFF) konulu Belém Deklarasyonu
Rapor, Avustralya’nın enerji politikalarının çelişkili mesajlar gönderdiği uyarısında bulunuyor. Bir yandan yenilenebilir enerji ihracatı vizyonu takip edilirken, diğer yandan ise fosil yakıt üretiminin genişletilmesine olanak tanındığı söyleniyor: ‘‘Bu çelişkili strateji, Avustralya’nın yenilenebilir enerji alanındaki gelecek potansiyelini gerçekleştirebilmesi için bir ticaret ve yatırım ortağı olarak ihtiyaç duyduğu kesinliği ve güvenilirliği zedeliyor,’’ deniyor. Avustralya, Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma (TAFF) konulu Belém Deklarasyonu’nu Kasım 2025’te imzalamıştı. Nisan ayında ise fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik ilk uluslararası konferans olan Santa Marta Konferansı’na katıldı. Rapora göre Avustralya hükümetinin yaklaşımı, bu uluslararası taahhütleriyle ‘‘giderek daha fazla çelişiyor.’’

Avustralya’da fosil yakıtların toplumsal maliyetinin, net mali katkısından neredeyse beş kat yüksek olduğu hesaplanıyor. Teşvikler hesaba katıldığında, fosil yakıt sistemlerinin devlet bütçesine sağladığı net katkı olan 23 milyar Avustralya doları; fosil yakıtların tahmin edilen toplumsal maliyetinin yalnızca %20’sine denk geliyor. Buna karşın fosil yakıtlar, yenilenebilir enerjiye kıyasla dört kat daha fazla devlet desteği alıyor (yılda 20,1 milyar Avustralya dolarına karşı yılda 4,6 milyar Avustralya doları). Analize göre, talebin yenilenebilir enerjiye kaymasıyla birlikte Avustralya, 2035 yılına kadar fosil yakıt ihracatında 70 milyar Avustralya dolarına varan bir kayıp yaşayabilir.
‘‘Son yıllarda gittikçe akut hale gelen enerji krizleri bize, fosil yakıtların enerji arz güvenliğini sağlamaktan uzak, ekonomik ve jeopolitik bir risk kaynağı olduğunu gösterdi. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin hızla geliştiği ve piyasada rekabetçi hale geldiği bir dönemde, fosil yakıt altyapısını ayakta tutmak giderek daha fazla destek ihtiyacı duyan bir tercih haline gelmiş durumda,’’ diyen Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, ‘‘Bu durum bir yandan acil olarak ihtiyaç duyulan enerji dönüşümünün hızını yavaşlatırken diğer taraftan da kamu maliyesi üzerinde önemli bir yüke neden oluyor. Çünkü bu teşvikler yalnızca üreticilere ya da tüketicilere sağlanan kaynaklardan değil, aynı zamanda vazgeçilen vergi gelirlerinden de oluşuyor,’’ diye ekledi.

Özenç, ‘‘Türkiye özelinde baktığımızda 2025 yılında fosil yakıtları teşvik etmek üzere vazgeçilen vergi gelirlerinin 66 milyar TL (yaklaşık 1,5 milyar Euro) seviyesinde olduğunu görüyoruz. Üstelik sanılanın aksine bu teşvikler yoksul hane halklarını değil, daha yüksek enerji tüketen zengin hanehalklarını daha fazla destekliyor. IMF’nin çalışmasına göre, fosil yakıt teşviklerinden nüfusun en yoksul %60’lık kesimi en zengin %5’lik kesim kadar bile fayda sağlayamıyor. Fosil yakıt teşviklerini tartışırken bu adaletsizliği de göz önünde bulundurmak gerekiyor,’’ ifadelerini kullandı.

























Yorumlar kapalı.