PALAMUT YASAĞI DEVAM EDİYOR
Ülke genelinde deniz ekosisteminin korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken deniz bereketi için kritik bir dönemeçten geçiliyor. Özellikle yaz aylarında büyüme evresinde olan palamut popülasyonunun korunması amacıyla uygulanan yasal düzenlemeler hatırlatılırken, palamut avcılığının 15 Ağustos 2026 tarihine kadar yasak olduğu yinelendi. İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Erdoğan Kartal, palamut avcılığı için şunları söyledi.

“Yavru Palamutlar Geleceğimizdir”
“Denizlerde sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması, balık stoklarının korunmasıyla ilgilidir. Her balığa en az bir sefer yumurtlama hakkı verilmesi gerektiğine vurgu yapan Kartal, denizlerin kirliliğe karşı korunmasının önemine işaret etmektedir. Balıkçıların aşırı avlanmadan kaçınması ve yasal avlanma boyu kurallarına titizlikle uyması gerektiğini belirtmektedir. Pazar ve market alışverişlerinde küçük balıklar tercih edilmemeli. Tüketicilerin bu hassasiyeti balıkçılık sektörünü ve deniz ekosistemini koruyacaktır. Balıkçılık günü kurtarmak değil, gelecek yılları da düşünmek demektir. Aşırı avcılıkla deniz altyapısı ve ekosistem riske giriyor. Bu yasa dışı faaliyetlere karşı, tüm kooperatiflerimizi, nöbet tutmaya duyarlı vatandaşlarımızı ve ilgili kurumlarımızı bu vicdan yoksunu kişilere fırsat vermemek adına iş birliğine davet ediyoruz. Palamut avcılığı 15 Ağustos 2026 tarihi akşamına kadar yasaktır. Denizlerimizde görülen yoğun yavru palamutlar geleceğimizdir; avlanmaları kesinlikle yasaktır.”
Boylarına Göre Palamut İsimleri
Vanoz: 20 cm’ye kadar olanlar
Çingene Palamutu: 20 – 30 cm arası
Palamut: 31 – 40 cm arası
Kestane Palamutu: 40 – 50 cm arası
Torik: 51 – 60 cm ve üzeri
Ortak Sorumluluk ve İş Birliği Vurgusu
Yasa dışı av faaliyetlerine karşı denetimlerin kararlılıkla sürdürüldüğü bu süreçte, sadece resmi kurumların değil, tüm paydaşların aktif rol alması gerektiği belirtiliyor. Kooperatifler, duyarlı vatandaşlar ve ilgili tüm kurumlar; vicdan yoksunu yasadışı avcılara fırsat verilmemesi adına omuz omuza vermeye davet ediliyor. Denizlerin korunmasının toplumsal bir ödev olduğunun altı çizilerek şu çağrıda bulunuluyor:
“Denizlerimiz bizim geleceğimizdir, onları korumak hepimizin görevidir.”




























Yorumlar kapalı.