
Mavi Vatan kavramının isim babası ve yaratıcısı, vatanın değerli evlâdı Amiral Cem Gürdeniz, bu yapılanların yanlışlığını defalarca vurguladı ve uyarıda bulunarak, derhal MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) ilan edilmesini istedi.
MEB konusunda birkaç ay önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan maalesef felaket derecede üzücü bir açıklama gelmişti. Bakan, Karadeniz’de MEB ilanını balıkçıların istediğini, Akdeniz balıkçılarından aynı talep gelmesi hâlinde MEB ilan “edilebileceğini” söyledi.
Vah Türkiye’m vah!
Türkiye’nin fevkalade yüksek öneme sahip stratejik ve ekonomik “âli menfaatleri” ve millî güvenliği sadece balıkçılık sektörüne indirgendi. Hem de Bakan düzeyinde!
***
Son dönemde, yine Saray, Millî Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı ayrı ayrı açıklamalar yaparak, NATO’ya “sıkı sıkıya bağlı olunduğunu”, “NATO’nun millî savunmamız kadar önemli olduğunu” söylediler. Hem de ABD’nin NATO kanalıyla Karadeniz’e girerek, buradaki barışı torpillemek istek ve hevesinin herkesin bildiği bir sır olduğu ortamda!

Soralım o hâlde:
NATO üyesi ABD, Yunanistan’ın Türkiye sınırına neden yüklü miktarda silah yığınağı yaptı? Bu 3 ülke de NATO üyesi değil midir? Bu mudur “müttefiklik?”
Fransa, NATO’da Türkiye’nin müttefiki değil midir ki Yunanistan’la Türkiye’ye karşı askerî anlaşma imzaladı? Rafale harp uçaklarını Ege’de gezinti yapsınlar diye mi Yunan’a sattı?
ABD, NATO “müttefikimiz” olarak mı PKK’ya onbinlerce tır silah gönderdi ve Suriye’de 70.000-100.000 mevcudu olan bir “terörist ordusu” kurdu?
Almanya ve Yunanistan yani AB Türk ticaret gemisine korsanca baskın yapmadı mı?Hangi birini yazalım…
Türkiye’ye karşı açık düşmanlık yapan NATO’yu tartışmaya açmak ve “müttefiklik hukukunu” hatırlatmak yerine, övgüler düzülmesi neyin nesidir?
***
İktidarın dış politikası güven vermiyor. Rusya’nın bile Montrö’nün önemine vurgu yaptığı bir ortamda, Türkiye, iktidar eliyle Lozan’dan sonra ikinci tapu senedimiz olan bu konuyu tartışmaya açıyor. 104 Amiralin basın bildirisinden sonra yaşananlar hâlâ hafızalarda!

Cumhurbaşkanı’nın Rusya-Ukrayna ihtilafında Ukrayna’ya açık destek vermesi ve geçtiğimiz günlerde bu ülkeyi ziyaret etmesi de sorunlara yol açma potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin yegâne önceliği kendi yüksek millî menfaatleri olmalıdır. ABD, (NATO, AB) ve Rusya ile ilişkiler hep bu öncelikle ele alınmalıdır.
Bu millî konularda toplum başta Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP olmak üzere, vatansever ve “millî muhalefetten” tepki bekliyor.
Hükümetin bu yanlış politikalarına son vermek için sadece vatansever aydınların çırpınmaları, didinmeleri, yazmaları, anlatmaları yetmez.
Bu politikaları yanlış bulan büyük halk çoğunluğunu temsil eden siyasi partilerin açık ve aktif pozisyon almaları gerekmektedir. Muhalefet partilerinin halkın sesi olmak ve vatanımızın yüksek millî menfaatlerini gür bir sesle savunmak zorunluluğu vardır.
Muhalefet partilerinin ve öncelikli olarak Millet İttifakı’nın Doğu Akdeniz’de MEB ilan edilmesi için tüm imkânlarını seferber ederek Meclis’i harekete geçirmeleri ve hükümete baskı yapmaları gerekmektedir. Araştırma gemilerimizin Doğu Akdeniz’de faaliyete tekrardan başlaması konusunda kamuoyu oluşturmalıdırlar. Muhalefet artık suskunluktan vazgeçip Doğu Akdeniz konusunda sesini yükseltmelidir!
En ufak bir şüphe ve tereddüde yer yoktur: Türk Milleti bu konuda ezici çoğunluğuyla arkalarında olacaktır.

MEHMET SEMİH NANE









MAVİ VATAN’IN MİMARI ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK UNUTULMADI
KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE
TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ
İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI
NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’