DONANMA MELTEM DENİZ KARAKOL UÇAKLARIYLA DAHA GÜÇLÜ
DONANMA MELTEM DENİZ KARAKOL UÇAKLARIYLA DAHA GÜÇLÜ
Türk Deniz Kuvvetleri’nin gücüne güç katan ve denizlerimizdeki faaliyetlere önemli katkılar sağlayan P-72 Deniz Karakol Uçağı'nın 6'ıncısı envantere girdi. Deniz Hava komutanlığı'nın çarpan katsayısı olarak büyük görevler üstlenen Meltem uçakları, havadan kontrol, karakol, tespit, kaçakçılıkla mücadele, müdahale ve düzensiz göçmen gibi pek çok başlıkta etkin kullanılabiliyor.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı doğrultusunda İtalyan Leonardo firmasının alt yüklenicisi TUSAŞ tarafından Meltem-3 Projesi yürütülüyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine alınması planlanan 6 adet deniz karakol uçağının kabul faaliyetlerinde son aşamaya gelindi.
ATR 72-600
MELTEM-3 Projesi kapsamında 6’ncı P-72 deniz karakol uçağı, hizmete girdi. 7 Nisan 2023 tarihinde Deniz Hava Komutanlığı Kartepe/Kocaeli’de yapılan törenle hizmete giren 6’ıncı Meltem deniz karakol uçağı ile Deniz Hava Komutanlığı’nın çarpan katsayısı arttı. ATR 72-600 olarak bilinen deniz karakol uçağı ileri harekatlarda savaş gemileri ve karadaki üsler için önemli keşif, gözetleme ve planlama yapabiliyor.
DONANMA MELTEM DENİZ KARAKOL UÇAKLARIYLA DAHA GÜÇLÜ
Türkiye Güreş Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın, oğlunun kaybettiği maçın ardından mindere girip hakemin üzerine yürüdüğü iddia edilen olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. KAYNAK: Odatv.com
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.