Dünya ticaretinde payı her geçen artan ve yüzde 80 oranında potansiyeli ile ticaretteki ağırlığını arttıran deniz yolu, gemi ebatları ve taşıma kapasitesiyle kendini geliştiriyor. 2019 yılında maviliklerle buluşan dünyanın en büyük konteyner gemisi olan MSC Gülsün, Türkiye'nin en büyük konteyner limanı Tekirdağ'daki Asyaport'a geliyor. Tekirdağ Valiliği'nin karşılayacağı MSC Gülsün böylece ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumunu kanıtlayacak.
Güney Kore’de Samsung Heavy Industries tarafından yapılarak dünya deniz ticaretinin en önemli aktörleri arasına giren 400 metre uzunluğundaki MSC Gülsün, 24 sıraya sahip ilk büyük gemi özelliğinde. 61,5 metre genişliğinde 23 bin TEU’luk MSC Gülsün, Mediterranean Shipping Company’nın kırdığı rekorlara büyük katkı sağlıyor. Dünyanın ilk megamax-24 sınıfı ve MSC’nin bu sınıftaki gemilerinin isminin verildiği MSC GÜLSÜN Asyaport’a yanaşacak. Türkiye’nin denizcileşmesi ve deniz ticaretinde daha çok söz sahibi olması için çabalayan isimlerden Ahmet Soyuer’in girişimleriyle Tekirdağ’a yapılan Asyaport Limanı’na yanaşacak MSC Gülsün böylece ülkemizin jeopolitik önemini kanıtlayacak. Törene geminin isim annesi ve MSC CEO’su Diego Aponte’nin kayınvalidesi Gülsün Soyuer’in yanı sıra Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım da katılacak.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.