
KIYILAR HALKINDIR
Türk Kabotaj Kanunu’nun 100. yıl dönümünde, denizcilik kültürüne ve Mavi Vatan bilincine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen proje bir kürek seyrinde birleşti. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli astsubay, dalış eğitmeni ve kano sporcusu Halil Uzel ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden emekli kano antrenörü Oral Çağlar, Türkiye’nin dört denizini ve sınırlarını deniz yoluyla dolaşmak için güçlerini birleştirdi. Yalnızca fiziksel bir dayanıklılık testi değil, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık hareketi olan bu tarihi seyahat, “Kıyılar halkındır” sloganıyla deniz kültürünün korunmasına dikkat çekiyor. Karadeniz’in hırçın sularından Marmara’ya ve oradan Ege’ye uzanan bu zorlu rotada Uzel ve Çağlar, doğayla baş başa geçen günlerinde deniz sporlarının yaygınlaşması için güçlü bir mesaj veriyor.
Zorlu hava koşullarına, dalgalara ve kilometrelerce süren fiziksel yorgunluğa rağmen anbean ilerleyişini sürdüren ikili, Türk denizcilik tarihine adını altın harflerle yazdırmaya hazırlanıyor. Projenin önümüzdeki aşamalarında kıyı şeridimiz boyunca ilerleyişini sürdürecek olan ekip, Türkiye’nin denizle olan bağını en saf ve sportif biçimde temsil etmeye devam ediyor. Aylar süren deniz ve ergometre antrenmanlarının ardından başlayan projede, Oral Çağlar ile rotalar birleştirilerek İstanbul’dan Hatay’a kadar ortak bir ekip çalışmasıyla ilerleniyor. halil Uzel, www.denizkartali.com’a bilgi verdi.

“Ülkemiz Deniz Kenarında Fakat Bir Deniz Ülkesi Değiliz”
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin 4 denizi ve 8.333 kilometrelik kıyı şeridini ele alan Uzel, toplumun denizle kurduğu ilişkinin yüzeyselliğine dikkat çekiyor. Denizin korunan bir ekosistemden çok her türlü imkanı sonuna kadar tüketilen bir doğa parçası olarak görüldüğünü belirten Uzel; yüzme bilme oranından kıyı yapılaşmasına, endüstriyel balıkçılıktan çevre bilincine kadar pek çok hususta toplumsal bir sorgulama çağrısı yapıyor. 2011 yılında deniz kanosuyla tanıştığında şekillenen bu hayalini uzun hazırlıklar ve antrenmanlar sonucunda hayata geçiren Uzel, projenin amacını “Bir şeyi ilk yapmış olmak güzel ama daha önemlisi planlı, bilinçli ve sürdürülebilir bir proje olarak yapabilmek; bir kişiye dahi olsa rol model olabilmek” sözleriyle özetliyor.

Vefa Rotası ve Anlamlı Duraklar
Hava tahmin uygulamaları ve dijital haritalar eşliğinde yürütülen seyirde hava, dalga, akıntı ve rüzgar durumuna göre saatte 2.5 – 3 mil hız yapılıyor. Rota üzerinde ana ve ara mola noktaları ile acil kaçış noktaları belirlenmiş durumda. Balıkçı barınakları, limanlar ve kamping tesislerinin misafirperverliğinden yararlanılırken, en keyifli duraklar ise bakir koylar olarak öne çıkıyor. Tüm tamirat, kamp kurulumu ve kürek çekme yükü tamamen bedensel güce ve kişisel sorumluluğa dayanıyor. Güzergah: Oral Çağlar yolculuğuna Artvin Sarp Sınır Kapısı’ndan başlayarak 1.300 – 1.370 kilometre kat edip İstanbul Poyrazköy’e ulaştı. İstanbul’dan sonra Halil Uzel’in de katılımıyla ortaklaşa devam eden rota, Karadeniz, Boğazlar/Marmara, Ege ve Akdeniz etaplarının ardından Hatay’da (Suriye sınırında) tamamlanacak şekilde planlandı. Geçirdiği ağır kazalara, sol bacağındaki vidalara ve bel/boyun fıtıklarına rağmen günlük ortalama 25-30 kilometre kürek çeken sporcular, hava koşullarına göre saatte 2.5 – 3 mil hızla ilerliyor. Projenin en duygusal ve anlamlı ayaklarından biri olan “Vefa Rotası”; deniz, doğa ve topluma değer katmış öncü isimleri ve simge bölgeleri onurlandırıyor:
- Yalova Yürüyen Köşk Sahili (Mustafa Kemal Atatürk)
- Artvin Hopa (Kazım Koyuncu)
- Okluk Koyu (Sadun Boro)
- Kaş-Kekova (Kemal Gökhan Türe)
- Trabzon (Volkan Konak)
- Sinop Karakum (Tarzan Kemal)
- Hatay Milleyha Milli Parkı (Emin Yoğurtçuoğlu) ve daha birçok simge isim ile nokta.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla milletimize kazandırılan Kabotaj Hakkı’nın 100. yılında, denizciliğin yüksek bütçeler gerektirmeden de yapılabileceğini gençlere kanıtlamak ve rol model olmak projeye ayrı bir manevi değer katıyor. Projenin liderleri, Türkiye’nin 8.333 kilometrelik kıyı şeridine sahip olmasına rağmen toplumsal olarak gerçek anlamda bir deniz ülkesi olunmadığına vurgu yapıyor. Denizin sadece tüketilen bir doğa parçası değil, korunması gereken bir ekosistem olduğu bilincini aşılamayı amaçlıyorlar.

Türkiye Karasularını Kürekle Geçmek
Zorlu ve çok anlamlı rotadaki diğer isim Oral Çağlar ise, www.denizkartali.com’a yaptığı açıklamada hayatım boyunca doğa sporlarıyla iç içe bir yaşam sürdüğünü belirtti. Çağlar, “Dünyada uzun mesafeli deniz kayağı (sea kayak) geçişlerini yıllardır ilgiyle takip ediyor, bir Türk sporcunun bu eşsiz coğrafyayı baştan sona kürekle geçmesi gerektiğine inanıyordum. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1926 yılında milletimize kazandırdığı Kabotaj Hakkı’nın 100. yılı olan 2026’da bu projeyi hayata geçirmek benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Bu tarihi yılda Türk karasularını bir Türk sporcu olarak kürekle geçmek hem sembolik hem de manevi açıdan son derece değerli. Amacım sadece sportif bir başarı elde etmek değil; çocukların ve gençlerin yüzme öğrenerek bilinçli şekilde su sporlarına yönelmesini teşvik etmek ve ülkemizde denizciliğin büyük bütçeler gerektirmeden de yapılabileceğine dikkat çekmek.” dedi.

“Denizde şartları deniz belirler”
Çağlar, “Ancak denizde her gün şartlar değişiyor; rüzgârın yönü, dalga boyu, akıntılar ve hava sıcaklığı planlarımı doğrudan etkiliyor. Sol bacağımda üç vida, bel ve boynumda ise toplam beş fıtık bulunuyor. Bu fiziksel zorluklara rağmen günde ortalama 25-30 kilometre ilerliyor, uygun günlerde bu mesafeyi daha da yukarı taşıyorum. Kanomda en az üç günlük yiyecek, içecek ve kamp ekipmanlarımı taşıyarak adeta kendi küçük dünyamla yol alıyorum. Bu uzun ve zorlu yolda en büyük gücüm, karşılaştığım insanlardaki dayanışma ruhu oldu. Yolculuğun başında birlikte kürek çektiğimiz, sakatlığı nedeniyle devam edemeyince kanosunu bana devreden değerli dostum Ali Arıcan’ın fedakârlığı projenin dönüm noktalarından biridir.

Karadeniz boyunca barınaklarını ve teknelerini bana açan misafirperver balıkçılara, bu süreçte desteğini esirgemeyen Ercan Şahin’e, ENA Trans ailesine, malzeme desteği sağlayan Neptunus, Fora ve Hardline markalarına, etap hikâyelerimizi birlikte şekillendirdiğimiz Halil Uzel’e ve her koşulda en büyük desteğim olan eşim Olga Çağlar‘a yürekten teşekkür ediyorum. Otomobille saatler içinde geçilen yolları günlerce kürek çekerek kat etmek; kıyıları, koyları, insanları ve denizi gerçekten hissetmeyi, sabrı ve kararlılığı yeniden keşfetmeyi sağladı. Bu yolculuk sadece kilometrelerin değil, hepimizin denizlerle olan bağını yeniden hatırlamanın hikâyesidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Ortak Çağrı:
“Deniz kenarında tam zamanlı ya da dönemsel bulunan herkese mesajım: Deniz kenarında yaşayın, denizle yaşayın. Ve KIYILAR HALKINDIR!”
Saygı rotasında isimleri anılacaklar listesi büyüyor
*Tansu Gürpınar
*Aksona Mehmet
*Hakan Tiryaki
*Dr. Hakan Kabasakal
*Prof.Dr.Bahtiye Mursaloğlu
*Umut Tural
*Kaptan June
*Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnasbalıkçısı)
*İlhan Şeşen
*Prof. Dr. Doğanay Tolunay
*Barış Akarsu
*Mert Akkök ve atı Reyhan
*Oğuz Aral ve Habitat Tv
*Küçük Menderes Çevre Direnişi
*Sabahattin Ali
*Emel, Püryan Atıcı ve 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler
*İpar Buğra
*Hızır7Gün belgeseli ve Çaylıoğlu köyü
*Gülbudak Ailesi
*DDD. DAKSAR
*EfxiNNOS Projesi (deniz çayırları)
*Alişan Özaydın ve Parlak köyü (Karaburun Badembükü)
*Hüseyin Yüksel Ergen
*Göksal Çidem ve Doku derneği
*Mert Gökalp ve Project Posidonia
Aşkın Cambazoğlu
Bu zorlu yolculukta Uzel’e pek çok kurum ve marka destek veriyor:
- Kano ve Teknik Ekipman: Orofin Su Sporları (Prijon seakayak)
- Ergometre: Galyata
- Takip, İletişim ve Güvenlik: Fora Takip (Araç takip cihazı, marine telsiz, aktüel kamera, GPS el terminali)
- Sporcu Desteği: Hardline
- Ürün ve Donanım Sponsorları: Neptünüs Shopping (Güneş korumalı tekstil), Valeria Wear (Özgün tasarım Buff), Naturecamp (Uyku tulumu ve hamak), Aylin Sayer (Can yeleği, özel kano çantası ve elektronik sistemler) ile kilometre sponsorları.

























Yorumlar kapalı.