Çanakkale, Muğla, Mersin, Adana ve İstanbul’dan toplamda 27 kadın balıkçının katılım sağladığı WWF Türkiye ve SÜRKOOP birlikteliğiyle düzenlenen etkinlikte toplumsal cinsiyet eşitliği, deniz koruma alanları ve istilacı türlerle ilgili deneyimlerin paylaşıldığı anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Etkinlikte eğitimcilerden Esra Kartal, Ayşe Oruç ve Ebrucan Kalecik de yer aldı. Öte yandan etkinlikte yer alan Büyükada’nın yerli isimlerinden Serço Ekşiyan, konuşmasında adalar bölgesinin su altını ve Neandros’taki koruma alanını anlattı.
Eğitimci Ebrucan Kalecik, anlamlı etkinlikte yaptığı konuşmasının başında istilacı türlerden bahsetti. İstilacı türleri kadın balıkçılara tanıtan Kalecik; Balon balığının özelliklerinden bahsederken bünyesinde barındırdığı “tetrodotoksin” adlı zehrin hem etinde hem de karaciğerinde bulunduğunu ve bu zehrin hiçbir şekilde panzehrinin olmadığını söyledi.
Konuşmasının devamında düzensiz avlanma konusuna da değinen Kalecik, mevcut sistemdeki haliyle avlanmaya devam edildiği takdirde bir modellemeye göre, 2050 senesinde avcılığın kalmayacağını söyledi. Kalecik, avcılığın olmadığı bir senaryoda ise sadece yetiştiriciliğin olacağını ve bu nedenle deniz koruma alanlarının oldukça önem arz ettiğini vurguladı. Ayrıca deniz koruma alanlarının artması ve belirlenen deniz koruma alanlarının balıkçılar tarafından sahiplenilmesi gerektiğini söyledi.
Kalecik’in kaynak gösterdiği bir başka modellemeye göre ise, 2060 yılına gelindiğinde 20 tür yok olacak ve yok olan bu türlerin yüzde 50’sinin endemik tür olacağını söyledi. 2099 yılına gelindiğinde ise 2060 yılında kaybedilen 20 türün haricinde 34 türün daha kaybolacağını ve bunların da yüzde 35‘i endemik tür olacağını aktardı. Kalecik konuşmasının sonunda, deniz Koruma alanlarının endemik türlerin göçmen olan türlerle biraz daha rekabet edebildiği nadir yerlerden olduğunu belirtti.
Deniz ürünlerinin işlenmesinde çalışanların %80-90’ı kadın balıkçılardır. Fakat tüketicilerden yediğimiz balıkların tabaklarımıza nasıl geldiğini tarif etmelerini istesek, denizde ağır halatları çeken ve yakaladığı ürünleri pazara taşıyan erkekleri kolayca gözlerinin önüne getirebilirler.
Gerçekte ise kadınlar, dünyanın birçok kıyı ülkesinde hasat öncesi ve sonrası birçok faaliyetten sorumludur. Ancak kadınlar, balıkçılık anlatılarında çoğunlukla görünmez kalırlar ve toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadığı için balıkçılık örgütlerinde karar verme süreçlerine etkileri çok azdır.
Sürdürülebilir kalkınmayı benimseyen balıkçı topluluklar, kapsayıcılık becerileri ve iş birlikçi rolleriyle kadınları önemli birer aktör olarak görmekte. Benzer şekilde, denizlerin korunmasında ortak fayda için önemli olan, ancak tarihsel olarak ihmal edilen endişeleri dile getiren savunucular ise genellikle kadınlardır.
Kadın grupları, deniz ürünleri endüstrisinde kendi yollarını çizmekte, ailelerini ve topluluklarını geçindirmeye çalışmakta, daha sürdürülebilir bir balıkçılık sistemi yaratmakta ve gittikçe artan küresel su ürünleri tüketicileri popülasyonuna protein sağlamaktadır.
Dünyada bazı ülkelerde iyi uygulamalar olmasına rağmen, genellikle istatistiklerde kadın balıkçılarla ilgili veriler ayrı tutulmadığı için kadın balıkçıların balıkçılığa yönelik katkıları istatistiklerde görünmemekte. Yapılan birçok çalışma, balıkçılıkla ilgili faaliyetlerde, cinsiyete göre ayrıştırılmış veri eksikliğinin toplumsal cinsiyet adaletinin ve eşitliğinin iyileştirilmesinde önemli bir sınırlama olarak kaldığını göstermektedir. Kadınların balıkçılıktaki çeşitli rollerinin dünya genelindeki kapsamını belirlemek için, kadınların faaliyetleri yıllık balıkçılık veri setlerine dahil edilmelidir.
Küresel balık stoklarının üçte ikisinden fazlasının şu anda aşırı derecede av baskısı altında olduğu dikkate alındığında, balıkçılık yönetim kararlarının, kadınların bu sektörde oynadığı kritik rolü yansıtan bilgilere dayandırılması önem arz etmektedir.
Haber ve Yazı : Yener Kuşculuoğlu
Cumhuriyet Donanması’nın "Altın Çocuğu" olarak anılan, 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, vefatının 8. yıl dönümünde Rahmi M. Koç…
İspanya’dan yola çıkan ve İtalya üzerinden takviye alan Küresel Sumud Filosu, 26 Nisan’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla denize açıldıktan…
Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihinde Türk Loydu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Mevcut başkan Oral Erdoğan…
Gazze'ye insani yardım için giden Sumud Filosu, Yunanistan açıklarında İsrail'in hedefi oldu. Sumud Filosu, İsrail'in 20 Türk aktivisti alıkoyduğunu duyurdu.…
Plüton, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından “gezegen” statüsünden çıkarılarak “cüce gezegen” olarak yeniden sınıflandırılmıştı. Bu karar, kamuoyunda yankı uyandırmıştı.…
Greenpeace Türkiye, Küresel Sumud Filosuna katılan Arctic Sunrise gemisinde yerini aldı. Greenpeace Türkiye’den Barış Eceçelik, Greenpeace’in gemisi Arctic Sunrise ile…