Can Güvenliği ve İnsan Hayatı Her Şeyin Üstünde
Toplantıda varılan en temel ortak görüş, insan hayatının her türlü ticari kaygı ve navlunun önünde geldiği yönünde oldu. Uluslararası hukukta tarafsız ve dokunulmaz olan sivil ticari gemilerin; dronlar, füzeler ve mühimmatlarla doğrudan hedef alınması ve yaşam mahallerinin vurulması kınandı. Sektör temsilcileri, bu durumun artık normal bir ticari risk olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi.
Ticaretin tamamen durdurulmasının Türkiye’nin ekonomik ve stratejik çıkarları açısından gerçekçi bir yaklaşım olmadığı vurgulanırken, önceliğin riskli bölgelerde daha güvenli ve kontrollü bir deniz trafiği oluşturulması olduğu belirtildi.

Hukuk, Sigorta ve Gemi Adamlarının Hakları
Saldırıların hukuki ve sigorta boyutuna ilişkin masaya yatırılan başlıklar şöyle şekillendi:
Hukuki Süreçler: Devlet bağışıklığı ve yargı yetkisi gibi engeller nedeniyle doğrudan tazminat yolunun her zaman açık olmadığı, bu nedenle her olayın güçlü delillerle desteklenen kapsamlı hukuki dosyalara dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi. Olayların ve zarar gören gemilerin sistematik bir listede kayıt altına alınması kararlaştırıldı.
Sigorta Güvencesi: Sefer öncesinde P&I, gövde-makine ve savaş riski sigortası kapsamlarının titizlikle kontrol edilmesi ve bildirimlerin zamanında yapılması gerektiği vurgulandı.
Gemi Adamı Hakları: Kaptan ve personelin yüksek riskli bölgelerdeki yetki ve sorumluluklarının netleştirilmesi, sefere katılmama veya seferden çekilme durumlarında personel haklarının korunması gerektiği belirtildi.

Devlet, Diplomasi ve Sektörel Birlik
Yaşanan krizin tek tek armatörlerin çözebileceği boyutları aştığına dikkat çekilerek, devletin sürece daha aktif katılması gerektiği ifade edildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının koordineli hareket etmesi; IMO başta olmak üzere uluslararası platformlarda konunun güçlü bir şekilde savunulması istendi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası öncülüğünde; KOSDER, Türk Armatörler Birliği ve diğer tüm sivil toplum kuruluşlarının ortak bir stratejiyle hareket etmesinin şart olduğu vurgulandı. Ayrıca Türk bayraklı gemilere sağlanan ayrıcalıkların Türk sahipli gemilere ve işletmelere de tanınması yönünde idare nezdinde girişimlerde bulunulması talep edildi.
Navlunlar ve Ekonomik Sürdürülebilirlik
Güvenlik riskleri ve maliyetler karşısında navlunların gemilerin işletme maliyetlerini (running cost) dahi karşılayamayacak seviyelere düşmesinin sürdürülemez olduğu belirtildi. Türk koster filosunun uzun süre devre dışı kalmasının Türkiye’nin ithalat-ihracatını, tarım, hayvancılık ve lojistik zincirini doğrudan tehdit edeceği kaydedildi. Krizin uzaması ihtimaline karşı güvenli laid-up (bağlama) alanlarının ve finansal destek modellerinin şimdiden planlanması gerektiği ifade edildi. KOSDER, gıda güvenliği başta olmak üzere enerji, hammadde ve stratejik yüklerin kesintisiz taşınabilmesi için Birleşmiş Milletler dahil uluslararası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunulması ve güvenli deniz koridorlarının oluşturulması çağrısında bulundu.
KOSDER ACİL İSTİŞARE TOPLAMASI VE DEĞERLENDİRME RAPORU ÖZETİ
CAN GÜVENLİĞİ VE İNSAN HAYATI
İnsan hayatı her türlü ticari kaygı, yük ve navlunun önünde tutulmaktadır. Uluslararası hukukta tarafsız ve dokunulmaz olan sivil ticari gemilerin dron, füze ve mühimmatlarla hedef alınması şiddetle kınanmıştır. Ticaretin tamamen durdurulmasının gerçekçi bir yaklaşım olmadığı, önceliğin riskli bölgelerde daha güvenli ve kontrollü bir deniz trafiği kurulması olduğu vurgulanmıştır.
HUKUK VE SİGORTA YÖNETİMİ
Doğrudan tazminat yolunun her zaman işler olmaması nedeniyle, olayların güçlü delillerle desteklenen kapsamlı hukuki dosyalara dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır. Saldırıya uğrayan gemiler ve işletmeler belirlenerek verilerin sistematik bir listede kayıt altına alınması planlanmıştır. Sefer öncesinde P&I, gövde-makine ve savaş riski sigortası kapsamlarının kontrol edilmesi ve bildirimlerin zamanında yapılması gerektiği belirtilmiştir.
GEMİ ADAMLARININ HAK VE STATÜLERİ
Gemi adamlarının güvenliği esas alınarak kaptan ile personelin riskli bölgelerdeki yetki ve sorumlulukları netleştirilmelidir. Sefere katılmama veya seferden çekilme durumlarında personelin hakları güvence altına alınmalıdır. Süreç içerisinde armatörler, gemi adamları ve kamu kurumları arasında ortak uygulama ve prosedürler geliştirilmelidir.

DEVLET, DİPLOMASİ VE SEKTÖREL BİRLİK
Sorunların tek tek armatörlerin çözemeyeceği boyuta ulaşması nedeniyle Ulaştırma, Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının koordineli hareket etmesi istenmiştir. İMEAK Deniz Ticaret Odası öncülüğünde KOSDER ve Türk Armatörler Birliği gibi sivil toplum kuruluşlarının ortak bir stratejiyle çalışması şart koşulmuştur. Türk bayraklı gemilere tanınan ayrıcalıkların Türk sahipli gemi ve işletmelere de sağlanması için idari girişimlerde bulunulması talep edilmiştir.
NAVLUN VE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Navlunların işletme maliyetlerini (running cost) karşılayamayacak seviyelere düşmesi sektör açısından sürdürülemez bulunmaktadır. Türk koster filosunun devre dışı kalmasının Türkiye’nin ithalat, ihracat, tarım ve lojistik zincirini doğrudan tehdit edeceği vurgulanmıştır. Krizin uzaması durumuna karşı güvenli laid-up (bağlama) alanları ve finansal destek modellerinin şimdiden hazırlanması gerektiği ifade edilmiştir.


























Yorumlar kapalı.