Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde sürekli devriye görevlerini sürdürürken ileri deniz karakol uçağı ihtiyacı olan Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı doğrultusunda İtalya’dan alınan Meltem 3 uçaklarının kabulü sürüyor. Böylece donanmanın çarpan katsayısı artarken, 6 adet Meltem 3 uçağında denizi havadan denetleyebilen ileri sistemler ve uzman personel görev yapacak.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacı doğrultusunda İtalyan Leonardo firmasının alt yüklenicisi TUSAŞ tarafından Meltem-3 Projesi yürütülüyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine alınması planlanan 6 adet deniz karakol uçağının kabul faaliyetleri sürüyor. ATR 72-600 olarak bilinen deniz karakol uçağı ileri harekatlarda savaş gemileri ve karadaki üsler için önemli keşif, gözetleme ve planlama yapabiliyor. 19 Nisan 2013 tarihinde TUSAŞ tesislerine gelen ilk uçağın ardından donanmaya katılım süreci de başlamıştı. Diğer uçaklarında 2022 yılı içinde teslim edileceği öğrenildi.
Deniz Hava Filosunun denizlerdeki etkinliğine önemli ölçüde katkı sağlayacak P-72 uçaklarının Meltem-3 Projesi kapsamında kabul test uçuşlarına devam ediliyor.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.