1. Haberler
  2. Genel
  3. RADYO DALGALARININ EFENDİSİ TELSİZCİ NİKOS KAVADİAS. Kaptan Talip Özcengiz Kahve Molası’nda Anlatıyor…

RADYO DALGALARININ EFENDİSİ TELSİZCİ NİKOS KAVADİAS. Kaptan Talip Özcengiz Kahve Molası’nda Anlatıyor…

Ömrü boyunca telsiz zabiti (Radyo Operatörü) olarak ticaret gemilerinde çalışmış, komşunun çağdaş şairlerinden Nikos KAVADİAS, misafir oluyor bugün KAHVE MOLASI’na... Şöyle sesleniyor dünyaya “Denizci KAVADİAS” ! Yetenek, bil diye söylüyorum. İnsan olmaktır. İşte ben buna yetenek diyorum. Biz de ona ve köpüklere karışmış bütün denizcilerin ruhuna bir selam yolluyoruz buradan, yabancı değil, ilk öğretmen Aristo’dan; Dünyada Üç Çeşit İnsan Vardır: Yaşayanlar Ölüler Ve denize Açılanlar!”...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O da başka dalgaların efendisi. Efendisi ama ‘Radyo Dalgalarının Efendisi’

Kimon FRIAR; 1973 yılında yayınladığı kitabında Modern Yunan Şiiri’nde öne çıkmış 30 şairin 400 kadar şiirini bir araya toplar. Bunların arasında; 1882-1885 yılları arasında üç yıl İstanbul’da yaşamış, “şiirlerimin konuları gençliğimin hoyrat günlerinde yatar” diyen Yeniköy Rumları’ndan Konstantin KAVAFİS, 1900 yılında Urla’da dünyaya gözlerini açmış ve 14 yaşına kadar orada yaşamış 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Yorgo SEFERİS, Girit’in Kandiyesi’nde doğan ve orada ölen, mezar taşında kendi sözleriyle “ hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm” diye yazan “Zorba” Nikos KAZANCAKİS, Atina’nın Zeus tapınağında cuntacılar tarafından kitapları törenle yakılan ve sürgün edilen, “göklere inanırdım eskiden, ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana” diyen Yannis RİTSOS, ömrü boyunca “barış,barış,barış” diye haykırmış, halkın şairi Kostis PALAMAS, “gelirken yanında su getir bana, seninle olan geleceğimiz çok kurak” muhteşem dizelerinin sahibi Mihalis KATSAROS, “Yine Konuşuyorum” şiirinde; “maskeler yandı ve, unutturuldu bize eski isimler bir bir…” diye feryat eden Selanikli Doktor Manolis ANAGNOSTAKİS da var.

Bütün şairlere buradan selam olsun diyoruz ama, biz bugün “bizden” bir denizci şairle sohbeti koyulaştıracağız biraz…

Hayat hikayesini bilmeden Nikos KAVADİAS’ı anlatmak imkansız. Kahvemizden bir yudum alalım ve “Telsiz Zabiti” ticaret gemilerinde ne yapar çok kısa olarak bilgilerimizi tazeleyelim.

 

Uydu teknolojisinin olmadığı dönemlerde telsiz zabiti veya diğer adıyla Radyo Operatörü Kaptan’dan sonra gemilerdeki en önemli personeldi. Yedeği yoktu. Köprüüstünün hemen arkasında telsiz cihazlarının olduğu bir radyo odası vardı. Transistör ve entegre devrelerin olmadığı digital devrim öncesinde telsiz cihazları, yerden tavana, duvardan duvara dev gibi cihazlardı. Ana devresi, yedek devresi, göstergeler, güç üniteleri, aküler, büyük bir kamarayı dolduracak kadardı. Telsiz odasına girmek yasaktı. Telsiz Zabiti sadece gemi kaptanından emir alırdı. Ana görevleri; Kaptan’ın emirleri çerçevesinde geminin muhaberesini sağlamak, düzenli olarak hava raporları almak, coğrafi koşullar elverdiği sürece personelin telefon ve telgraf ihtiyaçlarına cevap vermek şeklindeydi. (Uydu teknolojisinin olmadığı yıllarda okyanuslarda herkes Telsiz Zabiti’nin gözünün içine bakardı. Kulağında kulaklıkla uzak bir istasyondan kan ter içinde, mors alfabesi ile aldığı bir A4 sayfa dolusu numaralardan oluşan şifreli bir hava raporu getirir koyardı önümüze.

Gemi zabitlerinin en önemli işlerinden biri onu deşifre ederek bölgedeki alçak basınç merkezlerinin yerini belirlemek ve kaptanın buna göre geminin rotasını fırtınanın yönüne göre emniyetli bir şekilde düzeltmesini sağlamaktı. Hava şartları yüzünden bazen birkaç gün boyunca rapor alamadığında gemide sinirler gerilirdi.) Bunun dışında gönüllü olarak geminin kumanya alımı ve kullanımına yardım eder, stajyerlere eğitmenlik yapar, gemide gördüğü olumsuzlukları kaptana bildirirdi. Tecrübeli bir telsiz zabiti için kaptanın resmi olmayan sağ kolu bile diyebilirdiniz. Bazı telsiz zabitleri, bir güverte zabiti kadar bilgili olur ve kaptanın zayıf gördüğü bazı tecrübesiz zabitlerin “pişene kadar”  seyir vardiyalarına “çaktırmadan” ilave edildiği bile olurdu. Telsiz zabiti gemide tek olduğu için vardiyası yoktu. Mesaisi biten herkesin dostuydu. (Tanıdığım bütün telsiz zabitleri fevkalade insanlardı ve hepsi ile çok güzel hatıralarım vardır). Limanlarda telsiz kullanmak yasak olduğu için telsiz odası kilitlenir ve hatta bazı ülkelerde kapısına mühür bile vurulurdu. Böylelikle telsiz zabiti limanlarda tamamen özgür kalırdı.

Kimdir Nikos KAVADİAS?

 

Yunanistan’ın Kefalonya adası kökenli tüccar bir ailenin oğlu olarak 11 Ocak 1910’da  Ussuriysk- Rusya’da doğdu. (Rusya’nın Pasifik Okyanusu’na yakın denizi olmayan olan bir bölgesi.) Aile, birkaç yıl sonra doğup büyüdükleri Kefalonya adasına geri döndü ve 1921 yılında Pire şehrine göç edene kadar orada yaşadılar. Kavadias, 1928 yılında liseyi bitirdikten sonra doktor olmak istedi ancak babası hasta ve çalışamayacak durumda olduğu için ailesine bakabilmek amacıyla bir denizcilik şirketinde memur olarak çalışmaya başladı. Babasının ölümünden sonra karada çalıştığı işi bırakıp gemici olarak gemilerde çalışmaya başladı. Yıllarca gemilerde gemici olarak çalıştı fakat memlekete döndüğünde hiç bir zaman cebinde yeterli parası olmadı. Kaptan olmak için gerekli işlemleri başlattı fakat kaptanlık sertifikası yerine 1939 yılında Telsiz Operatörü lisansını alabildi. İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bir Milli Bağımsızlık Cephesi üyesi olarak Almanlara karşı savaşmak için Arnavutluk’a gitti.

Savaştan sonra gemilerde Telsiz Operatörü olarak 30 yıl aralıksız çalıştı. 1974 senesinde, ‘karaya vurduktan’ sadece 3 ay sonra ani bir kalp krizi ile hayata gözlerini yumdu. Denizde geçirdiği uzun yıllar, gittiği egzotik limanlar, şiirlerinin esas konuları oldu. Yaşadığı yıllarda çok tanınan bir şair değildi. Ta ki Tanos MİKRUTSİKOS (1947-2019) adlı bestecinin 1979 senesinde onun 11 adet şiirini besteleyip  Stavros Tu Notu (Güneyin Haçı) albümünü yayınlayana kadar. Bir şiirinde “seni annen dışında kimse hatırlamaz… ”  diyen şair, böylelikle ülkesinin çok tanınan ve sevilen şairlerinden biri oldu. 1991 senesinde yine Tanos MİKRUTSİKOS tarafından Grammes ton Orizondon (Ufuk Çizgileri) albümü yayınlandı. Bu albümde eski 11 bestenin yeni versiyonlarına ilaveten 6 yeni besteyle toplam 17 Kavadias şiiri bestelenmiş ve yayınlanmış oldu. Denizden damıtılmış şiirler, notaların sihirli gücü ile birleşince ortaya tadına doyum olmaz bir eser çıkmış oldu. (2019 yılında Tanos MİKRUTSİKOS ölüm haberi, bir başka efsane besteci ve orkestra şefi, 81 yaşındaki Stavros KSARHAKOS’un canlı konserinde gelmişti. Usta Şef, konserine ara vererek, aralarında bizim de olduğumuz dinleyiciler ile beraber salonda bir dakika saygı duruşu gerçekleştirmişti.) 

 Güneyin Haçı’ ndan birkaç satır, bende kalan…

 Bir kerteriz aldım Alfa Sentarus’dan(*)

Denizde bir gece

Hedefesiyle pusulanın (**)

Ve ölümcül bir sesle

Bana şöyle dedin:

Uzak dur Güney Gökyüzü’ndeki yıldızlardan

 Bir başka zaman,

Yine aynı gökyüzünden

Tam üç koca ay ders aldın, kaptanın melez güzelinden(***)

Denizde nasıl seyir yapılır geceleri(!)…

(*) Centaurus(Sentaurus) güney yarım küresinin parlak yıldız kümelerine verilen isimdir. “Alfa Centaurus’ da (Alfa Sentarus) bunlardan biridir. Sentaur(Sentor) aynı zamanda Grek mitolojisinde yarı insan yarı at olarak tasvir edilen, Teselya bölgesinde yaşadığı rivayet edilen bir ırk,kavimdir. Güney Haçı takım yıldızının hemen yanında yer alır.

(**) Azimuth Compass (Hedefe), köprüstünde pusulanın üzerine takılan “kerteriz” almak için kullanılan bir açı ölçer.

(***) Şiirde geçen Yunanca “migada” yaygın olarak mulata diye bilinen babası Afrikalı annesi İspanyol esmer melez güzellerine verilen ad. Her halükarda, ortada biraz gizli kapaklı işler dönmüş gibi görünüyor öyle değil mi!?

Kavadias;  politik görüşlerini, hayat felsefesini, bir denizci olarak egzotik limanlarda yaşadığı maceraları kuvvetli benzetmelerle(metafor) dile getirmiştir. “Güneyin Haçı” buna çok güzel bir örnektir. Crux (Okunuş: Kru/Haç) takım yıldızı önemli bir dini motif olan “haç” şeklindedir. 1922 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından Cru-Haç adını almıştır. Modern 88 takım yıldızdan biridir. 5 yıldızı vardır. Literatürde Southern Cross (Güneyin Haçı) olarak da bilinir. 30 derece enleminden aşağıya doğru görülmeye başlar.Daha yukarısında gözükmez. Belli ki şair, kendisinde iz bırakan aşklarını hep “Güneyin Haçı”nın göründüğü güney yarımküre limanlarında yaşamış, bu bir. Southern Cross(Güneyin Haçı) aynı zamanda 1854 yılında Avustralya madencilerinin ilk baş kaldırışını simgelediğinden, Kavadias’ın devrimci yönüne de ayrıca vurgu yaparak şairin bir taşla iki kuş sevmesini sağlamış(!). Bu da iki.

Romantik ve bütün dünyayı tanıma arzusu ile yanıp tutuşan Kavadias’ın 20’li yaşlarda yazdığı ilk şiirleri Marabu adlı kitabında 1933 yılında yayınlandı. Bu kitabındaki şiirlerinde denizin etkisi, gittiği limanlar ve biraz da kurgulanmış gerçek üstü hikayeler ağırlıktaydı konu olarak. Bu kitabın ilk şiiri bir aşk trajedisidir. Bir gemide tanıştığı ve aşık olduğu genç ve zengin kadınla tekrar karşılaşmasını konu alır. Kadın artık çok fakirdir. Hayat kadını olarak yaşamaya çalışmaktadır ve neredeyse  tanınmayacak bir hale gelmiştir. (Ömrü boyunca denizlerde çalışan Kavadias’in şiirlerinin buram buram özlem ve nostalji kokması çok doğal.) İkinci kitabı Pousi(Pus) 1947 yılında yayınlandı. Üçüncü ve son şiir kitabı Traverso ise 1975 yılında ölümünden hemen sonra yayınlandı. İkinci Dünya Savaşı sonrası yayınlanan bu son iki kitabında savaşın etkileri ve devrimci yanı daha ön plana çıkar.

1954 yılında yayınlanan Vardia (Vardiya) adlı romanı uzun gece vardiyalarında kaptanların birbirlerine anlattıkları, egzotik ülkelerde yaşadıkları aşk maceraları, yarı kurgu yarı gerçek, savaş anıları ve denizci hikayalerinden oluşur. 1987 yılında yayınlanan kısa hikayelerden oluşan iki kitabı vardır. Li ve Of War/On my horse. Li 1995 yılında “ Şeytan ve Derin Mavi Deniz” olarak filme çekilmiştir. Bazı şiirleri Simon Darragh tarafından Wireless Operator (Telsiz Operatörü) adıyla İngilizceye çevrilerek Londra’da yayınlanmıştır. (Çeviriler ile ilgili yapılan eleştirilerden anlaşıldığı üzere Kavadias şiirlerini çevirecek olan çevirmenin, çevirmenlik mesleği dışında derin bir denizcilik bilgisine sahip olması şart. Sadece denizcilik terimlerini bilmesi bile kafi değil. Ruhunu yakalaması için gemilerde kullanılan “ameli ve amiyane” (pratiğini ve jargonu) tabirlere de vakıf olmalı. Aksi takdirde şiirlerin içindeki “güçlü metaforları”-hatta bazen çift anlamlı benzetmeleri- bir başka lisana aktarması oldukça zor gözüküyor. Açıkçası; Kavadias şiirlerini çevirmek için kafa patlatmak gerekiyor. Çok basit bir örnek vermek gerekirse ingilizce’ye fog(sis) olarak çevrilmiş şiirin orjinal ismi Pousi(Pus) ve belki şiirin bir yerinde bu ikisi arasında fark çok önem kazanacak, gibi. Bana göre Kavadias; romantik, denizi ve deniz hayatını her şeyi ile çok seven, şiirlerinde beni herkes anlasın gibi bir kaygısı olmadığı için kimse beni anlamıyor gibi endişeleri de olmayan, zeki ve biraz da hınzır-zaman zaman çok hınzır-tam bir denizci şair… )

Kavadias’in PUS  şiirinden bir bölüm ile üzerimizdeki “puslu havayı” dağıtalım mı biraz ?

 PUS

Puslu bir akşam

Kaybolan “Fener gemisi”(*)

Kılavuz kaptanların bekleme yeriydi

Ve sen hiç beklemediğim bir anda, görmeye geldin beni

Beyazlar giyiyordun, ıslaktın(**)

Örülmüş saçlarındı halatlar(***)

Pegasus limanından aşağısında sular (****)

Her zaman yağmurludur bu mevsim…

(*) Dünyanın bir çok bölgesinde, özellikle açık denizden gelip bir çok iç limana geçit veren belli mevkiilerde üzerinde deniz feneri olan demirlemiş(sabit) Fener Gemileri vardır. Vardiyası gelen kılavuz kaptanlar bu gemiler içinde gelecek olan gemileri bekler. İstirahat etmek için kamaraları, yemek salonları, aşçıları ve kamarotları olan bu gemiler nispeten açık deniz sayılacak yerlerde olduğundan çok sağlamdır. Aynı zamanda kalın zincirler ve tonozlarla denizin dibine ada gibi sabitlenmiştir.

(**) Şimşekler çakıyor muhtemelen, ve devamında tek bir kelime ile; “neler diyor neler”. Öyle kolay olunmuyor radyo dalgalarının efendisi işte, görüyorsunuz.

(***) Gemi halatları, dayanıklılığını arttırmak için bir çok ince ipin/halatın(kol) birbirine örülmesiyle yapılan kalın halatlardır. Bilek kalınlığında da gemi halatı vardır, soba borusu kalınlığında da.

(****) Port Pegasus (Pegasus Limanı) neredeyse dünyanın öbür ucu diyebileceğimiz Yeni Zelanda’nın güney ucunda ufak bir limandır. Belli ki şairin orada bir “aklı kalmışlığı” var.

Bir KAHVE MOLA’sının daha sonuna geldik değerli dostlar. Arka planda, “Senin hatırın için, her gece ben yakacağım mehtabını ve melekler işleyeceğim yastığına” diyerek uğurluyor bizi “Deniz Sesli Şarkıcı Glykeria”. Denizler uçsuz bucaksız ama bizim yerimiz dar. Bir nebze tanımaya ve de tanıtmaya çalıştığım Denizci Şair, Telsiz Operatörü Nikos KAVADİAS’a buradan veda ederken, “şiirlerle yaşamayı öğrenecek herkes” diyerek bir not düşüyoruz dünyaya. Kimbilir? Belki bir faydası olur. Bildiğim kadarıyla, hayal kurmak hala bedava…

 PİYASALARDA SON DURUM

Dünya
Dediğime gelecek sonunda
Şiirlerle yaşamayı öğrenecek herkes

Doğan bebekler şiir emecek memeden
Şiir ekip biçilecek tarlalarda
Ruhlarda filizlenecek şiirler
Şiir şiir olgunlaşacak insanlar
Hasat zamanı
Şiirler okunacak hep bir ağızdan

Şiir sevilecek şiir
Şiir her şeyden önce gelecek
Alışverişlerde şiir geçerli olacak
Şiirle ödenecek vergiler
Karşılıksız olmasına rağmen
Kimsenin canı yanmayacak çek senetten
İhale en güzel şiiri yazana kalacak her zaman
Toplu taşıma şiirlerle olacak
Şiirler götürüp getirecek gideceği yere herkesi
Mesela bir şiir okuyup bineceksin metroya
Temeli şiir olacak hiç yıkılmayacak olan yuvaların
Candan yazılacak bütün şiirler
Baktığında kendini görecek artık insanlar aynalarda
Zor zamanlarda
Şiir sürecek piyasaya Merkez Bankası
Herkes seve seve bozduracak yastık altındaki şiirleri
Acil şiir servisleri olacak hastanelerin
Şiir sürülecek bütün yaralara
Mesela bir kalp hastası dilinin altına bir şiir koyup yürüyüp gidecek

İnsanız biz
Denemek yanılmak bizim işimiz
Dua edelim dünyada şiirler var

Ne kadar çok şiir
O kadar iyi arkadaş
Rahatlatalım piyasaları biraz*

 Sağlıcakla kalın!

Derleyen/Çeviriler/Şiir*: Piyasalarda Son Durum-Kırılmamış Hayaller Kurulmamış Sayılır-2020

Talip  Özcengiz-Atina, 20.12.2020

 

 

 

RADYO DALGALARININ EFENDİSİ TELSİZCİ NİKOS KAVADİAS. Kaptan Talip Özcengiz Kahve Molası’nda Anlatıyor…
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!