1. Haberler
  2. Genel
  3. SAVAŞ UKRAYNA’NIN KARADENİZ’E ÇIKIŞINI KAPATANA KADAR SÜRER…ALP KIRIKKANAT YORUMUYLA

SAVAŞ UKRAYNA’NIN KARADENİZ’E ÇIKIŞINI KAPATANA KADAR SÜRER…ALP KIRIKKANAT YORUMUYLA

Ukrayna’daki durum Rus saldırısı sonrası karışık bir hal aldı. Rusların siyasi ve askeri yığınak baskısıyla meseleyi kendi lehlerinde bir yere vardıracaklarını tahmin ediyordum. Fakat öyle olmadı. Ruslar birçok yönden riskli bir seçeneği tercih ettiler. Rus harekâtı başladığından bu yana Ukrayna’daki çatışmaları, herkes gibi, ben de açık kaynaklardan takip ediyorum. Sosyal medyaya ihtiyatlı yaklaşmakla birlikte kaynakları dikkatle incelediğinizde; son 3-4 gündür Rusların içeride zorlandığına dair görüntüler var. 27 Şubat’ta Rus resmi haber ajansı TASS, kendi zayiatları konusunda ilk bilgilendirmeyi yapmaya başladı. Bu anlamda Rusların beklenilen hızda ilerlemedikleri, Ukrayna’nın kuzeyinde ve güneyinde tuttukları yerlerin birbirleriyle birleşmesinin ve Kiev’in düşmesinin zaman alacağı görülüyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu hızdaki bir askeri tempoyla, Rusların siyasi hedeflerini karşılayabilmesi mümkün olabilir mi? Bu, siyasi hedefinin ne olduğuna bağlı bir konu. İlk anlarda bu hedef, Kiev hükümetinin devrilerek yerine Rus yanlısı bir yönetimin getirilmesi olarak açık kaynaklarda yer aldı. Ancak daha Kiev düşmeden taraflar ön şartsız olarak görüşme masasına oturdular. Halbuki çatışmanın ilk başlarında Ruslar Ukrayna ordusunun silah bırakmasını talep ediyordu. Belli ki Ruslar açısından istihbarat, harekât ve lojistik konularında ters giden bir şeyler var. Açık kaynaklarda, yollarda terk edilmiş ya da hasar almış askeri araçlar ile dağınık birlik görüntüleri her gün servis ediliyor. Belirgin bir hava desteği yok. Yoğun roket saldırıları devam etse de karada Ruslar kayıplar vermeye başladı.

Ruslar açısından bu harekâtın, Kiev’i de içine alan Dinyeper nehir hattının doğusunda yoğunlaşacağını ve nehrin Karadeniz’le buluşma noktası olan Kherson ile batısındaki Odesa’ya ve kuzeydoğu hattı boyunca da Azak Denizi’ne açılan Maripol limanını kontrol altına alınıncaya kadar devam edeceğini düşünüyorum. Ukrayna’nın Karadeniz çıkışını kapatmak isteyeceklerdir. Ancak daha ilk haftada görülen zafiyetlerle bu askeri hedeflerin elde edilebilmesi şimdilik zor görünüyor. Fakat ne kadarlık bir Rus kara gücünün içeri sokulduğuna dair elimizde kesin bir bilgi de yok. O nedenle yanıltıcı da olmamak, açık kaynakları iyi süzmek gerekiyor. Bu kaynaklar şimdilik tek yanlı. Ruslar sıkı bir sansür uyguluyorlar.

Görülen zafiyetlerin ve karşı direncin yanı sıra sivil can kayıpları ihtimali karşısındaki olası temkinlilik, harekât temposunu etkileyen diğer bir faktör de olabilir. Buna rağmen sivil kayıpların önüne yine de geçilemedi.

Diğer yandan Ukrayna tarafının direnci ise beklenenin üzerinde seyrediyor. Kırım işgali sonrası süreçte günümüze kadar bir kısım Batılı ülkelerin Ukrayna personeline askeri eğitim desteği verdiği biliniyor. Şimdi meselenin uzaması, dışarıdan gelen yardımlarla birlikte daha da organize olmuş sıkı bir direnişi ortaya çıkarabilir. Bu ise Rus tarafının işini zorlaştırmakla birlikte Rusların agresifleşmesine ve orantısız güç kullanımına da neden olabilir. Esas tehlike de burada zaten.

Şimdi her iki taraf, ilk günlerdeki çatışma sonrasında bir araya gelerek görüşmelere başladılar. Bu görüşmelerden kısa sürede bir sonuç çıkması şu an için zor görünüyor. Aslında bu çatışma ve sonrasındaki görüşmeler, ABD ve Rusya arasındaki mücadelenin bir tezahürü. Ancak olan masum Ukrayna halkına oluyor. Ukraynalı yöneticiler, kendi coğrafyalarında Batı ve Doğu arasındaki siyasi dengeyi tam olarak tesis edemediler. Kati şekilde Batıya meyyal olan bu dengesizliğin yaratacağı riskli sonuçlar; sadece Ukrayna’yı değil Karadeniz ve kıta Avrupa’sını da doğrudan etkileyecek potansiyele sahip gözüküyor. Hatta bu riskler, bu alanların daha da ötesine taşınabilir.

Diğer yandan tüm bu olan biteni Batı tarafından Rusların tuzağa çekilmesi olarak yorumlayanlar da var. Aynı görüşte değilim. Elbette ABD ve İngiltere’nin kontrollü gerginlik boyutunda tarafları kışkırtma faaliyetlerinin katkı payları yok değil. Ancak yine de tuzak ihtimali siyasi ve askeri manada makulün üzerinde fazlasıyla risk taşıyor. Üstelik Rusların mevcut harekât alanını ayrıntısıyla bilmediğini varsaymak hata olur.

Sonuç olarak, burnumuzun dibinde, şiddeti artan bir savaş söz konusu. Arada kalan Ukrayna halkının daha fazla zarar görmemesi ve Rusya’nın kendine özgü güvenlik endişelerinin, provoke etmesine ancak edilmesine de meydan vermeden, giderilme yollarının bulunması gerekiyor. Bu şartlarda sakin ve tarafsız kalabilmek, siyasi ve ekonomik kapsamda hasar almamak zor bir iş. Önemli kozlarımızdan biri olan Montreux Boğazlar Sözleşmesinin hükümlerinde yer alan disiplinlerin takibinde ve icrasında tereddüt edilmemesi gerekir. Diğer yandan tehdit karşısında ABD’nin Avrupa’yı yeniden kazandığı gibi bir sonuç çıkarılıyor olsa da yaptırımlar nedeniyle olası ekonomik zararlarla yüzleşilmesi halinde her ülkenin farklı şekilde tavır alabileceği de ihtimal dahilindedir. Bu farklılıklar, değişik siyasi tutumları ve hatta ittifak içinde bir kısım anlaşmazlıkları da beraberinde getirebilir. Barış ve sükuneti acilen tesis etmek gerekiyor.

 

 

 

ALP KIRIKKANAT

SAVAŞ UKRAYNA’NIN KARADENİZ’E ÇIKIŞINI KAPATANA KADAR SÜRER…ALP KIRIKKANAT YORUMUYLA
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!