“Bunlar dinsiz, imansızdır, bunlar Bolşeviktir”
Anadolu ve Rumeli isyancılarının, dişle, tırnakla, İnebolu’dan, Samsun’dan, kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı demeden, yalın ayak, bebesini sırtına bağlayarak kağnıların üstündeki cephaneye kendi mintanını örterek yollarda dona kala akarak, aç, çıplak bir destan yazdıkları gündür…
Dost Sovyet desteğini de arkasına alarak olmaz denileni olur kılan, İngiliz emperyalizminin, Batılı zenginlerin silahlandırdığı, donattığı işgal güçlerine, hoca kılığında Anadolu’ya girmiş İngiliz ajanı Rahip Frew’lerin, yanına sakallı cüppeli mollaları da katarak, “Bunlar dinsiz, imansızdır, bunlar Bolşeviktir” yalan propagandası ile halkı Düzce’de, Konya’da, Gerede’de Kuvayı Milliye’ye karşı ayaklandırmaya çalışanların da hakkından gelen, Sakarya’da en az yarısını şehit veren kahraman genç subayların, yedek subayların halkıyla kucaklaştığı gündür…

Bu tarihi bilmeyenlerimiz, yetmiş yılı aşkın bir süredir emperyalizmin kışkırtmaları, kültür saldırılarına, çıkarcı ve iktidarından başka bir şey düşünmeyen inanç istismarcısı işbirlikçi politikacıların oyunlarına geldiler… CİA ve Batılı gizli servisler tarafından en açığı FETÖ pisliğinde ortaya çıktığı gibi, cemaat, tarikat, inanç ve merhamet istismarcısı yalancıların kuyruğuna takıldılar…
Dünyanın en büyük özgürleşme eylemini baltalayanlar, dünyanın en güzel eğitim kurumlarını, Köy Enstitülerini, seksen yıl önce Çin’e aşı gönderip onları kurtaran Hıfzıssıhhaları kapatanlar, on binlerce canımızı alıp götüren salgınlara karşı bize ele güne karşı aşı diye el açtırdılar, insanların ekmek kapısı fabrikaları da sattılar, dereleri, ormanları, dağları işbirlikçi çetelere soydurdular…
Kendi meclisini bombalayan, kendi halkını kurşunlayan beyni yıkanmışların sonu gelmedi, gelmeyecek…

Onların en büyük yol açıcısı liberal zevzekler oldu… Onların gazetelerinde yazdılar, onların toplantılarına katıldılar, kendi tarihlerini Batılı Şarkiyatçılardan öğrendiklerini sanıp kendi milletlerinin, halklarının kafalarını bulandırdılar… Tam da o Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin din bezirgânları ile aptal liberallerin işbirliği ile, kumpas davaları ile çökertildiği, kozmik odalara girildiği günlerde büyük bir telaş içinde yazıp tamamlamıştım Anadolu Rönesansı’nı…
Ağızlarının payını verdim o dönek zevzeklerin ama yeterince insanımıza ulaşamadım.
Aynı şaşkınlığı sürdürenler, aynı yanlış yola insanları sürükleyenler hâlâ var… Şimdi işi gücü bırakmış Hasan Âli Yücel’i dolamışlar dillerine…

ROMANLARIMIZDA KURTULUŞ SAVAŞI VE KADINIMIZ elimdeki yeni dosyanın adı…
Yine onlarca kaynak, yüzlerce belge içinde kendi tarihine, kendi halkına, kendi toprağına ihanet edenlere karşı içimdeki ateşi, içimdeki isyanı sayfalara, satırlara dökmeye çalışıyorum…
İnanın ki, bu ülkenin aydınlık geleceği kendi tarihimizin sayfaları arasında değerli dostlar…
19 Mayıslar bitmedi bitmeyecek, Anadolu ve Rumeli toprağımız, bu güzel, bu bereketli coğrafyamız, bu imece gelenekli kardeş halklarımız diz çökmedi, çökmeyecek…
Gününüz aydın olsun ey onurlu insanlarımız…



















