Yalnızca bir iç deniz değil
National Geographic Society’nin desteğiyle yürütülen proje, deniz biyologları, mühendisler, şehir plancıları, hukukçular, araştırmacılar, öğrenciler ve yerel toplulukların katkılarıyla hazırlandı. Projenin saha araştırmaları ve haritalama çalışmaları hidrolog ve şehir plancısı Sera Tolgay tarafından yürütüldü ve Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği tarafından desteklendi. Marmara, yalnızca bir iç deniz değil; aynı zamanda milyonlarca göçmen kuşun ve deniz memelisinin rotası, kıyılarında kadim kültürlerin biriktiği bir ekolojik ve kültürel geçiş alanı.
Müsilajın büyük zararı
2021’de yaşanan müsilaj krizinin ötesinde, azalan çözünmüş oksijen seviyeleri, derin deşarj uygulamaları ve yaygın arazi tahribatı nedeniyle bu hassas sistemin ne kadar kırılgan olduğunu görmekteyiz. Marmara Denizi Havzasının hem karada hem de denizdeki yüzölçümünün en az
%30’unun 2030 yılına kadar korunması hedefiyle hazırlanan bu plan günümüzde hayati önem taşıyor. Hazırlanan yol haritası, havza ölçeğinde ekosistemlerin onarımı, oksijen seviyelerinin yeniden iyileştirilmesi, kıyı ve orman habitatlarının korunması gibi stratejik hedefler içeriyor. Uydu verileriyle desteklenen analizler, Marmara havzasındaki kaliteli orman örtüsünün son 20 yılda %15,75’ten %6,5’e düştüğünü ve aynı sürede kentsel gelişimin %27,7’den %38,4’e yükseldiğini gösteriyor. Olumlu bir bulgu, mevcut ormanlar ve kıyı habitatlarının tamamı koruma altına alınırsa, Marmara Havzası’nın yüzölçümünün %25’inin korunabileceğini ve böylece 2030 hedefinin büyük ölçüde karşılanabileceğini gösteriyor.

Rapor, Marmara’nın jeolojik geçmişinden havza sağlığına, NDVI (bitki örtüsü sağlığı endeksi) analizlerinden müsilaj krizine, arazi kullanım değişiminden yerel stratejilere kadar çok boyutlu bir yaklaşım sunuyor. Araştırma bulgularına göre Marmara havzası, hızlı kentleşme ve
ormansızlaşma nedeniyle son yirmi yılda büyük kayıplar yaşadı. Araştırmanın önerdiği stratejiler arasında, tehdit altındaki türlerin yaşadığı kritik habitatların 2030 yılına kadar korunması ve bu bölgelerin sit alanı, milli park ya da deniz koruma alanları statüsüne alınması yer alıyor. Projeyi destekleyen ve katkı sağlayan isimler arasında Claire McNulty (National Geographic Society Avrupa ve Orta Doğu Direktörü), Sven Andres (Program Yöneticisi), Caner Gökbayrak (Bursa Su Kollektifi), Alper Tüydeş (Karacabey Belediyesi), Volkan Narcı (Deniz Yaşamını Koruma Derneği), Serdar Güven (İznik Belgesel Sinemacılar Derneği), tarihçi Hüseyin Irmak (Kağıthane Belediyesi) ve Derya Tolgay (Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği) yer alıyor.

“Marmara Denizi’nin yaşaması hepimizin sorumluluğudur”
Bu stratejik belge, yalnızca Marmara Denizi’nin değil, karasal havzayı da dahil ederek tüm bölgenin su kalitesinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için umut vadeden bir başlangıç niteliği taşıyor. Plan; kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, araştırma kurumlarını ve sivil toplumu, Marmara Denizi’nin geleceği için iş birliğine davet ediyor. Bu sadece bir çevre mücadelesi değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın ve kıtalararası bir ekolojik ağın korunması anlamına geliyor. Marmara Denizi’nin yaşaması hepimizin sorumluluğudur. Basından sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar tüm paydaşları bu raporu dikkate almaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz.

2030’a kadar Marmara Havzası’nın yüz ölçümünün %30’unun korunması hedefleniyor. 2030 yılına kadar dünya kara ve deniz alanlarının %30’unu koruma hedefi, “30×30” olarak bilinen küresel bir biyolojik çeşitlilik koruma stratejisidir. Bu hedef, 2022 yılında Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamında neredeyse 200 ülke tarafından kabul edilmiştir. Hedefin amacı, ekosistemleri koruyarak biyolojik çeşitliliğin kaybını durdurmak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmektir.

Eşsiz ekosistem alarm veriyor
2022 sonbaharından bu yana süren saha çalışmaları ve bilimsel analizler sonucunda, Marmara Denizi’nin karşı karşıya olduğu ekolojik tehditleri tanımlayan ve çözüm önerileri sunan kapsamlı restorasyon planı tamamlandı. Marmara Denizi, kuşların, yunuslar gibi pek çok deniz memelisinin ve birçok canlı türünün göç rotası üzerindeki kıtalararası bir köprüdür. Ancak, 2021’de yaşanan müsilaj krizi ve hızla
artan endüstriyel kirlilik bu eşsiz ekosistemi tehdit etmektedir. Sadece son 20 sene içerisinde Marmara’nın çevresindeki kaliteli ormanlar yüzölçümü olarak havzanın %15’inden %6’ya gerilemiş; şehirleşme 10% artarak %38’e ulaşmıştır.




Müsilajın büyük zararı















