Sualtı taarruzu ve denizaltı savaşında ülkemize seviye atlatan milli torpidomuz Akya ilk kez bir denizaltıdan gerçek bir hedefe yönlendirildi. Doğu Akdeniz’de TCG Preveze’nin torpido kovanından gönderilen Akya 45 knots(75 km) hızla yol alarak hedef gemiyi başarıyla vurdu. Akya’nın başarısı ABD ve Alman yapımı torpidoların kullanım zorunluluğunu sona erdirirken donanmamızdaki Gür, Preveze ve Reis sınıfı denizaltılarda kullanılabilecek.
Harp Torpidosu ile Hedef Platforma Yönelik Patlatma Testi
Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını azaltmak için 2009 yılından beri TÜBİTAK ve Roketsan tarafından geliştirilen Akya torpidosu tarihi bir dönemeci geçmemizi sağladı. Yeni nesil, ağır sınıf ve uzun menzilli Akya, Antalya Körfezi açıklarında TCG Preveze denizaltısı bir gemiye gönderildi. Şimdiye kadar 60’dan fazla denenen ama ilk kez harp torpidosu olarak uygulanan Akya’nın başarısı göz kamaştırdı.
TCG Preveze ve Akya torpidosu böylece Harp Torpidosu ile Hedef Platforma Yönelik Patlatma Testi’ni başarıyla geçti. Akya’nın Ay sınıfı denizaltılar haricindeki tüm sınıflarda kullanılabileceği satıhtan bağımsız hahrik sistemiyle yeni nesil denizaltılar olan reis sınıflarıyla ise tam uyumlu olarak kullanılacağı öğrenildi. Böylece Türk denizaltıların kullandığı ana silah olan yabancı torpidolara (ABD Mk-48 ve Alman DM2A4) ihtiyaç azalacak. Akya saatte 45 knots hızla gidebilirken 50 km’den fazla menzile sahip. Akya, denizaltılar ve tüm suüstü hedefler için kullanılabiliyor.
Türkiye Güreş Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın, oğlunun kaybettiği maçın ardından mindere girip hakemin üzerine yürüdüğü iddia edilen olayla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. KAYNAK: Odatv.com
Ukrayna’nın açıklamasına göre Rusya, önceki gün, Odessa limanından ayrılan bir tahıl gemisini hedef aldı. Hindistanlı, Ukraynalı ve Suriyeli 18 mürettebatın 10’u hayatını kaybetti. Geminin Türk bir şirkete ait Golden Leo gemisi olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet, Dışişleri kaynaklarına ve Rusya Büyükelçiliğine konuyu sordu ancak yanıt alamadı. Emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise yetkili makamlara çağrı yaptı, Deniz Kuvvetleri’ni andı.
Uluslararası ilişkiler hukuku ve hariciye tarihi, devletlerin bağımsızlık hamlelerini, ikili diplomatik münasebetlerini ve teşrifat uygulamalarını anlık öznel yorumlar üzerinden değil; kurumsallaşmış evrensel kurallar, uluslararası mütekabiliyet ilkesi ve birincil arşiv vesikaları üzerinden değerlendirir. Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan, 1920 yılındaki Bursa’nın işgali sırasında yaşanan menfur hadiseler ile 1930 yılındaki Ankara ziyareti arasında nedensellik bağı kurmaya çalışan ve o dönem üzerinden geliştirilen bazı retorikler, uluslararası hukuk ve hariciye literatürü ile temelden çelişmektedir. Geçmişteki gayrimeşru bir askeri işgal eylemi ile egemen bir devletin başkentinde mütekabiliyet esasına göre icra edilen diplomatik kabulleri aynı düzlemde değerlendirmek, uluslararası ilişkiler disiplininin bilimsel metodolojisine aykırıdır. Özellikle resmi devlet protokolünü gündelik ve sığ tabirlerle yorumlayarak, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına ve ilk hanımefendilerinden Mevhibe İnönü’nün aziz hatırasına yönelik üstü kapalı iddialarda bulunulması, hariciye tarihinin belgeleri karşısında nesnel bir okuma hatasından ibarettir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Yorumlar kapalı.