1. Haberler
  2. Genel
  3. TÜRKİYE’YE KURULAN YUNAN – FRANSIZ- ALMAN–İTALYAN KUMPASI

TÜRKİYE’YE KURULAN YUNAN – FRANSIZ- ALMAN–İTALYAN KUMPASI

MEHMET ASAL'IN KALEMİNDEN.... NE OLMUŞTU? “22 Kasım 2020 günü Türk Bayraklı 9163984 IMO kayıt numaralı M/V Roseline A konteyner yük gemisi, LTS44S20 sayılı seferi ile Libya’nın Misurata Limanı’na gerçekleştirdiği ticari seferi sırasında, Bingazi Limanının 160 mil kuzeyinde kendisini EU WARSHIP (AB Savaş gemisi) olarak tanıtan F 220 Borda numaralı bir Alman firkateyninden telsiz aracılığı ile bir kısım sorgulamaya maruz kalmış ve akabinde de aynı gemiden kaldırılan bir helikopterden gemiye gemi kaptanının muhalefetine rağmen bir gurup asker indirilmiştir. Avrupa Birliği adına yürütülen İrini Harekâtı gerekçesi ile makul suç şüphesi olmadan uluslararası deniz hukuku ve teamüllerine aykırı, LTS44S20 Sayılı Ambarlı-Misurata seferine silahlı askeri unsurları bordaya çıkarmak sureti ile müdahalede bulunulmuştur.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

22 Kasım 2020 saat 17:45’ten ertesi gün saat 10:00 sularına kadar 16 saat devam eden müdahale esnasında gemi kaptanının açık muvafakati olmadığı halde, personelin rızaları hilafına hürriyetleri silahla tahdit edilmiş, personel yaşam alanlarına girilmiş, tüm gemide arama yapılmıştır. Sırf varış limanından hareketle gemi üzerinde arama yapılması makul şüphe olamayacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin ancak ve ancak iznine bağlıdır. Uluslararası sularda gerçekleşen eylem Açık Deniz Serbestliği İlkesine aykırılık teşkil ettiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına ve hükümranlık alanına da bir müdahaledir. Türk bandıralı geminin anlamı şudur: Bayrak Devleti! Yani gemimiz Türk devletinin yönetsel ve yargısal yetkisine tabidir! Dolayısıyla bu yasadışı arama devletin toprağına saldırı anlamına gelmektedir.

Gemiye çıkıp arama yetkisine savaş gemileri sahiptir. Ancak belirli şartlar altında arayabilirler: Kitle imha silahları taşınıyorsa… Uyuşturucu madde varsa… İnsan kaçakçılığı varsa… İzinsiz telsiz yayını yapılıyorsa…”Uluslararası deniz hukukuna ve teamüllerine aykırı bu eylem gemi kaptanının ve personellin kararlı duruşu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin müdahalesi ile ancak 16 saat sonra engellenebilmiştir. Askeri personel gemi içinde ve taşınan bir kısım konteynerlerde silahlı bir şekilde arama yapmıştır. Aynı ekip yaklaşık 16 saat sonra yine helikopterle gemiden ayrılmışlardır. Alman Askerlerinin gemiye çıkmasından önce telsiz ile yapılan sorgulamalar sırasında durum kaptan tarafınca hem Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı’na hem de MRCC (Maritime Rescue and Coordination Center)Ankara’ya, oradaki yetkililerce de T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na iletilmiştir. Gemi 23 Kasım 3020 tarihi itibarı ile yerel saat 10:00’da normal seyrine kaldığı yerden devam etmiştir.

IRINI HAREKATI NEDİR? NASIL YÖNETİLİR?

Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri Akdeniz Harekâtı IRINI (EUNAVFOR MED IRINI); Libya’ya Birleşmiş Milletler silah ambargosunu uygulamak amacıyla 31 Mart 2020’de AB tarafından başlatılan bir harekattır. IRINI Operasyonu, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (CSDP) şemsiyesi altındaki bir Avrupa Birliği askeri operasyon olarak tanımlanmaktadır. IRINI Operasyonu (Yunanca “barış” ) temelde daha önce uygulanan Sophia Operasyonu ile aynı görevlere sahiptir, ancak farklı öncelikleri vardır.

Operasyonun birincil görevi,

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından BM Güvenlik Konseyi Kararı No:1970 (2011) ve BM Güvenlik Konseyi Kararı No:2292 (2016) yoluyla uygulanan silah ambargosunun uygulanmasıdır. Operasyon, Libya’ya silah akışının engellenmesine katkıda bulunarak, Libya’da kalıcı ateşkes için gerekli koşulları yaratmaya yardımcı olmaktır.

Operasyonun İkincil görevi:

BM Güvenlik Konseyi Kararı No:2146 (2014) ve BM Güvenlik Konseyi Kararı No:2509 (2020) uyarınca izleme ve gözetim faaliyetleri yoluyla Libya’dan yasa dışı petrol ihracatını önlemek için BM önlemlerinin uygulanmasına katkıda bulunmak,

Libya Sahil Güvenlik ve Donanması’na denizde kolluk görevlerinde kapasite geliştirme ve eğitim sağlamak,

BM Güvenlik Konseyi Kararı 2240 (2015) uyarınca insan kaçakçılığı ve insan ticareti ağlarının işleyişine engel olmaktır.

Komuta Zinciri:

Karargâh Operasyon Komutanı Tuğamiral Fabio Agostini’dir (İtalyan Dz. K.K.)  Karargâh Roma, İtalya’da bulunmaktadır.

Operasyon Komutan Yardımcısı, Tümamiral Jean-Michel Martinet’dir (Fransız Donanması). Kuvvet Komutanı ilk kurulduğunda İtalyan bir Tuğamiral iken 6 ayda bir dönüşüm-değişim olması nedeniyle şu anda Yunan Komodor Theodoros MIKROPOULOS’tur. IRINI Operasyonunu Mart 2019 da başlamış olup 31 Mart 2021’e kadar sürecektir.

Harekata katılan ülkeler:

Bu harekatın deniz kısmına Yunanistan, Fransa, Almanya ve İtalya’dan birer Firkateyn katılmaktadır. Polonya ve Lüksemburg’da sadece hava kısmına iştirak etmektedir.

Değerlendirme:

Uluslararası hukuka, teamüllere tamamen aykırı olarak yapılan bu aramayı sadece alelade korsanlık, haydutluk diye nitelendirmek hafif kalır. Çünkü korsanlar bir milleti ya da orduyu temsil etmezler ve çoğunlukla amaçları ganimeti ele geçirmektir.

Bu olayda ise AB ülkelerinin aldığı bir karar çerçevesinde İtalya’daki bir merkezden Yunan Komodor tarafından yönetilen harekât kapsamında emir verilmekte, Alman firkateyni ise Türk bayraklı ticari geminin önünü kesmekte, helikopterle gemiye inen Alman askerleri de zorbalıkla saatlerce arama yapmaktadır. Yunanistan, Almanya, İtalya, Fransa işin tamamen ve aslen içindedir. Geçtiğimiz temmuz ayında Türk Firkateyninin refakat ettiği bir ticaret gemisi Fransız Firkateynince durdurulup aranmak istemiş, Türk Firkateyni ile Fransız Firkateyni arasında radar kitlenmesi gündeme gelmiş ve sonucunda NATO Türk Firkateyninin Fransız gemisini taciz etmediği raporu vermişti. Bu olay da düşünülünce ve İrini Harekâtı Operasyon Kontrol yardımcılığının Fransa’da olduğu dikkate alındığında Kumpasın anlaşılması daha da kolay olacaktır. Burada Türkiye’ye düşman olmuş, 4 devlet eliyle yürütülen bir organize saldırı söz konusudur. Karşı oldukları geminin bayrağı da NATO’daki müttefikleri, G-20 Ülkesi, AB Giriş Sürecindeki Türkiye’nin bayrağıdır.

Amaç; Türkiye’yi AB toplantısı öncesinde zora sokup yaptırımları uygulamaya koymaktır. Elebaşı; Yunanistan, Yardakçısı; Almanya, Fransa ve dolaylı olarak da İtalya’dır. Taktik harekâtı yöneten ve Alman Firkateynini Türk Ticaret gemisine yönlendiren Yunan Komodorun kendi genelkurmayından direktif aldığı, böyle bir fırsat eline geçtiği zaman değerlendir diye yönlendirildiği son derece açıktır. Ama böyle bir durumda en başta Alman firkateyni komutanının, yani Alman Deniz Kuvvetlerinin itiraz etmesi, ben böyle bir göreve gidemem, NATO müttefikimiz Türk gemisidir demesi gerekmez miydi?

Eğer hepsi aynı kumpasın içinde ise elbette ki HAYIR. Ama öyle acayip bir kurgu var ki hepsi işin içinde. Türkiye’ye karşı çok ciddi bir tuzak hazırlamışlar.”

Kendilerinden ve aldıkları istihbarattan oldukça eminler. Yaptıkları iş hukuksuz, adaletsiz, kabul edilemez bir davranış olmasına rağmen

-Nasıl olsa bir şey buluruz, yaptığımız iş usulsüz, kanunsuz da olsa sonuçta haklı çıkarız diye yola çıktıkları ve aldıkları istihbarata çok güvendikleri kesin.

Zaten Yunan aklı, tamamen Türk düşmanlığıyla beslenmiş, ön yargılı. Fransa tahrikçi, Almanlar da alet olunca sonuç kaçınılmaz. Burada istihbaratın ne kadar önemli olduğu bir kere daha açığa çıkmaktadır.

Eğer gerçekten o gemide aradıkları bir şey çıksaydı, Türkiye sesini çıkarabilecek miydi?

Şu anda Türkiye ne konumda olurdu? Arayamazsın, sen gemiyi durduramazsın denilebilir miydi?

Hayır…

Küstah Yunan, Fransız ve işbirlikçi Alman ve İtalyan aldıkları istihbarata, bilgiye o kadar güveniyor ve o kadar eminler ki bir şeyler bulacaklarına.

Ama olmuyor. Öncelikle aldıkları istihbarat son derece yanlış. Kendi resmi sitelerinde Geminin Kocaeli Yarımca’dan kalktığını söylüyorlar, oysa gemi İstanbul Ambarlı’dan kalkıyor.

Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı amaçlıyorlar ama yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Bir şey elde edemiyor şimdi de kıvırmaya çalışıyorlar.

Aslında AB, Birleşmiş Milletlerin askeri gücü veya güç uygulayıcısı değil. Türkiye zaten başından beri bu harekata karşı çıkmakta. Malta ile birlikte bu yanlışlığı Veto etmekte.

Almanya ise Türkiye’nin müttefiki olduğunu, AB Giriş Sürecinde bulunduğunu, Yunanistan ve Fransa ile gerginliklerini bildiği halde Firkateynini bu hukuksuz işlemde kullandırtmıştır. İş fiyasko olup plan tutmayınca bayrak sahibi ülkeye haber verip, dört saat bekleme gibi bir kural arkasına sığınmaya çalışmaktadır.

Elbette uluslararası hukukta böyle bir kural vardır ama bu gemi; Marshall Adaları, Liberya, Cook Island, Belize, Bahama veya Sierra Leone bayrağını değil, dünyanın saygın G20 ülkelerinden, NATO Müttefiki Türkiye’nin bayrağını taşımaktadır.

Haksızlık ve suçluluklarından o kadar eminler ki, şimdi de dört saat ön ihbar kılıfının arkasına saklanmaya çalışıyorlar.

Kaldı ki ne zaman haber vermişler de Türkiye cevap vermemiş, olacak iş mi bu?

Direkt gemiye çıkmışlar; bu çok açık. Tabii ki şimdi kıvıracaklar. Aramayı yarım bıraktık da diyorlar, yani “devam etsek bir şeyler bulabilirdik diye kendilerini kurtarmaya ve hala Türkiye’yi suçlu göstermeye, hâlâ acaba buradan bir şey çıkar mıydı diye intiba vermeye, kafaları bulandırmaya” çalışıyorlar.

1988 tarihli Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşmeye (SUA) göre de çok acil durumlarda 4 saat beklemek zorundalar! Yani, Alman gemisi, Türk gemisini aramadan önce izin almalı, delillerini ortaya koymalı ve yanıtımızı beklemeli! 4 saat içinde de onay verilirse arayabilirler. İzin verilmezse arayamazlar.

Halbuki 16 saat onlarca askerle aramışlar; bir saat, iki saat değil ki. Hadi diyelim ki 4 saatte haber alamadın, haber 6. saatte geldi. Senin o anda gemiyi terk etmen gerekmez mi? Ama sen 16 saat daha gemide kalıyor ve didik didik arıyorsun ve ayrılırken de aramayı yarım bıraktık gibi aklınca kafa bulandırıcı bir mesaj veriyorsun. Elbette şimdi yalanlara sığınmaya çalışacaklar. Yaptıkları çok vahim. İki gün sonra Yunan hükümeti de kıvıracak. O komutanın yaptığı bizi bağlamaz, AB İrini Gücüne bağlı bir subay, haberimiz bile yoktu, AB bu harekatı ………. ne çerçevesinde yapıyor diyecek. İnanacak mıyız?..”

Aslında bizim kamuoyunda pek gündeme gelmedi. 18 Ekim 2020 günü İstanbul Ambarlı’dan kalkan MV MEDKON SINOP isimli Panama bandıralı bir Genel Kargo gemisi Libya’nın Misurata’ya limanına doğru yola çıkmıştı. Gemi İstanbul’dan hareket ettiği için önyargıyla ve Türkiye’yi suçlayabilecek bir şey bulabilme amacıyla EUNAVFOR MED IRINI Operasyonu çerçevesinde Fransız Firkateyni Latouche-Tréville’in personeli tarafından yine uluslararası sularda, Libya, Bingazi’nin 135 deniz mil kuzeyinde aranmış, şüpheli bir şey bulamamış ve geminin yoluna devam etmesine izin verilmişti.

21 Ekim 2020 günü İskenderun’dan hareket eden Suriye bandıralı MV CAPT AVEDA isimli ticari gemi de sırf bir Türk Limanından hareket ettiği için yine Fransız Firkateyni Latouche-Tréville’in personeli tarafından uluslararası sularda durdurulup aranmış, gemide sadece Libya’da inşaat işlerinde kullanılacak çimento bulunmuş, gemi serbest bırakılmıştı.

Bu örneklere bakılınca; bu defaki olayın çok daha farklı olduğu, bandırasının bir NATO müttefiki ve saygın ülkeye ait olduğu görülecektir. Hem bu olayda hem de diğer iki olayda da aranma sebebi Türk Limanlarından hareket edilmesi olarak ortaya çıkmakta ve maksadın ne olduğu çok daha açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

IRINI Operasyonunu tarihi olaylar ve gelişmeler:

Nisan 2020’de Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (GNA), Türkiye’den silah arzını etkileyeceği gerekçesiyle IRINI Operasyonuna itiraz etmiş, Mayıs 2020’de Malta, IRINI Operasyonundan çekilerek ve Türkiye-Libya anlaşmasını etkileyebilecek bir hareketle Operasyon için AB fonlarını veto edebileceğini duyurmuştur.

Mayıs 2020’de operasyona katılan bir başka savaş gemisi, Tobruk açıklarında bir petrol tankerini durdurmuş ve Tobruk’a yanaşmasını engellemiştir. Bu olayda da Gabon bandıralı geminin Trablus merkezli Libya National Oil Corporation’dan yetki almadığı ileri sürülmüştü.

Bu olayın ardından Rusya operasyonun yetkilendirilmesi konusunda endişelerini dile getirmiştir.

10 Haziran 2020’de IRINI operasyonunun komutasındaki Yunan firkateyn HS Spetsai (F-453), Libya’ya silah taşıdığından şüphelenilen Tanzanya bandıralı bir kargo gemisini teftiş etmeye çalışmış, ancak kargo gemisine eşlik eden Türk firkateynlerinin uyarıları üzerine İtalya’da ki komuta merkezi tarafından geri çekilmesi emredilmiştir. Türk komutanın Yunan Firkateynine, “bu gemi Türkiye Cumhuriyeti’nin koruması altındadır” şeklinde mesaj çektiği açıklanmıştır.

Haziran 2020’nin başlarında Rusya, 10 Haziran’da sona erecek olan Operasyon için yetkilendirme konusunda endişelerini dile getiren tek BM Güvenlik Konseyi üyesi olmuştur.

Türkiye ise, Haziran ve Temmuz 2020’de operasyonu “tarafsız” olmamakla eleştirerek operasyonun Califa Haftar’ı desteklediğini açıklamıştır. Türkiye, AB’nin bu operasyon için NATO’dan yardım alma girişimini de engellemiş, Ağustos 2020’de, Almanya’nın firkateyn göndermeye karar vermesinin ardından operasyona katılımı nedeniyle Almanya’yı eleştirmiştir.

17 Haziran 2020’de Fransa, Türk gemilerini, Libya’ya silah kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir Türk gemisini teftiş etmeye çalışan Sea Guardian Operasyonu’ndan bir Fransız savaş gemisini taciz etmekle suçlamıştır.

Fransız yetkililere göre, Fransız gemisi ticaret gemisini incelemeye çalıştığında, Türk savaş gemisi takip sistemini kilitlemiş, kimlik numarasını gizlemiş ve nereye gittiğini söylemeyi reddetmiştir. Türk yetkililer, savaş gemisinin taciz edildiğini yalanlayarak, Fransız savaş gemisinin olay sırasında Türk gemisi ile iletişim kurmadığını belirtmiştir.

NATO 1 Temmuz’da, olayla ilgili 130 sayfalık bir raporla sonuçlanan 3 haftalık bir soruşturmanın ardından, Türk gemisinin Fransız firkateynini taciz etmediği sonucuna varmış ve “Fransız iddialarının asılsız olduğunu tespit ettik” açıklaması yapmıştır.

 

Netice ve öneriler:

Irini Operasyonu, Komuta yapısı ve katılan ülkeler ile yaşanan olaylar dikkate alındığında;

Türkiye’nin Libya’daki Fayez al-Sarraj İktidarı ile olan ikili ilişkileri ve anlaşmaları ile Akdeniz’deki faaliyetlerinden rahatsızlık duyan başta Yunanistan ve Fransa olmak üzere 4 ülkenin (Almanya +İtalya) Türkiye’ye karşı bir Şer ve İntikam ittifakı oluşturdukları son derece açıktır.

Kyriakos Mitsotakis ve Emmanuel Macron’un kişisel nefret ve düşmanlığına alet olarak Türkiye’yi Akdeniz dışında tutmaya, AB Vetolarıyla baskı altına almaya çalıştıkları ve bu maksatla IRINI Harekâtını kullandıkları son derece acıktır.

Türkiye bu kadar haklı olduğu, kendisine karşı çok açık bir komplo ve haydutluğun yapıldığı olay nedeniyle;

  • Başta NATO ve BM olmak üzere tüm Uluslararası kuruluşları olağanüstü toplantılara çağırmalı,
  • Almanya’ya NOTA vermeli,
  • Yunanistan, Fransa ve İtalya ciddi şekilde uyarılmalı,
  • Diğer tüm AB ülkeleri yapılan haydutluk konusunda hukuki gerekçelerle birlikte bilgilendirilmeli, Büyükelçileri Dışişleri bakanlığına çağrılarak açıklama yapılmalı,
  • Tüm dost ve taraf ülkelerin Türkiye’ye karşı yapılan bu maksatlı davranışları protesto etmesi sağlamalı,
  • AB ve IRINI Harekât Merkezi Komutanlığının Türkiye’den özür dilemesi talep edilmeli,
  • Ulusal ve uluslararası mahkemelerde gemilerin maruz kaldıkları maddi ve manevi zararın tazmini istenmeli,
  • IRINI Harekatının sonlandırılmasını veya BM gücü tarafından icrası talep edilmeli,
  • Türk Limanlarından hareket eden ve özellikle varış limanı Libya kentleri olan Akdeniz’deki Türk gemilerine Deniz Gücü ile askeri destek sağlamalıdır.

WASHİNTON ESKİ DENİZ ATEŞESİ VE DENİZ KUVVETLERİ ESKİ GENEL SEKRETERİ

MEHMET ASAL

TÜRKİYE’YE KURULAN YUNAN – FRANSIZ- ALMAN–İTALYAN KUMPASI
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!