Köprüüstü Müsaade-Mümin Kır
  • 19 Yazı
  • 0 Yorum

Köprüüstü Müsaade-Mümin Kır - Tüm Yazıları

Genel

KANLI OLUR BARBARLARIN NOELİ… MÜMİN KIR’DAN KIBRIS TARİHİNE BİR ÖZET

GAZANIZ MÜBAREK OLSUN

Doğu Akdeniz’in ortasında, Anadolu’ya 65 deniz mili uzaklıkta oldukça stratejik bir noktada tarihi ve güzel bir ada vardı. Yüzyıllar boyu elden ele geçerek sonunda Venediklilerin egemenliğine geçmişti. Adı KIBRIS olan bu adanın limanlarında ikmal yapan korsan gemileri, Osmanlı yolcu ve ticaret gemilerine büyük zararlar veriyorlardı. Osmanlı Devleti Padişahı Sultan II. Selim kararını da fermanını da vermişti. Kıbrıs alınacaktı.
1570 yılının mart ayı ortasında Murat Reis komutasındaki birinci filo 25 kadırga ile boğazın iki yakasına yığılan halkı top atışlarıyla selamlayarak İstanbul’dan ayrıldı. Vezir Piyale Paşa komutasındaki ikinci filo ise 65 kadırga ve 30 kalyondan oluşuyordu. 17 Nisan 1570 günü törenle İstanbul’dan uğurlandı.
Donanmanın büyük kısmı Kaptan-ı Derya Ali Paşa’nın komutasındaki üçüncü filoydu. 80 kadırga ve 160 çeşitli gemiden oluşan ve içlerinde Kıbrıs seferinin başkomutanı Lala Mustafa Paşa’nın gemisinin de olduğu donanma, Beşiktaş’ta padişahın da katıldığı görkemli bir törenle padişahı ve halkı selamlayarak yola çıktı. Halk bağırıyordu: “Gazanız mübarek olsun”.

Genel

TRANSPASİFİK YEŞİL DENİZCİLİK KORİDORU: YEŞİL ROTALAR

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change, UNFCCC), Birleşmiş Milletler öncülüğünde imzalanan küresel ısınmaya yönelik hükümetler arası ilk çevre sözleşmesidir. Sözleşme; insan kaynaklı çevresel kirliliklerin iklim üzerinde tehlikeli etkileri olduğunu kabul ederek atmosferdeki sera gazı oranlarını düşürmeyi ve bu gazların olumsuz etkilerini en aza indirerek belli bir seviyede tutmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda genel ilkeler, eylem stratejileri ve ülkelerin yükümlülüklerini düzenlemektedir. Sözleşme; hükümetler arası düzeyde iklim değişikliğine yönelik ilk çevre mutabakatı olmasıyla önemli olsa da yaptırım gücü zayıftır, taraf ülkeler iyi niyet düzeyinde sözleşmeyi desteklemişlerdir. Bu sözleşme kapsamında 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü daha somut hedefler içermektedir.

MÜMİN KIR YAZDI…

Genel

ZABİT VE KUMANDAN İLE HASBİHAL… VE ASKERİ OKULLAR

İKİ SIRMA, TEK YÜREK: TAŞ MEKTEP
“Muharebede zafere ulaşmak ve galibiyet, en küçüğe kadar olan bütün rütbe sahiplerinin, bizzat düşünce üreterek durumun gereğine göre kendi kendine önlemler almaya alışmış olmasına bağlıdır.”
Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Genel

SALTANATTAN CUMHURİYETE BİR ASIR

“Saltanatı kaldırmak, Osmanlı devrine son vermekti. Eski devlet artık bir geçmiş zaman hatırası idi.

1922 Sonunda yeni bir devrin eşiğindeyiz. Fakat bu yeni devir, henüz Mustafa Kemal’in bir sırrıdır. Cumhuriyet kelimesi, 1923 Nisan’ında ilan olunan Halk Fırkası umdeleri arasında bile yoktur. Bağlı olduğu limandan ayrılmış bir geminin içindeyiz. Enginlere doğru uzaklaşıyoruz. Fakat nereye varmak için? Bunu yalnız kaptan köprüsündeki (köprüüstü) adam biliyor. Halk yolcuları şevk içinde türkü çağırmaktadırlar. Onların içinde tek bir şey var: Bu adama inanmak! Bu adam onlar için kader gibi bir şey.” diye anlatıyordu Falih Rıfkı ATAY “Çankaya” isimli kitabında, o yılları.

Genel

BENİ GÖRMEK DEMEK

Saygıdeğer büyüklerim, sevgili arkadaşlarım kardeşlerim, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, yüreklerinde Atatürk sevgisi, fikirlerinde Atatürk düşüncesi, umutlarında aydınlık yarınlar taşıyanlar ve Deniz Kartalı gazetesinin seçkin okuyucuları.

Genel

İŞGALDEN KURTULUŞA İSTANBUL VE AH O DENİZCİLER

Zamanında bütün deniz kuruluşlarının ve mühimmat depoları ile gemi inşa tezgahlarımızın İstanbul’a toplanmasındaki sakınca, bu savaş sırasında tamamen açığa çıkmıştır. Düşmanın kuşatmasına ve sahip olduğu deniz kuvvetlerine karşın, deniz kuvvetleri mensuplarımız birkaç gemi ile harikalar yaratarak hiçbir şey kaybetmeden deniz ulaştırmasını sağlamış, değerli görevler yapmışlardır.

Genel

BİLİNMEYENLERİYLE ERTUĞRUL FACİASI…MÜMİN KIR ARAŞTIRDI…

Rumî 1304 (1889) senesi şubat ayının ilk gecesiydi. O gece Yıldız Sarayı’nda Çit Köşkü’nün salonunda oturmuş üç kişi tatlı tatlı konuşmaktaydı.
Konuşanlardan biri Sultan Abdülhamid’di. Karşısındakiler de kendisinin süt kardeşi ve Esvapçıbaşısı İsmet bey ile, Feraseti Şerifevekili Seyid Hacı Mahmud Esad Efendiydi. Esad efendi, Türkistan’dan gelen hacıların makam-ı hilafete bağlılıklarını destekleyecek sözler söylerken, Sultan Abdülhamid birdenbire onun sözünü kesmişti:
Bakınız efendi! Aklıma ne geldi, demişti.
Esad efendi ile İsmet Bey kulaklarını bütün dikkatleriyle Sultan Abdülhamid’e çevirmişlerdi.
Sultan Abdülhamid sigarasından derin bir nefes ve kahvesinden de uzun bir yudum çektikten sonra, sözüne devam etmişti: …
Ertesi gün, Sultan Abdülhamid saraydaki dairesine çıkar çıkmaz ilk iş olarak:
“Çabuk sadrazamı çağırın”

emrini vermişti…

Genel

BOZKURT-LOTUS DAVASI- TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İLK ULUSLARARASI HUKUK ZAFERİ

Millî kurtuluş mücadelesinin zaferle sonuçlanıp, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin, Lozan’da; üç kıtaya hükmetmiş mağrur ancak yabancı devletlerin masrafsız bir sömürge aracı olmaktan kurtulamamış ve parçalanmaya yüz tutmuş bir imparatorluğun mirasçısı olarak önündeki hemen hemen kapitülasyonlar dahil her türlü engeli aşarak, medeni dünyanın hür, bağımsız ve eşit bir üyesi olma yolundaki kararlılığı ile ulaştığı başarıya rağmen yüzyıllardır kendilerine tahsis edilen imtiyazlardan yararlanmayı sürdüren sömürgeci devletler 1923’ten sonra da bu alışkanlıklarını devam ettirmek istemişlerdir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı mirası olan kapitülasyonları kesin olarak Lozan Antlaşması’nda reddetmiş ve bir daha geriye dönmeyecek ve yabancı imtiyazlarına hiçbir şekilde rıza göstermeyecek bu onurlu duruşunu uluslararası bir mahkeme önünde tüm dünyaya ilan edecektir. Nasıl mı?

Genel

BAĞIMSIZLIK DENİZDE BAŞLAR DENİZDE BİTER… MÜMİN KIR YORUMLADI

Günümüzde; iğneden ipliğe, iç çamaşırımızdan dış giysimize, yediğimizden içtiğimize, aracımızdan cihazımıza, her türlü teknolojik üründen, ekmek yaptığımız buğdayımıza kadar yaşamımızın vazgeçilmezleri arasında bulunan ve aklımıza gelen her şeyin ama her şeyin %80’i yani ihracat ve ithalatı kapsayan dünya ticaretinin %80’den fazlası deniz yoluyla, deniz ulaştırması ile sağlanmaktadır. Ayrıca ülkelerin stratejik güvenliğinin çok önemli bir bölümü de denizlerde veya denizlerden sağlanmaktadır.
Çok uzatmayacağım, deniz nedir biliyor musunuz? Tabii ki biliyorsunuz ama yine de unutanlara veya bilmeyenlere hatırlatalım. Deniz; egemenliktir, ekmektir, sudur, hayattır, onurdur, prestijdir, güvenliktir, medeniyettir, deniz her şeydir.
O halde, kim ki denizlerinizle uğraşıyorsa ona/onlara çok dikkat edin ve kim ki denizcilerinizle uğraşıyorsa ona/onlara iki defa çok dikkat edin, zira üçüncüsü zaten olmaz.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!