Her yıl dünyada 1 milyon 350 bin insan hayatını kaybediyor.
Her gün 3.700, her saat de 154 insanımız yollarda hayatını kaybediyor.
50 Milyon kişi trafik çarpışmaları sonucu yaralanıyor.
5-29 yaş arası çocuk ve gençlerin hayatlarını kaybetmesine, yaralanmalarına neden en büyük etken, trafik çarpışmaları.
Karayolu trafik ölüm ve yaralanmalarının yarısından fazlası savunmasız yol kullanıcıları
yani, yayalar, bisikletliler ve motosikletliler.

Düşük hızlar, özellikle yayalar ve diğer tüm savunmasız yol kullanıcıları, çocuklar, yaşlılar, engelliler, yayalar, bisikletliler olmak üzere birçok ölüm ve ciddi yaralanmayı önleme potansiyeline sahiptir. Hızın %10 km/s arttırılması çarpma etkisini %21 arttırmaktadır. Aynı zamanda hız, araç içinde bulunan güvenlik önlemlerinin ve sürücünün kabiliyetinin çarpışmayı önleme olasılığını da düşürmektedir. Ulaşımda asıl sorunumuz trafik değil, güvenlik ve erişimdir. Dar ve limitli alanlarda seyahat özgürlüğü için, hız yerine insan yaşamına ve zamana odaklı, güvenli, sağlıklı, çevreci çözümlere bir an önce ulaşmak için düşük hızlar için harekete geçin!
Ekim 2021’de, Birleşmiş Milletler 2021-2030 Karayolu Güvenliği için On Yıllık Eylem Planı üye ülkeler tarafından imzalandı. Eylem planında, hız, alkollü araç kullanımı gibi davranışsal riskler konusunda yasaların ve kolluk kuvvetlerinin güçlendirilmesi, yaralılar için zamanında, hayat kurtaran acil bakımın sağlanması, yürümeyi, bisiklete binmeyi ve toplu taşımayı doğal olarak sağlıklı ve çevreye duyarlı ulaşım modelleri ile kullanmayı teşvik eden politikaların hayata geçirilmesi için çalışılmaya başlandı. Bu çerçevede, 2030 yılına kadar trafik çarpışmaları sonucu meydana gelen can kayıplarının % 50 azaltılması, 2050 yılına kadar can kaybının olmadığı bir trafik sisteminin kurulması planlanmaktadır.
Teknolojinin bu kadar geliştiği, uzaya seyahatlerin başladığı günümüzde, trafik ölüm ve yaralanmaları yine en önemli halk sağlığı sorunu olarak yerini koruyor. Trafik çarpışmaları, bir anlık sorumsuzluk ve dikkatsizlik sonucu hepimizin başına gelebilir. Fakat sonrasında, kayıplar, acılar, hak arama çabaları ve yok olmuş vicdan duyguları…
Biz trafik kazası demiyoruz çünkü “kaza” kelimesi baştan affetmeyi öngörüyor. Oysa yaşananların hepsi dikkatsizlik ve sorumsuzluk nedeniyle meydana geliyor yani “öngörülebilir”. Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir çarpışmaya neden olursunuz, hızınızı kontrol edemeyecek şekilde artırırsanız, istenmeyecek sonuçları ortaya çıkarırsınız ve birine çarpıp kaçarsanız “bir insanın yaşam hakkını elinden alırsınız”. O zaman neden hala “kaza” diyoruz!

Trafik mağdurları kimdir?
Trafik mağdurları, trafik çarpışmaları sonucu oluşan çok büyük bir topluluktur. Din, dil ve ırk ayırt etmeden, genç yaşlı dinlemeden, ölen, yaralanan, sakat kalan ve geride kalanlar topluluğudur.
Trafik çarpışmaları ve çarpışma sonucu yaşanan sorunları oluşturan etkenler ahtapot gibi pek çok koldan oluşur. Bu sorunun ilgili kurumları da her bir aşamada farklılık gösterir. Trafik mağdurları, çarpışma sonrası her kurum ile ayrı ayrı uğraşmak ve hakkını aramak için çaba göstermek zorundadır.
Çarpışma olduğu anda hemen acil yardım gerekmektedir. Bu anda Trafik Mağdurları Sağlık Bakanlığı ile karşılaşır. Ölümlü ve yaralanmalı çarpışmalarda polis soruşturması yapılır ve polis çarpışma dosyasını hazırlar, polis geldiği andan itibaren trafik mağdurları İçişleri Bakanlığı ile muhataptır.
Polis soruşturması bittikten sonra yargı süreci başlar ve trafik mağdurları Adalet Bakanlığı ile karşı karşıya gelir. Bu arada sigorta şirketleri devreye girer. Eğer çarpışmada yol kusuru varsa Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Belediyeler de trafik mağdurlarının muhatabı olur. Trafik çarpışmalarında en büyük sorun, çarpışma sonrasında yaşanan ve ödül gibi cezalarla sonuçlanan, mağdurların mağduriyetini daha da artıran yargı sürecidir.
Genelde yanlış yorumlanan kadermiş anlayışı, yargı sürecinde hala devam etmekte, giden gitmiş, kalanı kurtaralım düşüncesi, dava sürecinin her aşamasında kendisini göstermektedir. Özellikle “çarpıp-kaçma” artık bir alışkanlık haline gelmiş ve hakim takdirinde bir karar olduğu için de, basit bir trafik davası olarak görülmeye devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerde çarpıp kaçmak, “yaşam hakkı ihlali” olarak yargılanmaktadır. Oysa çarpıp kaçmak bir kaza değil, bilinçli olarak bir insanın yaşam hakkını ihlal etmektir. Hukuk davasında çıkan tazminatlar ise sanık tarafında hiçbir yaptırımı olmadığı için, zaman aşımı sonunda ödenmeden yok olup gitmektedir. Çarpışma sonrasında alınacak ve alınması gereken rehabilitasyon ve psikolojik destek sürecinde de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı devreye girer. Bir de çarpışma sonrası sakatlıklar vardır. Uzun, yıpratıcı ve çözümsüz bir süreçtir trafik mağdurlarının yaşadığı.

Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Gününün amacı
Trafik mağdurları ve aileleri için bir platform sağlamaktır.
- Yollarda hayatını kaybeden ve yaralanan milyonlarca insanı hatırlamak ve hatırlatmak.
- Çarpışma sonrasında, hayat kurtaran acil servislerin önemine dikkat çekmek ve acil servislerin gelişmesine dikkat çekmek.
- Trafik çarpışmaları sonucu verilen ödül gibi cezaların, giden gitmiş, kalanı kurtaralım alışkanlığının değiştirilmesine, karar vericiler ve uygulayıcıların cezaların caydırıcı olması için yeni düzenleme yapmaları, mevcut yasada var olan yasaların uygulamada da yer alması için yasal müdahaleye dikkat çekmek.
- Trafik mağdurları ve mağdur aileleri için rehabilitasyon ve yasal desteklerin artırılması için savunuculuk yapmak.
- Karayolu ölüm ve yaralanmalarını önlemek, sonucunda da ölüm ve yaralanmaları durdurmak için eylemler gerçekleştirmek ve desteklemek.
Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Günü
Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Günü, farklı ülkelerin artan katılımıyla her yıl Kasım ayının üçüncü Pazar günü yapılmaktadır. Trafik Mağdurlarını Anma Günü, trafik çarpışması sonucu yaşamını kaybeden, yaralanan, sakat kalan milyonlarca mağduru ve ailelerini anmaya adanmıştır. Ayrıca, ölüm ve yaralanmadan kaynaklanan travmalar sonrasında, mağdurlara destek olan acil servis, emniyet ve sağlık ekiplerini onurlandırmak için de adanmıştır. Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Günü, 1993 yılında merkezi İngiltere’de olan Road Peace tarafından başlatıldı. 1995 yılından, bu yana, Avrupa Trafik Mağdurları Federasyonu, FEVR çatısı altından buluşan Trafik Mağdurları için çalışan sivil toplum kuruluşları bu özel günü trafik mağdurlarını anmak, toplum ve kamuoyu bilinci oluşturmak için yıllık bir anma günü haline getirmişlerdir. Başlangıçta Avrupa Trafik Mağdurlarını Anma Günü olarak başlayan bu özel gün, dünyanın farklı ülkelerinden Sivil Toplum Kuruluşlarının katılmasıyla Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Günü adını almıştır. 26 Ekim 2005 tarihinden itibaren, Dünya Sağlık Örgütünün desteği ile Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Trafik Mağdurlarını Anma Günü tanındı ve dünya genelinde katılım sağlandı. Türkiye, 2007 yılından itibaren Trafik Mağdurlarını Anma Gününü resmi olarak tanıdı.
Her yıl Kasım ayının 3. Pazarı, tüm dünyada Trafik Mağdurlarını Anma Günüdür. Dünyanın her yerinde, yollarda hayatını kaybeden ve yaralanan milyonlarca insanımızı sevgi ve saygı ile anmak için bir araya geliyoruz.
İletişim
Yeşim Ayöz 05324847982









NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’
GREENPEACE TÜRKİYE KÜRESEL SUMUD(DİRENİŞ) FİLOSU’NDA
GÜÇLÜ EL NİNO UYARISI: 2026, KAYITLARDAKİ EN SICAK İKİNCİ YIL OLABİLİR
100 MİLYON YIL ÖNCE DENİZLERDE KRAKEN BENZERİ AHTAPOTLAR HÜKÜM SÜRDÜ
DENİZ DİBİNDE BULUNAN ‘GİZEMLİ KÜRENİN’ SIRRI ÇÖZÜLDÜ: BİR ANEMON KALINTISI