1. Haberler
  2. Genel
  3. 7 Renkli Eğirdir Gölü Grileşiyor

7 Renkli Eğirdir Gölü Grileşiyor

Günümüzden en az 2,3 milyon Yıl önce (Pliyosen Çağ) oluşan Türkiye'nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı olan Eğirdir Gölü, Akdeniz Bölgesi’ndeki Göller Yöresi’nin merkezinde yer alıyor. Birkaç yıl öncesine kadar ülkemiz gölleri içinde içilebilecek kalitede su içeren Eğirdir Gölü’nün yüzeyi Birinci Derece Sit Alanı. Göl uluslararası ölçülere göre A sınıfı sulak alan olarak değerlendiriliyor. Isparta ili sınırlarında yer alan ve Anadolu coğrafyasının bize sunduğu doğal zenginliklerin sembolü olan Eğirdir Gölü, şimdilerde pek çok tehlikeyle yüzleşiyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Doğal yapısı insan eliyle bozulan Eğirdir Gölü

Elma tarlalarının suya ihtiyacı 

517 kilometrekarelik alanı ve 4 bin hektometreküp hacmi ile Türkiye’nin en büyük dördüncü gölü unvanını koruyan Eğirdir Gölü, bir zamanlar biyolojik çeşitliliği ile dikkat çekiyordu. Balıkçılık kadar bölge ekonomisine katkısı olan başka bir su ürünleri çeşidi olan kerevit deniz seviyesinden 950 metre yükseklikteki gölün sunduğu zenginlerden sadece biri. Fakat son yıllarda gölün taban suyunun derin kuyularla çekilmesi ve suyun tarımsal amaçlı kullanımı için kanallarla tarlalara verilmesi gölün en büyük tehdidi oldu. İklim değişikliğinin yıkıcı etkisi Barla Dağı ve Eğirdir Sivrisi Dağı gibi yüksek zirvelerdeki kar örtüsünün azalmasıyla zaten kendisini gösteriyor. 50 yıl önceki kar ve yağmur yağışının gözlenmediği bölgede kar suyuyla beslenemeyen Eğirdir Gölü, kaynak kıtlığı çekiyor. İklim değişikliğinin yıkıcı etkisine eklenen tarımsal vahşi sulama ve kuyularla yeraltı sularının kuyularla çekilmesi gölün jeolojik yapısını kolayca bozuyor. Yılda 250 bin ton elma üretimi yapan Eğirdir tarlalarının su ihtiyacı da gölden sağlanıyor. Göl aynı zamanda Isparta, Gönen, Uluborlu, Senirkent, Yalvaç, Gelendost ve Eğirdir ovalarının sulama ihtiyacı olarak kullanılıyor. Başta elma üretimi olmak üzere göl çevresinde yoğun şekilde tarımsal faaliyetler sürüyor. Kullanılan gübre ve ilaçlar gölü en çok kirleten unsurlardan biri. Gölün çevresinde yılda ortalama bin 500 ton azot, 800 ton fosfor ve 20 ton potasyum gübre kullanılıyor. Verim alabilmek için yılda 8 kez ilaçlama yapılırken 20 bin ton ilaçlı su ve binlerce ambalaj atığı açığa çıkıyor. Gübre ve ilaçlarla birlikte plastik kirliliği, Eğirdir Gölü Havzası’nın ciddi çevresel tehlikeler altında olduğunu kanıtlıyor.

Dr. Kesici

“Yanlış sulama politikasıyla göl hidrolojik dengeyi yitirdi”

Eğirdir Gölü’nden 25 km uzunluğundaki ve saniyede 25 metreküp kapasitedeki kanal ile Kovada I ve II Hidrolik Santralleri’nin de su ihtiyacı karşılanıyor. Batı Toros Dağları’na yakın konumuyla İç Anadolu’nun karasal iklimi ile Akdeniz iklimi arasında geçiş özellikleri barındıran Eğirdir gölünün tarımsal sulama için hoyratça kullanıldığını söyleyen Dr. Erol Kesici kuruyan göl alanında ekibimizle inceleme yaptı. Süleyman Demirel Üniversitesi emekli öğretim üyesi ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, yaşanan şiddetli kuraklığın ilk nedeninin tarımsal sulama olduğunu belirtti. Dr. Erol kesici, Eğirdir gölünün kurumasına ve ekolojik yapısının bozulmasının ilk sebebi olarak gösterdiği tarımsal sulamanın gölde su seviyesinin geçmiş yıllara oranla yüzde 30 oranında azalttığını vurguladı. Dr. Erol Kesici, “Eğirdir, insan eliyle ekolojik yok oluşa sürükleniyor. DSİ kayıtlarında bile gölü besleyen su miktarlarındaki azalma görülebilir. Hidrolojik denge yitirildi. Yanlış sulama ve tarım politikasıyla göl özelliklerini yitiriyor. Kuraklık ya da iklim değişikliği, yanlış sulama kadar zarar vermedi.” dedi.

Dr. Kesici gölün etrafında kurulu Karacaören Barajları, Yalvaç Sücüllü Barajı ve Gönen Gölbaşı Barajı gibi setlerin kaynakları kestiği için gölün suyla yeterli beslenemediğini vurguladı. Dr. Kesici, ekonominin canlandırılması için yanlış balık seçilerek göle bırakıldığının da altını çizdi. 1955 yılındaki balıklandırma çalışmalarında otçul levrek balığının göle bırakıldığını belirten Kesici, “Çin sazanı adlı türün de bırakılmasıyla gölün dengesinin bozulma hızı arttı. Etçil sudak gölün ekolojik dengesi için çok önemli olan doğal temizlik işçileri sazan, eğrez, siraz, kavinne türü balıkları yok etti. Gölü besleyen kaynakların önünün kesilmesi, tarımsal sulama, yağış azlığı gibi etmenler birleşince Eğirdir Gölü önümüzde yok olup giden bir su kaynağına dönüşecek. Kirlilik gölün başka tehdidi. Azot birikimi artıyor ve hemen her yerinde siyonobakteri adlı mavi-yeşil alg karşımıza çıkıyor. Acil önlemler alınmalı ve gölün kurtarılması için kalıcı çözümler üretilmeli. Su bilançosundaki azalmayla çekilme her yerden görülebiliyor. Yakın gelecekte çölleşecek göllerin başında Eğirdir gelecektir” dedi.

Sulaktı Otlak Oldu

Eskiden keçi ve koyunlarını su içmeye getirdiği Eğirdir gölünün şimdilerde bozkıra dönüştüğünü görmekten üzüntü duyduğunu söyleyen Halil Gürdal, su seviyesinin kuraklıkla çok düştüğünü belirtti. Çoban atalarının anlattığı suyun bol olduğu günleri hayal bile edemediğini belirten Gürdal, “Şimdilerde keçilerin yünlerinin verimi bile düştü. Suyun azalması rüzgarın bile başka esmesini sağlıyor. 5 yıl önce keçilerimizi suyla buluşturmak için daha az yürürdük, bataklık alanda hayvanlarımızı yitirmemek için her gün 4 km daha fazla yürüyoruz. Eskiden sulak olan alanları otlak olarak kullanıyoruz. Gölün her yerinden su içemedikleri için huzursuzlanan hayvanlar ve düşen verim bizi çok düşündürüyor.” dedi.

“Tarlalarda vahşi sulama yapılmasın”

Tarlasında domates, biber ve salatalık gibi pek çok ürünü yetiştiren çiftçi Süleyman Alptekin ise, kuraklığa en çok vahşi sulama yönteminin neden olduğunu düşünüyor. Alptekin, “15 yıl önce olta attığımız sulak alanlar artık bozkır oldu. Hafta da 3 kere sulama yapılan tarlalar gölün su seviyesini düşürüyor. Bölgenin toprak dokusuna uygun ürün ekimi yapılırsa yani suya ihtiyacı daha az olan ürünler ekilirse Eğirdir gölü kurtulabilir.” dedi.

“Gölün derinliği 2 metreye kadar indi”

Göl kenarındaki Gelendost Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ömer Kolbaşı, suyun azalmasıyla birlikte ana ürün olan kerevit ve balığında azaldığını vurguladı. 114 kayıkla yapılan balıkçılığın kuraklık nedeniyle şimdilerde 65 kayık ile sürdüğünü söyleyen Kolbaşı, “Yılda 8 bin ton çıkan kerevit (tatlı su ıstakozu) şimdilerde bin tona kadar düştü. Eskisi gibi yağmayan kar kadar vahşi sulamanın yaygınlaşması ve açılan kuyular gölü kuruttu. Gölden bu kadar hoyratça su çekilmesi dengeyi bozdu. Eskiden 7-8 metre derinlik 1-2 metreye indi. Avlanmak için daha uzağa gidiyoruz, daha çok yol yapıyoruz daha az ürünle dönüyoruz. Kuraklığın en büyük etkisi balıkçılığa oluyor” dedi.

“Daha uzağa gitmek zorunda kalıyoruz”

Gölün en eski balıkçılarından Menderes Kara ise, Kasım 2017’de PKK terör örgütünün pususunda şehit olan Sercan Kara’nın babası. 58 yaşındaki tecrübeli göl balıkçısı Menderes Kara, “3 çocuğumu bu göldeki kazancımla büyüttüm. Yanlış sulamayla suyumuz azaldı. Eskiden dağlardaki kar eridiğinde gölde bereket artardı artık kar da kalıcı olmuyor. Sulama kanalları önümüzden tarlalara doğru uzanıyor ve suyu çekiyor. Dağ suyu gelmediği gibi beslenemeyen göl artık kuruyor. Avlandığımız yerlerde derinlik bazen 1 metre. Derinlik olmadığı için balığı bulmak için daha uzağa gidiyor, daha çok vakit kaybedip daha çok yakıt yakıyoruz. Barajlaşma ve artezyen gibi tehditler suyun seviyesini düşürüyor. Geleneksel yöntemlerle avlandığımız ve gölden başka kazanç yolumuz olmadığı için çok karamsarız” dedi.

7 Renkli Eğirdir Gölü Grileşiyor
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!