Aksona Mehmet’in 57 yıllık Öğretmeni Denize Seslenişi
Aksona Mehmet’in 57 yıllık Öğretmeni Denize Seslenişi
15 yaşında bir çocukken girdiğin aşk denilen bu koca deryalar içine ve bu muhteşem güzellikler içine iki dörtlük dizelerle duygularını anlatıp, gelecek nesillere armağan edemiyorsan, doğru tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna gidip duyularını çek ettirmen gerekiyor. Benim 57 yıllık öğretmenim ve okulum koca deryalar söylüyor bunu.! Günümüzde cehenneme çevirmeye çalıştığımız ve hala güzelliğini korumaya çalışan cennet Gökova’nın maviliklerinden selam olsun, güzel ülkemin ve yeryüzünün sevgi dolu yüreklerine.
Acı sularınla yoğurdun bizi ekmeklik hamurlar gibi
Ölü denizlerin arasında sallanıyor nazlı bir gelin gibi. Gökova açmış kucağını şefkatli analar gibi.
Yine sen geldin aklıma derya gülleri gibi. Kaybolduk dalgalar arasında öksüz yavrular gibi.
Kah dibinde kah yüzünde yunuslar gibi. Güzel nimetlerinle doyurmaktasın toprak anamız gibi.
Hey bre koca deryalar, açarsın kucağını evlatların gibi.
Bizleri sen var ettin, yaşatırsın çocukların gibi.
Bizler senin ayrılmaz bir parçanız et ile tırnak gibi.
Acı sularınla yoğurdun bizi ekmeklik hamurlar gibi.
Dalgalarınla ninni söylersin bize uyuyan çocuklar gibi.
Beyaz köpüklü dalgaların arasında martılarla selamlaşırız eski dostlar gibi.
Aksona Mehmet
Aksona Mehmet’in 57 yıllık Öğretmeni Denize Seslenişi
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.