Türkiye’nin gelişimi için esas olanın erdemli vatandaşlıktan geçtiğini düşünerek yeni bir hareket başlatan Dr. Serdar Savaş, duyarlı insanları sarsılmaz ilkeler etrafında toplanmaya çağırdı. Küresel bir krize dönen koronavirüs döneminde verdiği sağlık bilgileriyle Türk insanının hafızasında iz bırakan Dr. Serdar Savaş, sanal ortamda başlayacak eğitimlere herkesin katılımı için çağrı yaparken “Eğer dürüst, kişilikli, empati kurabilen, sevgi, saygı dolu yani erdemli bireyler olabilsek her şey daha güzel olacak” mesajı verdi.
Erdemli Yurttaş Hareketi (EYH), insanın ve insanlığın gelişimini amaçlayan bir sivil toplum girişimi olduğunu, lider hareketi yerine liderlik hareketi olduğunu ve insanlar arasında etnik köken, din, dil, cinsiyet, siyasi görüş, toplumsal sınıf, diğer tüm kimlikler ve tercihler açısından ayrım yapmadığını belirten Dr. Serdar Savaş, “Ülkemizin tüm sorunlarının altında birey kalitesi yatıyor. Eğer dürüst, kişilikli, empati kurabilen, sevgi, saygı dolu yani ‘erdemli’ bireyler olabilsek her şey daha güzel olacak. Toplumsal bir değişime ihtiyacımız var. Bu da her bireyin kendisinden ve kendi içinden başlamasıyla mümkün olacak. Bizler Erdemli Yurttaş Hareketi olarak, her yaştan gençlerimizi erdemli yurttaşlar olarak, onları çevrelerini aydınlatacak birer Ateş Böceği olarak yetiştirmek üzere çalışmalar yapıyoruz. Bize ekip@serdarsavas.org adresinden ulaşan her yurttaşımızla temasa geçiyoruz. Siyasi görüş, parti, etnik köken, dini inanç farklılıklarımızın hiçbir rolü yok. Biz insan olmaya önem veriyoruz.” diyerek erdemli yurttaş hareketine davet yaptı.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.