1. Haberler
  2. Deniz Kültürü
  3. Bilal Bal gemisinin batması kaçınılmazdı

Bilal Bal gemisinin batması kaçınılmazdı

3 yıl önce Şile açıklarında batan M/V Bilal Bal adlı kuru yük gemisinde 9 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin 8 sanığın yargılandığı davada bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Raporda, “Oldukça fazla hatanın bir araya gelmesiyle geminin o güne kadar batmamış olması mucizedir. Gemiye gereğinden fazla yükleme yapılmıştır. Kaptan ve tecrübeli denizci yoktu. Ölen kişiler fark etselerdi gemiden kurtulmaya teşebbüs edebilirlerdi. Herkes derin uykudaydı, iş işten geçmişti” denildi. Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilgili bakanlığın katılma isteği reddedildi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Gemlik’ten yüklediği 2 bin 800 ton dökme demir tozunu Karadeniz Ereğli’ye götüren Üçel Deniz ve Kara Taşımacılık Limited Şirketi’ne ait 1974 yapımı ‘MV Bilal Bal’ isimli kuru yük gemisi, 1 Kasım 2017 tarihinde Şile’nin 7 mil açığında battı. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı gemiden; Nihat Küçük, oğlu Aşkın Küçük, Cüneyd Yedican, Mahir Sanayır, Nedim Alicem, Hüsamettin Yazıcı ve Mert İlkmen’in cenazelerini çıkartırken, TCG Alemdar’ın 1. sınıf dalgıçlarının çabasına rağmen makine yağcısı Engin Selçuk ve aşçı Vedat Odabaşı’na ulaşılamadı.

Geminin makine dairesinde mahsur kaldığı düşünülen Engin Selçuk ile yemek salonu yakınlarında olduğu düşünülen Vedat Odabaşı’na ulaşılamayınca çalışmalara son verildi. Geminin, kaptanı ve teknik sorumlusu görevindeki başçarkçının olmadığı ortaya çıktı. Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı iddianame ile; kaptan Refik Telci, baş makinist Ali Doğan, yağcı Sabri Yıldırım, geminin ortağı Cevat Çavuşoğlu, Avman Deniz Ticaret ve Acentalık Kollektif Şirketi müdürü ve sahibi Faik Avcı ile şirketin yetkilisi Enes Caner, gemiye Deniz Sörvey Raporu hazırlayan Okay Ferhat Uçar ve Gemlik Liman Başkanlığı’nda yetkili memur Yücel İmren hakkında ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında, dosya 3 kişilik bilirkişi heyetine gönderilerek, sanıklarda kusur olup olmadığının rapor edilmesi istendi.

Kontrol Mekanizması Çalıştırılsa Ölümler Olmazdı

Önceki gün görülen duruşmada açıklanan bilirkişi raporunu; Gemi Makinaları İşletme Mühendisi Uzakyol Başmühendisi İlker Tezcan, Gemi Makinaları İşletme Mühendisi Uzakyol Başmühendisi mühendis Asım İlker Meşe ve Deniz Hukukçusu Yrd. Doç. Dr. Mehtap Civir hazırladı.

 

Raporda, “Oldukça fazla hatanın bir araya gelmesiyle geminin o güne kadar batmamış olması mucizedir. Gemiye gereğinden fazla yükleme yapılmıştır. Batması kaçınılmazdı. 7 kişilik personel listesiyle kalkan gemide 9 kişi olduğu tespit edildi. Kaptansız gemiye yükler yanlış şekilde koyulmuştur. Ölenler fark etselerdi kurtulmaya teşebbüs edebilirlerdi. Saat 03.00 sularında herkes derin uykudaydı. İş işten geçmişti. Gemi işletmecisinin yanı sıra liman iradeleri de olan biteni görmek istemedi. Kaptan 29 seferde de görevinin başında yoktu. Hukuk dışı ehliyet kullanma, kiralama işine göz yummanın faydası olmadığı gibi, benzer kaza ve ölümlerin de önüne bir an önce geçilmelidir. Açık görev ihmali vardır. Geminin 4 aylık Türkiye limanları seferlerindeki yükleme, eksik personel, yük konusunda dikkatsizlik göze çarpmaktadır. Gemi eski ve bakımsız olsada, kontrol mekanizması çalıştırılsaydı, 7 ölü, 2 kayıplı kaza kolayca olmazdı. Kök sorumlusu, parasız, sermayesiz zor bir iş olan gemi işletme işini üstlenmiş Cevat Çavuşoğlu, (ISM-Gemi İşletmesinden Sorumlu Müdür), Nihat Küçük ve oğlu Onur Aşkın Küçük’tür. Simsarlar Hakan Çam ve Mustafa Şentürk’ün, komisyonla personel bulma ve acemi gemi tayfalarını kandırarak hayatlarını tehlikenin içine atmalarının önüne geçilebilirdi. Simsarlar gemideki Küçük ailesine ulaşmış veya ehliyetlerini kiralamışlardır. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca ehliyetleri iptal edilen Kaptan Refik Telci, Çarkçıbaşı Ali Doğan ve Yağcı Sabri Yıldırım gemide çalışmadan ehliyetlerini kullandırmışlardır” denildi.

Gemiden Kartal’da ayrılan yağcı Sabri Yıldırım ‘Tali’ kusurlu bulunurken, gemide kilit personel olmasına rağmen para karşılığı ehliyetini kullandıran başmakinist Ali Doğan, gemi işletmecisi Cevat Çavuşoğlu, Enes Caner tam kusurlu bulundu. Ünye Liman Başkanlığı adına rapor düzenleyen Okay Ferhat Uçar ‘Tali’ kusurlu, Gemlik Liman Başkanlığı yetkili memuru Yücel İmren ‘Tali’ kusurlu, 9 kişinin hayatını kaybetmesi olayında başı çeken kaptan Refik Telci ise ‘Tam’ kusurlu bulundu.

Avman Deniz Ticaret ve Acentalık Kollektif Şirketi’nin müdürü Faik Avcı kusursuz bulundu. Dava 22 Aralık tarihine ertelenirken eşi Vedat Odabaşı halen derinlerden çıkartılamayan Aysun Odabaşı; “3 yıldır adalet istiyorum. Her duruşmada o günkü acıyı daha ağır tekrar yaşıyoruz çünkü suçlular ceza almıyor. Sorumluların ceza almalarını istiyorum. Gemi ihmalden battı, herkes bunun bilincindeyken savunması nasıl olur? O hataları nasıl yok sayabilirler? Bilirkişi raporlarındaki hata ve ihmalleri okudukça korku filmi gibi dehşete kapılıyoruz” dedi.

 

Kardeşi Engin Selçuk’un halen derinlerden çıkartılmasını bekleyen Duygu Ergüven ise, “Mağdur ve müşteki olduğumuz davada, neredeyse suçlu olduk. Bunu vicdanım ve aklım kabul etmiyor. Kardeşim gideli 1029 gün oldu. Annemin gözünün yaşı hala dinmedi, bizler adalet arıyoruz. Bu kadar mı zor bu ülkede bunu sağlamak kime gidelim kime güvenelim gidenler gitti suçluları tutuklamak bir yana dursun nerdeyse yaptıkları usulsüzlüklerden dolayı tebrik edilecekler yazık! Adalete olan güvenimiz gün geçtikçe azalıyor” dedi. Babası Cüneyd Yedican’ı kaybeden Dilara Yılmaz ise, “Davamızda 3 yıldır ilerleme olmadı, kaza değil 9 kişinin öldürüldüğü bir cinayet. Bu cinayetten sonra denizcilik sektöründe gemilerde ciddi denetimler yapılıyor, kontroller sıkılaştırıldı. İyileştirilmelere sebep olan katiller dışarıda geziyor. Önümüze engel çıkaran sorumlular hakkında tüm adli ve idari yaptırımlara başvuracağız” dedi.

“Mahkemenin tutumu bizi üzdü”

7 ailenin avukatı Ömer Faruk Bostancı ise, “Şile’de vefat eden 9 kişinin geride kalan 7’sinin aile avukatıyım. Diğer mağdurlara da çoğu kez hukuki danışmanlık yaptım ve yardımlarda bulundum. Sürecin başından beri Şile’de savcılık aşamasından bu yana birçok idari ve adli makamlarda engellemelerle karşılaştık. Ancak yılmadık ve mücadelemizi sürdürdük. Ben çoğu yerde madden ve manen davaları finanse ederek, ailelerin acılarını paylaşarak ve onlara avukatlık yaptım onlarla adeta bir aile olduk. 3 yılda 13 tazminat davası 1 ağır ceza davası ve çeşitli tüm idari ve adli makamlarda aileleri yılmadan savunduk. Ancak 24.09.2020 tarihli duruşmada çok olumsuz durum ve olaylarla karşı karşıya kaldık. Zira mahkeme heyeti ve başkanı tarafsız ve bağımsızlığına gölge düşürecek davranışlarda ve beyanlarda bulunmuşlardır. Bu duruşmada yaptığımız savunmaların ve beyanların bir kısmı duruşma zaptına geçirilmemiştir. Mahkeme başkanı tarafımı müvekkillerimin gözü önünde azarlamış ve yüksek sesle tarafıma beyanlarda bulunmuştur, ne yazıktır ki bu durum daha önceki duruşmalarda da gerçekleşmiştir. Sonrasında yine aynı başkan tarafından Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığının katılma talebi değerlendirilirken ve mütalaa alınırken duruşma savcısı tarafından herkesin duyabileceği bir sesle “… bizim davamızda alt tarafı birkaç kişi öldü…” denilerek davadaki bağımsızlık ve tarafsızlık ciddi bir biçimde yara almış ve katılan müvekkillerin canları yanmıştır. Olanlar bununla da sınırlı kalmamış her duruşmada tekrar tekrar adımızı soran sayın başkan savunma avukatıyla şakalaşmış ve özel olarak sohbete girişmiştir. Bahse konu avukat tarafından işaret parmağıyla tarafıma işaret edilerek duruşma esnasında tehditvari konuşmalarda ve beyanlarda bulunulmuş, ancak sayın heyet tarafından işbu durum hoşgörüyle karşılanmıştır. İşbu aşamalardan sonra tarafımız söz alarak taleplerimizin karara bağlanmadığını ve tutuklama taleplerinin gerçekleşmediği ve tüm sanıkların hiçbirinin duruşmaya katılmadığı, mahkemenin ciddiyetsizleştirmeye çalışıldığı ve durumun sonuna kadar takipçisi olduğumuz kararlılıkla ifade edilmiştir. Bu aşamada mahkeme heyeti ve savcısının tarafsız ve bağımsızlığı konusunda çok ciddi şüpheler doğduğundan kendilerinin çekilmesini talep ediyoruz. Yahut hakimin reddi için dilekçe vermeyi düşünüyoruz.  Durumu yakından gören müvekkil Aysun ODABAŞI, Dilara Yılmaz ve diğer müşteki avukatlarının da tanıklıklarıyla durum sübuta ermiştir. Ayrıca konuyu HSK ve Adalet Bakanlığına taşıyacağız, bundan sonraki duruşmalardaki mahkemedeki yargılamanın görüntü ve ses kaydının yapılmasını ayrıca talep edeceğiz. Tüm aşamalarda, haklı olduğumuz davamızın, mağdur denizcilerin, ailelerinin ve savunmanın arkasındayız” dedi.

 

 

 

Bilal Bal gemisinin batması kaçınılmazdı
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!