1. Haberler
  2. Genel
  3. Çin İstanbul Başkonsolosu Cui Wei: ” GSYİH’sı 8,2 trilyon dolar oldu”

Çin İstanbul Başkonsolosu Cui Wei: ” GSYİH’sı 8,2 trilyon dolar oldu”

Çin İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, 2021 yılının ilk yarısına dair ülkesine ait ekonomik ve siyasi verileri değerlendirdi. Wei, batı dünyasının ülkesine yönelik eleştirilerine de cevap verirken küresel güç olma yolunda 2021 yılının verimli bir dönem olarak önlerinde durduğunu belirtti." Ulusal İstatistik Bürosu (NBS) 15 Temmuz tarihinde 2021’in ilk yarısına ait ekonomik büyüme verilerini yayınladı. Yılın ilk yarısında, Çin'in GSYİH'sı 53.2 trilyon yuan (yaklaşık 8,2 trilyon dolar) olup, yıllık bazda %12,7 büyüme ve iki yıllık ortalama olarak %5,3’lük büyüme kaydedildiği belirtildi. Yılın ilk yarısındaki Çin ekonomisinin performansı şöyle özetlenebilir: -Tüketimin ekonomi üzerindeki etkisi güç kazandı. Yılın ilk yarısında nihai tüketim harcamalarının ekonomik büyümeye katkı oranı %61,7 olup, ekonomik büyümeyi 7,8 puan artırdı. -Endüstrinin destekleyici rolü sürekli olarak güçlendirildi. Yılın ilk yarısında, hizmet sektörünün katma değeri yıllık bazda %11,8’lik bir artışla GSYİH'nın %55,7'sini oluşturdu. Sanayi katma değeri bir önceki yıla göre %8,8 artmış, imalat sanayi katma değeri ise bir önceki yıla göre %9,2 artarak GSYİH'nın %28,3'ünü oluşturmuştur"

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Endüstrinin destekleyici rolü sürekli olarak güçlendirildi. Yılın ilk yarısında, hizmet sektörünün katma değeri yıllık bazda %11,8’lik bir artışla GSYİH’nın %55,7’sini oluşturdu. Sanayi katma değeri bir önceki yıla göre %8,8 artmış, imalat sanayi katma değeri ise bir önceki yıla göre %9,2 artarak GSYİH’nın %28,3’ünü oluşturmuştur.

-Yeni sektörlere yatırım hızla artış gösterdi. Yüksek teknoloji üretiminin katma değeri yıllık bazda %22,6 arttı, yenilenebilir enerji araçlarının, endüstriyel robotların ve entegre devre üretiminin performansı da göz alıcıydı.

-Ticaret yapısı optimize edilmeye devam edildi. Yılın ilk yarısında, Çin’in toplam mal ithalatı ve ihracatı yıllık bazda %27,1’lik bir artışla 18,07 trilyon yuan (yaklaşık 2,8 trilyon dolar) olmuştur.

-Yabancı yatırımın çekiciliği artmaya devam etmiştir. Bu yılın Ocak-Haziran döneminde Çin’in fiilen yabancı sermaye kullanımı, yıllık bazda %28,7’lik bir artışla 607,84 milyar yuan (yaklaşık 90,96 milyar dolar) oldu. Bunlar arasında yüksek teknolojik hizmet sektörü %42,7, yüksek teknolojik imalat sektörü ise %29,2 oranında arttı.

Yukarıda listelediklerim elbette Çin’in başarısıdır, aynı zamanda dünya için de büyük önem taşımaktadır. Çin’in dünya ekonomik büyümesine katkısı, uzun yıllardır %30 civarında seyretmekte olup, Çin dünyanın en büyük “ekonomik motoru” haline gelmiştir. Dünya Bankası’na göre, Doğu Asya ve Pasifik’teki 2021’deki güçlü toparlanmanın esas olarak Çin’in ekonomik büyümesinden kaynaklanacaktır.

İki lider arasındaki telefon görüşmesi

İki hafta önce Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Çin ile Türkiye arasındaki somut işbirliğinde sevindirici gelişmelerin kaydedildiğini, güçlü bir dayanıklılık ve büyük potansiyelin sergilendiğini, her iki tarafın Covid-19’la mücadelesinde yakın ve sıkı bir işbirliği içinde olduğunu ve iki ülke ilişkisine yeni bir renk kattığını belirtti. Bir hafta sonra, Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutlamak üzereyiz. Son 50 yılda, iki ülke arasındaki ilişkiler büyük ilerleme kaydetti, ekonomik ve ticari işbirliği daha verimli sonuçlar verdi. Hem Çin hem de Türkiye, küreselleşmenin sadık destekçileridir ve bir kazan-kazan durumu elde etmek için Türkiye ile el ele çalışmaya hazırız. İki devlet liderinin vardığı mutabakatı taraflar birlikte uyguladığı sürece, Çin-Türkiye ilişkilerinin önümüzdeki 50 yılda mutlaka daha da gelişeceğine inanıyorum.

Çin gelişirken dünyadaki bazı gruplar her daim sözde “evrensel değerleri” kullanarak Çin’i çarpıtmakta, karalamakta ve bastırmaya çalışmaktadır. Bugün de özellikle, sizlere bu sorunları ele almak üzere yepyeni bir bakış açısı sunabilmek umuduyla, herkesin aşina olduğu dört kelime üzerindeki Çin tarafının anlayışını ve yaklaşımını anlatmak istiyorum.

Birinci kelime: Demokrasi. Demokrasi, insan uygarlığının eğilimi dahilindedir ancak demokrasi için sabit bir model söz konusu değildir. Çin Komünist Partisi ve Çin hükümetinin yıllarca çalışmaları sayesinde Çin halkı, geniş bir içerik yelpazesi ve çeşitli düzeyler ile ülkenin efendisi haline gelmiştir. Bazı gruplar kendilerini demokratik standartların yaratıcısı, demokrasinin hakemi olarak övünmekte hatta diğer ülkelerin iç işlerine karışmak için demokrasiyi bahane olarak kullanmaktadır. Bu ise demokrasiye uymayan en büyük davranıştır.

İkinci kelime: İnsan hakları. İnsan hakları, dünya üzerindeki tüm insanlığın ortak idealidir; insan haklarının gelişimi için ülkeye en uygun kavram, sistem ve model seçilmelidir. Çin hükümeti, “insana odaklı” insan hakları kavramına bağlı kalarak, 1,4 milyar insanın gıda ve giyim sorununu çözmüş, ayrıca 850 milyon insanı yoksulluktan kurtarmıştır. İnsan haklarının korunması konusu en iyisi yok, ama daha iyisi vardır. Bazı ülkeler kendi insan haklarına dair felaketi yaşamakta, ancak kendilerini “insan hakları savunucuları” olarak övünüp, insan hakları konusunu diğer ülkelerde siyasi saldırı ve suçlamaların bir aracı olarak görmektedir. Böyle bir “çifte standart” dünya üzerinde insan hakları davasının ilerlemesine yardımcı olmaz.

Üçüncü kelime: Kalkınma. Dünyadaki tüm ülkeler ve uluslar, eşit kalkınma fırsatlarından ve hakkından yararlanmalıdır, ayrıca hiçbir kimse diğer ülkelerin kalkınmasına engel olacak niteliklere sahip değildir. Çin, kararlı bir şekilde dışa açılmayı genişleterek uluslararası toplumlarla iletişimi ve işbirliğini güçlendirmekte, diğer ülkelerle kalkınma fırsatlarını paylaşmakta ve ortak kalkınmayı gerçekleştirmek için çaba sarfetmektedir. Bazı ülkeler, isteyerek teknik engeller, teknolojik bölünmeler ve hatta ticaret savaşları başlatıp, ticaretten sermayeye kadar bütün alanlarda koparmak arayışında olarak, diğer ülkelerin gelişimini engellemeye ve yavaşlatmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, ekonomik düzeni ve piyasa kurallarını ihlal etmekte ve hem kendilerine hem de diğerlerine zarar vermektedir.

Dördüncü kelime: Ortak. Çok taraflılık ve küreselleşme genel bir eğilimdir ve insanların istediği şey küresel işbirliğidir. Çin her zaman bağımsız bir barışçıl dış politika izlemekte ve karşılıklı saygı, eşitlik ve yarar temelinde diğer ülkelerle aktif bir şekilde dostane işbirliğine dayalı ilişkiler geliştirmektedir. Bazı ülkeler klikler oluşturarak dar bir alanda “ortağını” karşı tarafı bastırmak için bir yardımcı olarak görmekte ve dünyayı isteyerek bölerek diğer ülkeleri taraf seçmeye zorlamakta, “sıfır toplamlı oyun” ve “kazanan hepsini alır” rekabeti oluşturmaktadır. Bu yaklaşım insanlardan destek almayacaktır ve başarılı olamayacaktır.

Yukarıda saydığım dört kelime, kendi üstünlüğünü arayanlar tarafından “ele geçirilmiş” ve manası kendini üstün zannedenler tarafından çarpıtılmıştır. Bence herkes derin bir şekilde düşünmelidir. Bu kelimelerin orijinal anlamları geri kazandırılmalıdır, ancak bu şekilde kendimizi daha iyi anlayabilir, dünyayı daha net görebilir ve böylece elele çalışarak birlikte ilerleyebiliriz.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei

Çin İstanbul Başkonsolosu Cui Wei: ” GSYİH’sı 8,2 trilyon dolar oldu”
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!