Deniz Kartalları’ndan Beşiktaş Divan Kurulu Üyeliğine
Gemi Brokerleri Derneği Başkanı ve Deniz Kartalları Grubu'nun sözcülerinden Semih Dinçel, Beşiktaş'ın Divan Kurulu'na giren son isimlerden oldu. Siyah beyaz camianın yakından tanıdığı ve sevdiği Semih Dinçel, divan üyeliğiyle birlikte sorunların çözümünde daha çok pay sahibi olmak için çabalayacağını ve Beşiktaş'ın başarısı için elinden geleni yapacağını belirtti.
Gemi Brokerleri Derneği Başkanlığı’nın yanı sıra sokak hayvanlarının beslenmesi, ihtiyacı olan çocukların burs sahibi olması, denizcilerin yıpranma hakkının geri kazanması ve denizcilik camiasının daha ileri gitmesi için pek çok sosyal sorumluluk hareketinde yer alan Kaptan Semih Dinçel, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün Divan Kurulu’na girdi. 1995 yılında katıldığı Beşiktaş Genel Kurulu üyeliğinde 25’inci yılını tamamlayarak beratını BJK Başkanı Ahmet Nur Çebi’den alan Semih Dinçel, aynı zamanda Deniz Kartalları grubunu da temsil ediyor. Dinçel, taraftarlıktan divan üyeliğine uzanan Beşiktaşlılık günlerinin her zaman kendisine gurur verdiğini belirtti. Dinçel, ” Beşiktaşlılık gerçek bir sevda, haklı bir davadır. Tribünlerde olan zorlukla deplasmana giden taraftar ya da en iyi futbolcuyu takıma kazandırmak isteyen yöneticinin yaşadığı heyecanı yaşıyorum şu anda. Siyah-Beyaz aşkımıza hizmet etmenin gururunu deniz kartalları grubunun enerjisiyle sürdüreceğim” dedi.
Deniz Kartalları’ndan Beşiktaş Divan Kurulu Üyeliğine
Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından beşinci kez düzenlenen Bosphorus Boat Show, 140 firma, 500’den fazla marka ve 5 metreden 30 metreye kadar her bütçeye uygun 200 tekneyi Ataköy Marina’da buluşturdu. 26 Ekim’e kadar sürecek fuarın açılışında konuşan YATED Başkanı Murat Bekiroğlu, “Hedefimiz yalnızca daha fazla tekne üretmek veya daha fazla satış gerçekleştirmek değil. Türk yat ve tekne endüstrisini daha rekabetçi, daha yenilikçi, daha sürdürülebilir ve dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımak istiyoruz.” dedi.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.