
20 yıldır yaşamlarının büyük bölümünü Peçenek 2 adlı yelkenlilerinde geçiren emekli eczacı İlhami Uzunöz ve banka emeklisi eşi Nuray Uzunöz de küresel salgın nedeniyle denizde kalanlardan. Koronavirüs nedeniyle İstanbul Beykoz’daki evlerinden Kaş’ta ki teknelerine yerleşen Uzunöz çifti böylece 65 yaş üstüne getirilen yasaklardan en az etkilenenler arasında olduklarını belirtiyor.

80 yaşındaki İlhami Uzunöz, “60 yaşına geldiğimde neye yetişeceğimi şaşırıyordum. Çocuklarımız kendi ayaklarının üstünde duracak hale geldiğini gördüğümde ani kararla tüm işlerimi sonlandırıp 1999 yılında kendimizi denizin sonsuz maviliklerine attık. İyi bir denizci ve yelkenci olduk, İngilizceyi orta düzeyde öğrendim. İlerleyen yaşıma rağmen çok istememe rağmen dünya turu yapamadım. Neredeyse tüm Akdeniz ve Karadeniz’i ve hatta Ege adalarını gezdik. Düşük tempolu bir deniz yaşamına başlamak isterken salgın başladı. Fakat, salgından sonra bir yaşam güçlüğü karşıma çıkmadı. Bu süreçte daha çok marinalarda kalmayı tercih ettik. Teknemiz yani evimizle marinalara konuk oluyoruz. 65 yaş üstü olduğumuz için bazı gereksinimlerimizi denizci dostlarımız karşıladı. Bu süreçte salgının insanoğluna yıkıcı etkisini ağır şekilde hissediyorum. En fazlada sevdiklerimle görüşememek ve onlara sarılamamanın özlemini çekiyorum. DADD üyesi denizcilerin arasındaki bağ bizlerin özgürlüğüne katkı sağlıyor” dedi.

Denizde yaşamanın ve geniş maviliklerin huzur ve dinginlik verdiğini belirten 70 yaşındaki Mine Uzunöz ise, “Şafak güneşin doğuşunu ve akşam mor renklerin armonisi eşliğinde batışını izlemek bir şölen. Dalgaların sesi, yunusların teknelerimizle yarışarak oynamasını seyrediyoruz. Salgın nedeniyle kendimizi izole ettik ve koruduk. Salgının ancak aşılanmanın tamamlanmasıyla yani 6 ayı bulan bir dilimde sonlanacağını düşünüyoruz. Bu süreçte de teknedeyiz. Deniz yaşamını terk etmeyeceğiz” diye konuştu.




















