1. Haberler
  2. Genel
  3. DOĞANIN KENDİNİ YENİLEMESİNE SAYGI DUYMAK… HALİT KONANÇ YAZDI

DOĞANIN KENDİNİ YENİLEMESİNE SAYGI DUYMAK… HALİT KONANÇ YAZDI

Dünya..! Evrende karasal ve sucul canlılığa yaşam hakkı sunduğu bilinen tek gezegendir. Dünyanın milyonlarca yıl sürdüregeldiği devamlılığı yenilemesi büyük ve sayısız küçük tektonik vb. değişimler ile mümkün oldu. Olmaya da devam ediyor. Gezegen..! Sayısız deprem, Volkan vb. küçük değişimler ve bilimcilerin verilerine göre 6 büyük tektonik değişim/yenilenme sonrası karasal ve sucul canlılığa yeni devamlılık koşulları sundu. Binlerce yıl öncesi yaşanan buzul çağı bilinen en son büyük tektonik değişimdir. Buzul çağının binlerce yıl önce sonlanmasına bağlı ısınma sürecine girmesi ve eriyen buzullar önce Karadeniz ile Akdeniz çukurunun Marmara ve boğazlar ile buluşmasına ve okyanuslara bağlanmasına neden oldu. Sayısız su ve kara canlı türleri gezegenin yeni yaşam düzenine değişim bağlamında periyodik göçler ve yerel yaşam alanları bularak uyum sağladı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

GEZEGENİN SORUNU İNSAN KAYNAKLI EKOLOJİK YIKIMDIR

17.nci ve 18’nci yüz yıl!
Gezegende insan kaynaklı müdahale değişim/ikamenin başlatıldığına dair kayıtlara geçti.

20.nci yüz yılın ikinci yarısı insan kaynaklı müdahaleler ivme kazandı.

İnsan; 21.nci yüz yılın henüz başında yeni küresel felaketin kapılarını ekolojik yıkım dahli de handiyse sonuna dek açarak bu değişimi adeta yangına benzin dökerek devam ettiriyor.
..

Kapitalizmin insan yaşamını kolaylaştıran “doğal olmayan” tercihleri; kimyasal, biyolojik, endüstriyel, sanayi, evsel ve zirai atıklar olarak doğaya dönüş yaparken doğanın ekosistem işleyişini olumsuz etkiliyor.

Endüstriyel üretim ve işleyiş; yer kürenin evrensel doğal dönüşüm yasasını yok sayma bağlamında ekosistemlerin ve barındırdığı populasyonların çökmesine neden oluyor.

Çöküş o kadar büyük ve geniş alanları kapsıyor ki!
Gezegenin mümbit kullanılmayan alanları bir yana tarıma elverişli karasal ve sucul yaşam alanları da hızla çöplüğe dönüşüyor…

Ekolojik çöküşe neden olan binlerce olaydan sadece biri bile telafisi mümkün olmayacak felaketin habercisi olduğunun belgesidir. İngiltere’nin çöplerini handiyse hibe karşılığı alanların merkezi hükümetin destek ve teşviki ile bu çöplerden plastik, sentetik vb. dönüşümü yüz yılları bulan yeni atıklara neden olduğunu düşündüğümüzde Marmara’nın yaşadığı ekolojik çöküşte müsilajın devede kulak kaldığını söylemek mümkün.

Merkezi hükümetin bilgisine sunulan okyanus, su, çevre bilimci gibi akademisyenler ve kuruluşların Marmara’nın kurtuluşuna dair hazırladığı 150 küsur maddelik rapordan da bu minvalde bahsetmek  gerekiyor. En iyimser yaklaşım ile uygulanabilir olacağını düşünüyor olsak bile merkezi hükümetin bu raporda sunulan çözüm önerilerinin bütününü dikkate alacağına en küçük ihtimali dahi veremiyorum.

Marmara denizinin 60 yıllarda başlayan ekosistemler arası işlevinin bozulmasına çözüm olacak önlemlerin başında balıkçılık yönetim ve uygulamalarına dair radikal kararların alınması gerekiyor.

Marmara’nın kurtuluşu!
Özünde dayanışma olan kooperatifçiliğin küçük balıkçıların örgütlülüğü bağlamında ele alınması ve iyileştirilmesi ile mümkün.

Neden mi???
Küçük balıkçı geçimlik bağlamında denizi ve kıyıları tarla gibi kullanır. Tarladan aldıklarının devamlılığının denizin bitki örtüsünü korumakla mümkün olduğunu bilir.

Endüstriyel balıkçı gibi denizin ormanlarını ve bitki örtüsünü yok ederek yağmalayan ve talan eden değildir. Olamazda…!!!

Binlerce küçük balıkçı
Marmara denizi ve kıyılarının bekçileri olma hakkından mahrum edilerek sistemin işleyişine adeta pranga ile mahkum oldular.

Hal böyle olunca
Marmara ve boğazlardaki binlerce küçük balıkçı endüstriyel işleyişe bağlı oluşmuş örgüt ve yapılar içinde konu mankeni bile değiller.

Küçük balıkçılar!
İki elin parmakları kadar olan şirketlerin çıkarı bağlamında
sayıları 200’ü geçmeyen…
Göbeğinden küresel endüstriyel balıkçı şirketlerine bağlı yerli ve  milli şirketlerin çıkarlarını koruma bağlamında sözde büyük balıkçılar için kurulmuş örgüt, kooperatiflerin sayısal envanteridir…

Kangrene dönüşmüş sorunun özüne bu minvalde bakarak çözüm üretilmesi gerekiyor…

Hırsızlara dokunmayacaksınız yasaları ile baypass edilen
Küçük balıkçılara yönelik çözüm üretilemez ise onlara kıyıları üç kuruşluk teşvikler ile korumakla görevlisiniz denilemez.

Kıyıları korunma görevi;
kolluk güçleri, sahil güvenlik vd. önlemler ile havanda su dövmekle devam eder.

Bu tür önlemler; aşırı yüksek maliyetli ve dış denetimlere kapalı oldukları için şirket balıkçılığı dahli de suistimallere de açıklık arz eder.
Hal böyle olduğu için deniz ve kıyıların istenilen koşullarda önlenmesi mümkün olmaz.

Denetim ve kontrolden sorumlu kurum çalışanlarının bazılarının denizin mafyaları ile gayri resmî ne kadar uyumlu olduklarını da bu vesile ile hatırlatmak isterim.

 

Var sayalım ki Marmara’yı müsilajdan arındırmak için kıyıları derin deşarj gibi yollarla kirletenlere karşı tüm önlemleri alarak;

Doğal olmayan mal/meta üreten sanayicilere ağır yaptırımlar uyguladınız.
Marmara çevresindeki tarımı da endüstriyel tarımdan arındırdınız.
Dere ve ırmakları koruma bağlamında temiz tatlı suyun Marmara’ya ulaşmasına olanak sundunuz.
Ve daha sayamayacağım bir sürü önlemleri de aldınız.

Yeterli olacak mı?
Sorun(lar) bitecek mi???

Hayır..!!!  bitmeyecek…

Denizin orman ve bitki örtüsü korunmadıkça yeni müsilajlar faklı versiyonlara dönüşerek işlevini sürdürecek…
..

Denizin orman, çayır mera gibi bitki örtüsünü koruyan geleneksel avcılık yapan bilge küçük balıkçılardır.

Onlara kendilerini ulus ve uluslararası doğrudan temsil eden kooperatifçiliği kurma hakları verilmeden ne Marmara’yı ne de diğer denizlerimizi ve kıyılarımızı korumak mümkün olmaz…

Halit Konanç
Şişli Kent Konseyi
Gıda,Tarım ve Kooperatifçilik Başkanı

DOĞANIN KENDİNİ YENİLEMESİNE SAYGI DUYMAK… HALİT KONANÇ YAZDI
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!