İKLİM KRİZİ VE DÜNYA
Gezegenimizi tehdit eden iki önemli çevre sorunu iklim krizi ve doğa kaybı olarak öne çıkıyor. İklim krizinin etkilerini artık inkâr edilemeyecek bir şekilde yaşıyoruz. Sıklığı, şiddeti ve ölçeği artan orman yangınları, seller, kıyı bölgelerinde deniz seviyelerinin yükselmesi, sıcak hava dalgaları ve kuraklık olayları… Doğal alan ve canlı yaşam çeşitliliği de insanlık tarihinde görülmemiş bir hızla kaybediliyor. İnsan dâhil birçok tür risk altında bulunuyor. İnsanın sağlığı ve doğanın sağlığı birbirine bağlı ve tek. Soluduğumuz temiz hava, içtiğimiz su ve beslendiğimiz toprak her gün artan bir baskıya maruz kalıyor. İklim krizinin etkilerine karşı yol kat edememek ise, daha fazla yıkım ve doğa kaybı anlamına geliyor. Bu durum, mevcut ekonomik ve politik krizleri daha da derinleştiriyor. İnsanlık bugün çifte krizle karşı karşıya.

Bu mücadelede seçim sürecinden geçecek olan ülkemizin de hızla gerekli önlemleri alması ve ekonomide yeşil dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Türkiye’nin yeşil dönüşümü için aşağıdaki adımları da kapsayacak yeni bir eylem planı kritik öneme sahip olacak:
– Tatlı su kaynaklarının korunması için tarımda modern sulamaya, sanayide temiz üretime geçilmesi,
– Tarım politikalarının ve teşvik sistemlerinin toprak sağlığını koruyacak ve onarıcı tarım uygulamalarını destekleyecek şekilde düzenlenmesi,
– Biyolojik değerlerimizin daha iyi korunması için korunan alanlarımızın %30 seviyesine çıkartılması; mevcut korunan alanlarımızın ve türlerimizin daha etkin korunması,
– Etkili atık azaltımı için depozito sisteminin bir an evvel hayata geçirilmesi,
– Doğa ihallerine izin vermeyen denetim sistemlerinin kurulması,
– Enerji politikasında kömürün yerini hızla güneş ve rüzgâra bırakması.
– İş modelleri ‘doğa pozitif’ olmalı

Gidişatı tersine çevirmek, doğa ile ekonomiyi karşı karşıya getiren değil, birbirini destekleyen iki olgu olarak gören yaklaşımlardan geçiyor. Bunun en iyi yolu da ‘doğa temelli çözümler’. Acil olarak doğadaki tür ve alan kaybına son verip, eksiden artıya, “doğa-pozitif” bir ülke olma yönünde ilerlememiz gerekiyor. Doğayı sınırsız bir kaynak olarak gören “üret, kullan, at” anlayışına dayalı yaklaşımı bir kenara bırakarak “azalt, tekrar kullan, geri kazan” anlayışına geçmek zorundayız.


















